Ümit Zileli
10 Kasım 2020

Yeni Türkiye’de istifa sefaleti!..


Yıllardır kafamızın üzerinde sürekli çalınan bir trampet vardı:

Eski “vesayet” Türkiye’si bitti, artık “Yeni Türkiye” var!

İşte, bu “yeni” Türkiye’de, önceki akşam, benzeri ancak kabile devletlerinde görülebilecek bir istifa olayı yaşandı! Merkez Bankası Başkanı AKP’li Cumhurbaşkanı tarafından görevden alınarak, yerine Maliye eski Bakanı sıfatlı ve de partili bir kişi atandıktan kısa bir süre sonra, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak Instagram yoluyla istifa etti! Ama ne istifa; eski Başbakan, Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun deyişiyle söyleyeyim:

İlkokul düzeyinde bir Türkçe ile, demokrasilerde asla görülmeyecek bir istifa!

Kötü Türkçe yanında mesajlarla dolu bir istifa aynı zamanda! Eski Türkiye’de, istifa bir kağıda yazılır, muhatabı kimse ona iletilir, sonra da konuyla ilgili resmi bir açıklama yapılırdı.

Bu dönemde, istifalar sosyal medyadan yapılıyor!

Resmi açıklamadan vazgeçtim; ilk saatlerde istifanın gerçek olup olmadığı bile tartışıldı, iyi mi! Allah’tan bakan danışmanı doğruladı da istifanın gerçek olduğu öğrenildi! Bu yazının yazıldığı sırada istifanın üzerinden 20 saate yakın zaman geçmişti ve ne saraydan ne de iktidar partisinden “tık” çıkmıştı!

Güleyim mi, ağlayayım mı bilemiyorum; bu istifa yanaşma medyada hiçbir şekilde yer almadı; diğer bir deyişle milletten saklandı! İçeriğe geçmeden önce RTÜK üyesi gazeteci arkadaşım İlhan Taşçı’nın içimi acıtan şu açıklamasını da paylaşayım sizlerle:

1780 radyo ve televizyonun yalnızca beşi Albayrak’ın istifa haberini verdi. Bu gazeteciliğin bittiğinin resmidir!

“Allah sonumuzu hayreylesin!”

Ben en çok istifanın gerekçesine güldüm:

Sağlık sorunları nedeniyle!

Gerçi biraz fazla terliyordu ancak, sayın bakanın maşallah yüzünden kan damlıyordu! Hastalık gerekçesi biraz komik kaçtı bu nedenle! Mesajlara gelince; işte onlar deyim yerindeyse “deve dişi” gibiydi. Art arda sıralayayım:

At izinin it izine karıştığı, Hak ve Batıl’ı ayırt etmenin zorlaştığı böyle zamanlarda…

-Allah sonumuzu hayreylesin!

At izi ile it izi meselesini ancak Albayrak izah edebilir… Ancak, Türkiye’nin başaşağı çivi gibi çakıldığı sürecin “ikinci adamı” olarak istifasını “Allah sonumuzu hayreylesin…” cümlesiyle bitirmesini büyük bir hayretle okudum!

Öncelikle, Albayrak’ın hiç ehemmiyet vermediği, son olarak “istesek düşürürüz” dediği dolar, piyasaların açıldığı saatlerden itibaren şu saatlere kadar sert düşüşlerle 8 liraya kadar geriledi, iyi mi! Diğer bir anlatımla Bakan Bey, istifasıyla doları düşürmeyi, TL’ye değer kazandırmayı başardı!

Haa, bu arada Albayrak’ın hiç önem vermediği kur artışı nedeniyle Şehir Hastaneleri’ne 62 milyar TL’ye yakın fazladan para ödendi. Berat Bey’in istifa ettiği zaman diliminde, Cumhuriyet Gazetesi Sayıştay’ın tespitini haber yapıp bu parayla neler yapılabileceğini de şöyle anlattı:

Bu parayla 14 adet Avrasya Tüneli, 12 adet Osmangazi Köprüsü, 8 adet Çanakkale Köprüsü, 6 adet Yavuz Selim Köprüsü yapılabilirdi!

Her şeyi Berat Bey mi batırdı!

Böyle bir yorum yapmak epey insafsızca olur doğrusu…

Her şey sarayın kontrolündeyken, ve “Tek adam” faizlerin düşük tutulmasında gayet ısrarcıyken, bu duruma karşı çıkabilir miydi Hazine ve Maliye’yi yöneten Bakan? Bunun net ve basit cevabını hepimiz biliyoruz:

Hayır!

Ancak, soru şöyle de sorulabilir; maliyeden anlayan herhangi biri, ekonomiden nasibini almış bir uzman, ekonomi bilimini alt üst edeceği taa en başından belli olan saray politikası karşısında, boyun büküp teslim olacağına, bu görevi reddetmeli ya da daha ilk başlarda affını istemeli miydi?

Evet!

Peki, aileden olan, Cumhurbaşkanının damadı olan, bakanlık koltuğuna oturması bizzat Cumhurbaşkanı tarafından istenen Berat Bey bu isteğe karşı koyabilir miydi?

Tabii ki hayır!

Biliyorum, Dostoyevski’nin “Suç ve Ceza” romanı tadında oldu sorular ama ne yazık ki gerçek bu; liyakati hem de her alanda kapı dışarı edip “Nepotizm” aşkına yenik düşenler yani akraba veya adam kayırmacılık şehvetine kapılanlar, bunun bedelini er geç öderler…

Ama olan koskoca ülkeye ve millete olur!..

Haa, bu arada istifanın üzerinden 21 saat geçti, iktidar cephesinden hâlâ “tık” yok! AKP’li Cumhurbaşkanı sarayda “Büyükelçiler Toplantısı’nda” ser verdi, sır vermedi! Kulisler “belki AKP MKYK toplantısı sonrası” diyor…

Hale bakar mısınız!..

NOT: Sevgili kardeşim Müyesser Yıldız özgürlüğüne kavuştu. Dava ve savcı mütalaası için laf etmeye ise hiç gerek yok. Zaten sevgili Müyesser savunma bile yapmadı. Onun yerine gazeteciliği anlattı!..

Yazarlar

Yeni Türkiye’de istifa sefaleti!..
Ümit Zileli