Memduh Bayraktaroğlu
8 Ocak 2022

Yaşasın özgür bilim, yaşasın samimi dindarlık…


Bilim, tarih boyunca, bilinmeyenleri bildirdi…

Ama…

Bunu:

Laboratuvar ortamında kanıtlayarak yaptı…

Kanıtlanmamış hiçbir tez:

“Kanun” olarak kabul edilmedi…

Kanıtlananlar bile:

“Aksi kanıtlanana kadar” notuyla açıklandı…

Ve canlarım…

Bilim hiç kimseye:

“Tanrıya inanmayın” demedi…

Demiyor da…

Çünkü bilim ve din farklı kulvarlardaydı…

Çünkü bilim inançlara saygılıydı…

Bilimin istediği:

Dindarların ve din adamlarının da bilime karışmamaları…

Bilimsel çalışmaların engellenmesi için egemen sınıflara (Tabii ki saraylara) baskı yapmamasıydı…

Yani…

Bilim diyordu ki:

“Biz sizin inançlarınıza saygılıyız, siz de bizim bilim özgürlüğümüze saygı duyun, bizlere ayak bağı olmayın…”.

Her inanca saygılı…

Ama bilimi inancın önüne koyan uluslar:

Demokrat ve zengin…

İnancı bilimin önüne koyan yığınlar ise…

Az gelişmiş…

Ya da:

“Gelişmekte olan ülke” yalanı üzerinde:

Patinaj çekerek yollarına devam ediyorlar…

NASIL BİR SİYASİ EKİP LAZIM?

Bugün, cevabı en çok merak edilen sorulardan biri:

“Yeni iktidar (ki millet ittifakı olacağa benziyor), Erdoğan’ın bırakacağı ekonomik, sosyal ve dış politik enkazdan çıkış yolu bulabilir mi?..”.

Elbette bulabilir…

Ama…

Bunun için…

Halkın güveneceği…

Sadece bir dönem değil…

İkinci dönemde de mutlaka seçeceği:

Kararlı…

Sorumluluk sahibi…

Kamuya ait ihaleleri ve işe alımları:

Şeffaf ve gerçekten kamu yararı gözetilerek gerçekleştirecek…

Parlamento’nun ve Yargı’nın bağımsız iradesine katiyen müdahale etmeyecek…

Merkez Bankası özerkliğine saygı gösterecek…

Dünyadaki bütün ülkeler için “dostumuz” diyebilecek bir:

Siyasi ekip lazım…

Yani canlarım…

Limanları 49 sene ve ihalesiz veren…

Merkez Bankası’nı…

Şahsi bakkal dükkânının kasası gibi kullanan bir iktidarla…

Bir ülkenin ekonomik sorunlarını çözemezsiniz…

BU KAVGA NİYE?..

İçimizde, “deprem olsun” diye bekleyen…

“Deprem” olursa büyük keyif alacak kimse olduğunu zannetmem…

Ama…

Onlar deprem olmasını istemiyor diye…

Şartları oluşmuşsa eğer…

Deprem:

O topraklardaki mekânları yıkmaktan vazgeçecek değil…

Küreselleşme de öyle bir şey…

Evet…

Pek çok kimse için küreselleşme deprem kadar yıkıcı…

Ama…

Günümüzün gerçeği…

Canlarım…

Nasıl ki bilim insanları:

“Deprem değil tedbirsizlik ve çürük yapılar öldürür” diyerek…

Bu en feci doğal afetin bile…

Can kaybına sebep olmadan atlatılabileceğini anlatıyorsa…

Küreselleşme de öyle…

Tedbirli…

Ve…

Hazırlıklı olunduğunda…

Ulusları zengin bile edilebilir…

Demek istemem o ki…

AKP’den sonra ülkeyi yönetme ihtimali giderek yükselen muhalefet partileri ve halk…

Küreselleşme gerçeğini kabul etmeli…

BANA DA BİLDİRİN…

Canlarım…

Kötü bir algı sözcüğüydü…

Sanırım ilk kullanan…

Maliye ve Hazine eski bakanlarından Berat Albayrak

Son kullanan ise Erdoğan’dı:

“En kötüsü geride kaldı…”.

Bir ülke ekonomisini yönetenler gerçekçi olmalı…

İyiyi söyledikleri kadar…

Kötüyü de kabul etmeliler…

Ve canlarım…

Ekonomiyi yönetenler…

Şu soruların cevaplarını bilmeli…

“iyi giden ne, kötü giden ne?..”.

“İyi giden neden iyi gitti, neden iyi gidiyor?..”.

“Kötü giden neden kötü gitti, neden kötü gidiyor?..”.

Siz bugüne kadar…

Erdoğan ve ekibinden herhangi birinin…

Bu soruların cevabını verdiğine…

Çözüm ürettiğine tanık oldunuz mu?..

Eğer tanık olduysanız lütfen…

Ne zaman?..

Ve neler anlattıklarını bana da bildirin…

BU DA BENİM FİKRİM…

AKP’li Gaziantep/Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, 60 Milyon TL maliyetli binicilik ve okçuluk tesisi ihalesi yapmış…

Belediye Meclisi Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Hasan Şencan’a göre…

Oysa aynı parayla çok rahat:

“Halk Ekmek” fabrikası kurulabilirmiş…

Peki neden ekmek fabrikası değil de binicilik ve okçuluk?..

Şencan:

“Saraya yaranmak için…” diyor.

Ben ise düşündüm ve kendi kendime dedim ki…

Belki de:

F-35 projesinden çıkarılınca?..

“Hiç olmazsa binicilerimiz ve okçularımız güçlü olsun…” diye düşünmüşlerdir…

Yani…

Benimki de bir fikir nihayet…

YORUMLARINI SİZ YAPIN LÜTFEN…

İsmet İnönü:

“Eğer bir memlekette erbabı namus, laakal eşşira kadar sabur olmazsa, o memleket behemahal batar…”.

Günümüz Türkçesiyle:

“Bir ülkede namuslu insanlar, en az namussuzlar kadar cesur olmazsa, o ülke mutlaka batar…”.

Kim söylemiş bilmiyorum ama bir de şu söz var:

“Çalkantılı zamanlarda iyi insanlar da en az kötüler kadar kötü olmalı!..”.

Ve…

Einstein’ın söylediği tahmin edilen bir başka söz:

“Dünya kötülerin değil, kötülüğe göz yumanların tehdidi altında…”.

Yorumlarını siz yapın lütfen…

 

Yazarlar

Yaşasın özgür bilim, yaşasın samimi dindarlık…
Memduh Bayraktaroğlu