Kocaelispor beraberliği sonrası kopan fırtınaya bakınca insanın aklına tek bir soru geliyor: “Bu gerçekten bir eleştirel yaklaşım mı, yoksa birikmiş hesapların sahaya sürülmesi mi?” Dün görmezden gelinen detayların bugün “büyük kusur” diye servis edilmesi bize başka bir şey söylüyor. Fotoğrafın tamamını görmek için bir adım geri atmak gerekiyor. Okan Buruk’un “Kadro sızıyor, içeride hain var” gibi ifadeler kullanması ve sonrasında Kocaelispor cephesine yönelik sözlerinin ters tepmesi... Bunlar, teknik direktörün kendi cephesinden attığı taşlar olarak zaten gerilmiş olan zemini kırılgan hale getirdi. Ama bu gerçek, bugün yaşanan tabloyu tamamen açıklıyor mu? Hayır.
✶✶✶
Çünkü bugün gördüğümüz şey, hâlâ ölçüyü aşan bir refleks. Geçmişte biriken ne varsa aynı anda ortaya dökülüyor. Yani konu Kocaelispor beraberliği değil. O beraberlik, sadece kapıyı açtı. Futbol bazen çok acımasızdır. Kazanırken görmez, kaybederken hatırlar. Zirvedeyken alkışlayanlar, sendelediğin anda sıraya girer. Çünkü düşeni eleştirmek kolaydır, onu savunmak kimsenin işine gelmez.
✶✶✶
Okan Buruk’un hataları yok mu? Elbette var. Üslubu tartışılır, tercihleri sorgulanır. Göztepe sonrası yaptığı açıklamalar da bu eleştirinin bir parçasıdır. Ancak mesele şu: “Bu hatalar dün de vardı, bugün de var. Eğer aynı başlıklar sadece puan kaybı sonrası gündeme geliyorsa, orada analizden çok pozisyon alma vardır.” Oysa gerçek değerlendirme şunu gerektirir: “Aynı eleştiriyi kazanırken de yapabilmek. Yoksa bu döngü hiç bitmez. Bir gün alkışlanan, ertesi gün hedef olur. Ve biz hâlâ futbol konuştuğumuzu sanırız.” Ama aslında yaptığımız şey çok daha eski, çok daha tanıdık. Vurun abalıya.