Ahmet Takan
12 Kasım 2020

Yine masada kaybediyoruz!..


Damat fırtınasından gözümüze kulağımıza kum doldu!.. Neredeyse yanı başımızdaki son derece hayati gelişmeleri ıskalayacaktık. Azerbaycan ile Ermenistan arasında Dağlık Karabağ’da başlayan çatışmalar, Ermenistan’ın teslim bayrağını çekmesinin  ardından sona erdi. Rusya’nın arabulucuğunda ortak bir bildiriye imza atıldı. Anlaşmanın açıklanmasıyla birlikte Türk medyası nedense (!) konuyu sadece Türkiye sahada da yer alacak, Türk-Rus ortak barış gücü devriye atacak noktasından ele aldı. Ancak saatler geçince bunun da böyle olmayacağı ortaya çıktı.

Bu husus, Rus dışişleri ve Kremlin’e defalarca soruldu hep aynı cevap alındı. Anlaşma metninde de zaten “Türk barış gücü”, “Türkiye” ifadeleri yok. Rus dışişleri bu maddeleri okuyarak biraz da alay edercesine bunu yeniden yeniden gösteriyordu.

Hatta, Aliyev de anlaşmanın 5’nci maddesine atıf yaparak Türk askerinin de barış gücü görevi olacağını söylemişti. Rus yetkililer bunun barış gücünden farklı bir şey olduğunu ve bir gözlem merkezinin kurulacağını belirtiyorlardı. Fakat bu açıklamayı yaparken de başka bir durumu da açığa çıkarıyorlardı.

Kremlin Sözcüsü Peskov, Türkiye ile Karabağ konusunda Azerbaycan topraklarında yer alacak gözlem merkezi üstünden işbirliği yapacaklarını söyledi. Peskov “Rus-Türk ortak barış güçlerinden bahsedilmedi. Bu konu hiçbir zaman ele alınmadı. Türkiye ile ortak işbirliği bölgemiz Karabağ’da yer almayacak, Azerbaycan topraklarında yer alacak, burada bir izleme merkezi oluşturulması söz konusu” dedi.

Hemen hemen aynı ifadeler Rus dışişleri sözcüsünden de geldi. İlave olarak, barış gücüyle gözlem merkezinin farklı mekanizmalar olduğunu belirtti. Anlaşılan o ki; Rusya Türkiye’ye sahada rol vermek istemiyor ama konuyla ilgili anlaşmanın muhatapları olarak Rusya-Azerbaycan arasında kurulacak bir merkezde Türkiye’nin Azerbaycan’ın yanında yer almasına ses çıkarmayacak.

Burada dikkat çekici olan şey söz konusu izlememe veya gözlem merkezinin Karabağ’da değil Azerbaycan topraklarında olacağına vurgu yapılması. Bu ayrımı yapmak Karabağ’ın Azerbaycan toprağı olmadığı mesajı vermekten başka ne olabilir?..

★★★

Öncelikle Azerbaycan’ın hakkını teslim etmek lazım. Azerbaycan Türk Ordusu’nun askeri zaferi kutlu olsun. Azerbaycan’ın Bayrak Günü’nde imzalanan bu anlaşma metninin detaylarına ve nasıl uygulanacağına bakıldığında her şey o kadar da iyi değil gibi. Yiğidin hakkı yiğide teslim edilmemiş gibi. Türkiye’de içeriği hiç bilinmeyen anlaşma metnini savunma, güvenlik, dış politika analisti, emekli Deniz Kurmay Albay Cahit Armağan Dilek’e sordum. Olup bitenleri görünce gözleriniz fal taşı gibi açılacak. Cahit Armağan Dilek anlaşmayı şöyle analiz ediyor;

Azerbaycan’ın mutlak askeri zaferi maalesef anlaşmaya yansımamış gözüküyor. Evet, 3 rayon savaşmadan teslim alınıp 7 rayonun hepsi kurtarılmış oluyor. Bu çok önemli bir başarı. Evet, Nahçıvan’ı Azerbaycan’ın ana toprağına bağlayacak bir ulaşım hattı (ekonomik ve insani hat diyelim) Ermenistan’a ait Zengezur üzerinden açılacak. Bu çok önemli bir kazanım. Ama hat Ermeni toprağı, kontrolü ve yönetimi Rusya’da. Yani öyle Türkiye’yi Türkistan dünyasına bağlayan serbest koridor değil.

