Gürkan Hacır
27 Şubat 2021

Unutanlar İçin Açılım Rezaleti


Mahçup açılımcıların sesini duyuyor musunuz?

‘Çözüm Süreci Türkiye’ için iyi bir şanstı’ diyenler…

Bir kez daha denense belki başarılı olur diye ağzında geveleyenler…

Puşi elde, serok sloganı dilde…

Hazırda bekleyenler…

Ben duyuyorum…

Niyetlerini de biliyorum…

★★★

Ama görevimiz hafızaları tazelemek…

★★★

O yüzden açılım dedikleri…

Çözüm süreci diye sayıkladıkları…

Rezaleti bir hatırlayalım…

★★★

Habur Rezaleti

19 Ekim 2009

Kuzey Irak’tan 34 PKK’lı terörist davul zurnayla giriş yaptı. Hepsi eli silahlı aranan teröristlerdi. Haklarındaki arama kararlarının kaldırılması için seyyar mahkeme kuruldu. Oracıkta serbest bırakıldılar. Teröristlerin üzerlerinde halen savaş kıyafetleri duruyordu. Onları Silopi’de karşılamaya 50 bin kişi geldi.

Oslo Görüşmesi

2011

Oslo’da devletin en üst düzey istihbarat yetkilileri ile PKK’nın yurt dışındaki lider kadrosu bir araya geldi. Her birinin hakkında kesinleşmiş müebbet hapis cezası olan PKK lider kadrosuyla en üst düzey güvenlik görevlilerimiz bir araya geldi. Görüşmeler basına sızdırıldı.

Tabela Rezaleti

4 Ekim 2012.

Devlet kurumlarından TC ibaresi kaldırıldı. TC ibaresinden rahatsız olan iktidar, devlet bankaları olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti ibaresinin kaldırılmasına ilişkin bir genelge yayınladı. Tüm tabelalardan TC’ler söküldü.

Öcalan’la Mesai

28 Aralık 2012

Terör örgütü lideri Abdullah Öcalan’la mekik diplomasisi başladı. HDP milletvekilleri her hafta Öcalan’la birlikte ‘çözüm süreci’nin üzerine çalışmalar yaptılar.

Mektup Rezaleti

21 Mart 2013

Nevruz kutlamalarında Diyarbakır’da Öcalan’ın mektubu Sırrı Süreyya Önder ve Pervin Buldan tarafından okundu. Meydandakilerin yanı sıra televizyonlarda bu mektubu canlı yayınladılar.

Sonuç

Açılım sürecinde giderek küstahlaşan terör örgütü 2015’de hendek kazarak bir kalkışmaya girişti. Bombalar silahlar cephaneler dört bir yana gizlenmiş olarak bulundu. Bunların açılım sürecinde güvenlik tedbirlerinin gevşetilmesi sonucunda saklanabildiği ortaya çıktı. Çoğu güvenlik görevlisi olmak üzere pek çok vatandaşımızı bu süreçte şehit verdik.

1989’da Paris’te ne yaşandı?

Bir önceki yazımda HDP’nin başında dönen bulutların kapatılmayla sonuçlanabileceğini yazmıştım. Sonra da demiştim ki; Bu iş döner dolaşır 1989 Paris’inin öncesine döner…

Peki ne olmuştu 1989 Paris’te…

Bir Kürt Konferansı düzenlenecekti.

Tam adı “Kürt Ulusal Kimliği ve İnsan Hakları” idi.

SHP içindeki bir grup milletvekili bu konferansa gitmek istedi.

Partide kızılca kıyamet koptu.

Başta Genel Başkan Erdal İnönü olmak üzere, SHP yönetimi Paris’e giden vekilleri ihraç edeceklerini duyurdular.

Milletvekilleri dinlemediler ve gittiler.

Kimler mi?

Ahmet Türk, Kenan Sönmez, Mehmet Ali Eren, İsmail Hakkı Önal, Adnan Erkmen, Mahmut Alınak, Salih Sümer…

Sonra hepsi SHP’den atıldı. Buna tepki olarak içlerinde o dönemin kabına sığamayan vekili Cüneyt Canver ve Aydın Güven Gürkan’ın da dahil olduğu bir grup milletvekili daha istifa etti.

İstifa eden vekillerin bir kısmı 7 Haziran 1990’da HEP’i kurdular.

Halkın Emek Partisi…

İşte kürtçü siyasal partilerin meclisteki serüveni o gün başladı.

O güne kadar CHP’nin (ve SHP’nin) içinde var olmuşlar, siyasi parti olarak gün yüzüne çıkmamışlardı.

★★★

O günden sonra…

Bir şeklide parlamentonun içinde yer almayı başardılar.

Parti kurdular… Kapatıldı…

Parti kurdular… Kapatıldı…

Şimdi de HDP’ye kapatma davası açılmak üzere…

Ve eğer Ankara’da konuşulanlara bakılacak olursa…

Bu kez yeni bir parti kurmalarının da önüne yasal engel çıkartılacak.

Peki o zaman ne olacak?

6 milyon seçmen buhar mı olacak? Ya da sandıktan mı vazgeçecek?

Elbette hayır…

Seçeneklerden biri de 1989’un öncesine dönmek olabilir…

Kim bilir…?

İlahi Doğu Perinçek!

Kimse onun sırrını çözemiyor.

50 yıllık arkadaşları bile…

Yarım asırlık yoldaşları bile…

★★★

Bir gün çıkıyor…

Mahir’le Deniz benim emrimdeydi diyor…

İlk başta Deniz’in kardeşi itiraz ediyor.

Ardından Dev-genç’i ben kurdum diyor.

Devrimciler asla bizden değildir diye ayağa kalkıyorlar.

Atatürkçü’yüm diyor… Atatürkçü çoğunluk içine almıyor…

Şimdi ise Cumhur İttifakı için ölümüne çalışıyor.

Ama Cumhur’da adını anan bile yok.

★★★

Dün de çıktı… MHP’nin başına geçmek şereftir, deyiverdi.

★★★

İlahi Doğu Bey! Gerçekten alemsiniz.

★★★

Ya bir ütopyanız var, peşinden koşturuyorsunuz.

Biz anlamıyoruz.

Ya da bilmediğimiz bir gizli ajandanız var.

Biz farkında değiliz.

★★★

Bazen diyorum ki…

★★★

Doğu Bey sadece yazı dünyasında kalsaydı da o güzel kitaplarına yenilerini ekleseydi.

Bazen de ekrandaki enerjisine ve genç devrimci hallerine bakıyorum.

İyi ki bu yolda diyorum.

Düşünsenize Doğu Bey’in olmadığı bir gündem ne kadar sıkıcı ve renksiz olurdu.

Yazarlar

Unutanlar İçin Açılım Rezaleti
Gürkan Hacır