Ümit Zileli
25 Aralık 2019

Varlık Vergisi!..


Son günlerde gündemin ilk sırasına iktidarın koyduğu bir vergi uygulaması oturdu:

Değerli Konut Vergisi!..

Üzerinde büyük tartışmalar yapılmaya başlandı; sonuçta, toplumun bir kesimine konulan, iktidara yakın odakların ve yanaşma medyanın “zengine vergi” diye sunduğu bu uygulama, 77 yıl önce 2. Dünya Savaşı sırasında, 1942 yılında çıkarılan, yaklaşık bir yıl süreyle uygulanan bir vergi ile özdeşleştirildi:

Varlık Vergisi!..

Önce o yıllara gitmekte fayda var… Ama önce bir devlet adamı ile tanıştırmam lazım sizi; adı Cahit Kayra… 1917 doğumlu, yani tam 102 yaşında! Halen sağlıklı bir şekilde yaşamını sürdürüyor, kitap yazıyor… Varlık Vergisi esnasında görev yapan maliye heyetinin en genç üyesiydi! Daha sonra bir çok önemli görevde bulunan Kayra, CHP’den milletvekili oldu, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yaptı!..

Savaşın en kritik döneminde gündeme gelen Varlık Vergisi üzerine yıllar içinde pek çok tartışma yaşandı. Bu konuda 2011 yılına kadar yazılmış yalnızca bir kitap vardı:

Dönemin İstanbul Defterdarı Faik Ökte’nin kaleme aldığı “Varlık Vergisi Faciası”

Ancak 1952’de yayınlanan bu kitapta Ökte savunmacı, kendini aklamaya yönelik davrandığı eleştirileriyle karşılaştı. Bu vergilerin tahsil edildiği süreçte satın aldığı bir büyük köşk ise bu iddialara kanıt gösterildi!..

Cahit Kayra bugün, o dönemin yaşayan tek tanığı! 2011 yılında iddialara karşılık olarak “Savaş Türkiye Varlık Vergisi” kitabını kaleme aldı.

Niçin Varlık vergisi?..

2.Dünya Savaşı 1939’da başladı, yaklaşık 7 yıl sürdü!..

Türkiye başından itibaren bu savaşa girmemek için büyük gayret sarf etti…

-O dönemde nüfusumuz 18 milyon, silah altına aldığımız insan sayısı ise 1 milyondu! Bu korkunç bir rakamdı…

-1 milyon askeri beslemek, sınırlarda barındırmak ise çok büyük harcama gerektiriyordu. Devletin 1939’da 390 milyon TL olan bütçesi 1942’de iki buçuk katına ulaşmış, 900 milyon Tl olmuştu!.

-Banknot basmak gibi geçici çareler işe yaramayınca çaresiz kalan hükümet, bedeli daha sonra ödenmek üzere köylünün hayvanlarına el koydu…

-Bu da çare olmayınca Toprak Mahsuller Kanunu çıkarılarak köylünün ürettiği her ürünün yüzde 10’u bedelsiz olarak toplanmaya başlandı…

-Asker aç ve perişandı. 120 kişilik bir bölükte askerler 17 somun ekmeği paylaşmak zorunda kalıyordu. Harp sırasında 57 bin Mehmetçik açlıktan öldü!..

-Ülkenin petrol ve kömür alacak parası kalmamıştı. Kömür üretimini ikiye katlamak gerekiyordu; ancak eli tüfek tutanlar askere alındığından madenlerde çalışacak insan bulunamıyordu. Kanun ile zorunlu çalışma uygulaması başlatıldı.

-Mecburi yol vergisi uygulaması nedeniyle vergisini ödeyemeyen binlerce köylü yurttaş yol yapımında çalıştırıldı!

Tüm bu önlemler yetersiz kalınca “bir kereye mahsus” Varlık Vergisi’ne karar verildi!

Varlık değil “Deli Dumrul” vergisi!..

Önce şu hesaba bir bakalım:

Savaş döneminde hayvan vergisi ile köylüden 130 milyon TL, Toprak Mahsulleri Vergisi ile 170 milyon TL, Varlık Vergisi ile de varlıklı kesimden 314 milyon TL toplandı. Yaklaşık bir yıl sonra Varlık Vergisi sonlandırıldı ve 109 milyon liranın tahsilinden vazgeçildi!

Müslümanlar kişi başına 6 bin 102 TL, gayrimüslimler ve yabancılar ise kişi başına 5 bin 236 TL vergi ödedi. Erzurum Aşkale’ye vergisini ödemeyen 2 bin 57 kişi gönderildi. Bu kişiler 8 ay Aşkale’de kaldı. 11 kişi hayatını kaybetti.

Kayra, kitabında işte bu bilgileri sunuyor ve şunu da ekliyor:

Savaş sırasında yalnızca Varlık Vergisi mükelleflerinden zorla para alınmadı. Ayrıca İstanbul’daki varlıklı kesimin yüzde 87’sini gayrimüslim ve yabancılar oluşturuyordu, doğal olarak onlardan alınan vergiler ön plana çıktı. Köylüden de büyük miktarlar alındı. Milyonlarca asker sınırlarda görev yaptı. Gencecik çocuklar madenlerde çalıştırıldı. Binlerce askerimiz öldü ama Türkiye ayakta kaldı!..

Kayra, birçok yanlışın yapıldığını, suistimallerin olduğunu inkar etmiyor, aksine açık yüreklilikle anlatıyor. Ayrıca aynı dönemde ABD dahil, dünyanın önemli ülkelerinde bu tür “bir kereye mahsus” vergi alındığını da ekliyor.

Şimdi, 77 yıl sonra Saray’ın imzasıyla salınan vergiye bakalım:

Kimlerin bir araya gelip, hangi bilimsel(!) verilerle fiyatlandırdığı hiç kimse tarafından bilinmeyen Değerli Konut Vergisi uyarınca 5 milyon TL üzerindeki konutlara bir defa değil her yıl alınacak ve de artacak bir vergiden söz ediyoruz!.. Bu konutların sahipleri ayrıca emlak vergilerini de ödeyecek, iyi mi!..

Vergiye tabii olan insanların çok önemli bölümü babadan, dededen kalma, tüm özelliği deniz görmek ya da değerli arazide bulunmak olan evlerine biçilen fiyatlar karşısında ise dumura uğramış durumda!.. O paraya hemen devretmeye de hazır çoğu! Ama kazın ayağı öyle değil; yakında bu vergiyi ödeyemeyen insanlar hacizlerle boğuşmaya başlayınca hangi “cingöz para babalarının” bu evlere yok pahasına çöreklendiğini de göreceğimize bahse girerim!..

Kısacası, “değerli konutlar” neredeyse baştan sona el değiştirmeye aday; eminim birilerinin fena halde ağzı sulanıyordur şimdiden!

Bunun adı Varlık Vergisi değil olsa olsa Deli Dumrul Vergisi olmaya layıktır!..

Yazarlar

Varlık Vergisi!..
Ümit Zileli