-Bunun karşılığında olduğu anlaşılan 5 km. genişliğinde Laçin’de bir koridor açılacak. Karabağ ile Ermenistan bağlantısı sağlanacak. Ama Laçin’deki bu koridor ise Ermenistan’a bağlı olacak. Bu koridorun güvenliği de Rus barış gücü tarafından sağlanacak.

Her iki koridor da Ermenistan hakimiyetinde ve Rus koruma ve kontrolünde.

-Taraflar imza saatindeki pozisyonlarını koruyacak. Rayonlar teslim edilecek ama metinde Karabağ’da Azerbaycan tarafından “kurtarılmamış” yerlerdeki Ermeni birliklerinin Ermenistan’a çekileceğine ilişkin bir madde yok. Ayrıca Rus ordusu Karabağ’daki temas hatlarına yerleşecek.

Karabağ’daki Ermeni ordusu temas hattında olmayacak ama yanlarına Rus ordusu geliyor. Karabağ Ermenistan irtibatı Rus himayesinde sürecek. 27 Eylül öncesinde Karabağ sınırları içinde olan bazı yerler kurtarıldı ama Karabağ daha küçültülmüş toprak parçası halinde yine Ermenistan kontrolünde kalacak. Hem de bu sefer Rus korumasıyla desteklenerek.

Bu koruma en az 5 yıl süreyle güvence altına alınmış durumda. Taraflar itiraz etmezse 5’er yıllık süreçlerle uzatılacak. Azerbaycan toprakları Ermeni işgalindeydi. Önemli bölümü kurtarıldı ama Karabağ’da tam olarak sonlanmadığı gibi ikinci bir yabancı güç de Karabağ’a girmiş oldu.

-Şuşa’nın da düşmesiyle aslında yapılması gereken işgal altındaki diğer rayonların ve Karabağ’ın askeri harekatla kurtarılması olmalıydı. Böylece Rus barış gücüne falan da gerek kalmayacaktı. Hatta savaş tazminatı olarak Zengezur üzerinden Nahçıvan’a koridor da Azerbaycan kontrolünde olacak şekilde istenebilirdi. Çünkü dağılmış ve kaçan bir Ermeni ordusu vardı. 3 gün süre tüm asker ve milislerini çek desen zaten koşarak yapacak durumdaydı. Fotoğraflar bunu gösteriyordu ama olmadı. Bir el ve şey bu anlaşmayı getirdi.

-Türkiye her şeyiyle Azerbaycan’ın yanındaydı. Ama Rusya ta en başından buyana Türkiye’nin Rusya’nın arka bahçesinde dolaşmasını istemediğini net biçimde gösteriyordu. Minsk grubuna vurgu yapıyor, Türkiye-Rusya ikili mekanizmasını ağzına bile almıyordu. Günün sonunda da öyle oldu. Laçin koridoru ve Karabağ’daki temas hatlarında Rus barış gücü olacaktı.

Bu anlaşmanın en rahatsız edici yanı Azerbaycan topraklarında Rus barış gücü konuşlanması ve Ermenistan ile Karabağ arasında irtibatın halen devam edip olacak olması ve küçülmüş topraklarıyla Karabağ’ın da Rus kontrolünde olması…

-Azerbaycan topraklarındaki tüm Ermeni işgalinin askeri harekatla kurtarılmasıyla Karabağ’ın statüsünün müzakeresi, uluslararası alanda tartışılması durumu olmayacaktı. Onun için her şeyin bittiği bir anda ateşkes ve anlaşma Azerbaycan lehine olmamıştır.

-Azerbaycan sahadaki zaferi ve başarıları anlaşma metnine aynı şekilde yansımamış ama anlaşma metni Rusya’ya Azerbaycan topraklarında alan açmış, yeni etki alanları yaratmış gözüküyor. Rusya adeta Karabağ Azerbaycan değildir mesajı veriyor.

Bu haliyle evet Karabağ çevresinde işgal edilen topraklar kurtarıldı, Azerbaycan Türkleri topraklarına dönebilecek ama Karabağ küçülmüş topraklarıyla Rus himayesinde dondurulmuş sorun olarak en az bir 30 yıl daha ortada olacak.

★★★

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Yine masada kaybediyoruz!..
Ahmet Takan