Ümit Zileli
10 Nisan 2021

Yine mi kumpas!..


Amiraller Duyurusu” ile ilgili art arda ortalığa saçılan bilgi ve belgeler, ilk yayımlayan kişinin “itiraf” gibi açıklamaları “işin içinde kumpas mı var?” sorusunu da ciddi biçimde gündeme taşıdı…

Mesela, iktidara yakınlığı ile bilinen internet haber sitesi AvazTürk’ün Genel yayın Yönetmeni Zihni Çakır’ın Halk TV’deki açıklamaları ortalığı ayağa kaldırdı! Bu zatın söylediklerinden önce kimliğine ve Ergenekon-Balyoz kumpası sırasında yazdıklarından, mahkemelerdeki iddialarından söz etmek gerekiyor…

Ergenekon soruşturması başladığında en ipe sapa gelmez, akıllara seza iddiaları kaleme alan “gazeteci” sıfatlı kişiydi Zihni Çakır… Hakkında onlarca dava açıldı, çoğundan da mahkum oldu. Ancak davacılar bu kişiye bir türlü ulaşamıyordu, çünkü bu zat bir kooperatif yolsuzluğundan hapisteydi o sıralarda!..

Bir baktık, Ergenekon duruşmasında tanık olarak ortaya çıktı; yaptığı şey, asılsız çıkan iddialarına yeni kılıflar üretmekti! Ancak bir şey daha yaptı, “1 Numara” kimdir onu anlattı!.. Hem de ne anlatma; tarifiyle, boyuyla, posuyla adresi ile birlikte şöyle tarif ediyordu Ergenekon’un “1 Numara”sını:

Otoriter, 1.65 boylarında, 65 yaşlarında, göçmen tipli, sarışın. İki kızı var. Ankara’da Dikmen-Öveçler’de bir apartmanın giriş katında oturuyor!..

Detaylı tarife bakar mısınız! Çakır, bu kişinin emekli Tuğgeneral olduğunu, kendisiyle sıkça görüştüğünü, defalarca evine gittiğini söylüyordu. O kadar samimiydiler ki, 1 numara ondan Başbakan’ı dinlemek için dinleme cihazları bulmasını ve bir otel bulmasını bile isteyebiliyor, bu da otel ayarlıyordu!..

Zihni Çakır büyük heyecanla anlatırken sanık avukatları malum soruyu sordu:

1 Numara’nın adı ne?

Bilmiyorum!

Şaka yapmıyorum; Çakır, sık sık görüştüğü, otel bile ayarladığı 1 Numara’nın adını bilmiyordu, iyi mi! “Yok artık” dedi avukatlar, “Kapıcısına da mı sormadın adını?” Yine “Hayır” diye yanıt verdi “gazeteci” sıfatlı numaracı!..

Tarihe de “numaracı” dipnotuyla geçti!

“Önce bana ve AKP’li bir bakana gönderildi!”

Kumaş bu!..

Gelelim, hazretin Halk TV’deki açıklamalarına… Bu arkadaş Amiraller Duyurusu’nun kendisine 3 Nisan gecesi 23.10’da geldiğini, 23.27’de AvazTürk’ün haber paneline yüklediğini ancak pasifte tutarak önce “kaynaklarıyla” görüştüğünü ve teyidini aldıktan sonra 23.40’ta  “Cuntacılar” başlığıyla yayınladığını anlattı. Daha sonra da 23.50 civarında sosyal medyadan paylaşmıştı…

Bu zat, duyuruyu imzalamayan 3 Amiral kaynağı olduğunu, onlardan biriyle konuştuğunu, aynı kaynağın kendisine bu metnin zaten AKP’li bir bakana da gönderildiğini söylediğini belirtti. “Niçin gönderilmiş?” sorusuna da şu yanıtı verdi:

Bir darbe çağrışımı yaptığını düşündükleri için göndermişler!..

Bu itiraf, aslında Amirallerin o metni geceyarısı yayınlamak düşüncesinde olmadıklarını, iktidar cenahının durumdan haberdar olduğunu, sızıntı yoluyla kamuoyunun karşısına çıkarıldığını da net bir şekilde ortaya koyuyor!..

Bitmedi;  açıklamayı yayınlanmadan önce gören ve imzası bulunmayan Emekli Amiral Semih Çetin, kendisine gönderilen “son taslak” ile yayınlanan duyuru arasındaki farkları programda  şöyle anlattı:

Son taslakta ‘Yüce Türk Milletine’ ifadesi yoktu. Başında “Basın Duyurusu” yazıyordu. Yayınlanma tarihi ise 6 Nisan’dı. Fakat 4 Nisan’da basına sızdı!..

Çetin imzalamama nedenini de şöyle açıkladı:

Bildirideki bazı kişilerin Balyoz sürecindeki vefasızlıkları nedeniyle imzalamadım!

10 yıl önceki “kumpas” metodlarını nasıl anımsatıyor değil mi!..

Bir tehdit ve ABD’nin Karadeniz çıkışı!

Bu arada gözaltındaki emekli amirallerin avukatı tehdit edildi!..

Avukat Şule Nazlıoğlu Erol, “Bana tehditler gelmeye başladı. Amiralleri savunmamı istemiyorlar” diyerek aldığı tehdit telefonunun ayrıntılarını şöyle paylaştı:

Tehdit edildim. Arayan kişi “Bu soruşturmayı alma, senin için iyi olmaz. Müvekkillerine söyle imzalarını geri çeksinler” dedi.

Arayan biliyor muydu, bilmiyorum ama avukatın telefonu yapılan her konuşmayı kayıt altına alıyordu! Avukat Erol, vakti zamanı geldiğinde bu kaydı açıklayacağını da belirterek, “Kim” sorusuna şu yanıtı verdi:

Birazcık akıl yürütülürse kim olduğu anlaşılır!

Amiraller Duyurusu, Montrö üzerinde tartışma yaratmanın Karadeniz ve tabii Türkiye açısından sakıncalarını anlatıyordu ve ilk atak ABD’den geldi:

ABD, 2 savaş gemisini Karadeniz’e göndereceğini ve 4-5 Mayıs’a kadar döneceğini diplomatik kanallar aracılığı ile Türkiye’ye bildirdi!

Daha geçenlerde Ukrayna ve Gürcistan’a NATO üyeliği sözü veren ABD, Karadeniz’i bırakın ısıtmayı, fokur fokur kaynatmak için bastırmayı sürdürüyor!..

Yazarlar

Yine mi kumpas!..
Ümit Zileli