Hüsnü Mahalli
10 Şubat 2021

Ülke perişan ama!


İktidar saldırdıkça saldırıyor.

Boğaziçi eylemlerini bahane ederek öğrencilere, hocalarına, öğrencilerle dayanışma içinde olan gazetecilere ve sosyal medyada öğrencilere destek verenlere…

Kim ne yaparsa yapsın; iktidar, bu ve benzer tutum ve davranışlarından asla vazgeçmeyecektir.

Her 24 saatte en az 24 konuda provokatif adım atıyor.

Muhalefet partileri ise karşılıklı ziyaretlerle 24 saatlerini doldurmaya çalışıyorlar.

Yakın zamanda dolduracakları 24 saat de kalmayacak.

Bunu görmek için müneccim olmaya gerek yok.

En az beş yıldır, “Karanlığın da karanlığı var” diyorum.

Son iki yıldır, “Bunlar iyi günlerimiz” diyorum.

Şimdi ne demem gerekiyor bilemiyorum çünkü ben bu filmleri Ortadoğu ülkelerinde gördüm.

Tek farkla burada seçim yapıldı ve yapılıyor.

Şimdilik!

Bundan sonra yapılır mı bilemem ama Saadet lideri Karamollaoğlu ve AKP kurucularından Abdüllatif Şener’in söylemiyle, “Erdoğan kesin kazanamayacağı seçimi yaptırmaz’.

Kazanmak için farklı yollara başvurmak gerek.

Hani şu % 50+1 hikayesi.

Bu kuralın değiştirilmesini planlayan AKP, bazı Latin Amerika ülkelerinde uygulanan sistem peşinde.

Birinci turda en çok oyu alan adayla, ikinci aday arasında oy farkı on puan olursa en çok oyu alan başkan seçilir.

Örneğin Erdoğan % 42, İmamoğlu ya da Yavaş % 32, HDP ya da İYİ Parti adayı % 10, Muharrem İnce % 4, Davutoğlu ve Babacan toplamda % 5 alırsa; Erdoğan birinci turda seçilir.

Bu tablonun gerçek olabilmesi için Erdoğan’ın önünde iki hedef var:

1-Millet İttifakını parçalamak, yani ittifak içindeki partileri birbirine düşürmek.

2-CHP, İYİ Parti, Saadet ve HDP’yi karıştırmak.

Gerçi Erdoğan zaman zaman hepsini aynı hedef tahtasına koyuyor ama yine de her birine ayrı ayrı ilgi gösteriyor.

Örneğin CHP.

Çünkü muhalefetin en büyük partisi olan CHP, aynı zamanda Millet İttifakı’nın motor gücünü oluşturuyor.

Çünkü CHP tüm zor koşullara rağmen yerel seçimlerde İttifak partileriyle birlikte son 18 yılda ilk kez AKP’yi hezimete uğrattı.

Hem de var olan tüm iç sıkıntılarına, iktidarın ve yandaş medyanın saldırılarına ve bildik yanlışlarına rağmen.

Onun için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın her konuşmasında mutlaka CHP ve Bay Kemal vardır.

Pazartesi konuşmasına bakalım:

Geçmişteki hiçbir aktör bugünkü CHP kadar kötü bir görüntü sergilemedi. İşte parçalanmaya da başladılar…

Bugün nerede milletin huzuruna, toplumsal barışına kasteden bir hadise varsa arkasında muhakkak CHP ve şürekası çıkıyor…

CHP’nin tek işi terazisinin kefelerine yerleştirdiği partileri dengede tutarak, kurduğu kirli ittifakın bozulmasını engellemeye çalışmaktır. CHP’nin başındaki zatın bu çarpık denkleme karşı özellikle herkesi kapı dışarı ederek sergilediği diktatörlük ise tek parti devriyle yarışır seviyeye geldi. Yıllarca bizi tek adamlıkla suçlayanların dönüp dolaşıp geldikleri yer, partilerini tek adamcağız siyasetine mahkum etmektir. Tek başarı hikayesi partisinin başına kasetle gelmek olan bir kişinin bugün CHP içindeki taciz, tecavüz, hırsızlık, arsızlık işlerinin üzerini örtmeye çalışmasını da kendi karakterine veriyoruz…

CHP yönetimi artık ayyuka çıkan siyasi tükenmişliklerini perdelemek için gençlerimizi kışkırtmakta, sokak siyasetine sarılmaktadır. Ha CHP ha HDP; hiçbir farkları yok, terör örgütlerinin beslemesi bunlar…”.

Anlaşıldı mı!

Bu iktidarın yeni ve demokratik anayasa derdi yok ve hiçbir zaman olmayacaktır.

Peki Erdoğan bunları söylerken aynı saatlerde Muharrem İnce ne diyordu?

CHP ideolojik savrulmalar yaşamaktadır…

Bir yandan partiyi yönetenler partinin evlatlarına iftira atarken, diğer taraftan CHP ile mücadele etmiş insanlarla kol kola girmişlerdir.

Ortada değer yoktur, emeğe saygı yoktur. Atatürk’ün emaneti kalmamıştır, ortada bir tabela vardır sadece.

Kimlerle yolumu ayırıyorum? ABD’den demokrasi dilenenlerle yolumu ayırıyorum. Mustafa Kemal deyip, Mustafa Kemal Atatürk diyemeyenlerle yolumu ayırıyorum.

Bugün sahte CHP’li olanlarla yolumu ayırıyorum. FETÖ’cüleri, Sorosçuları koruyanlarla yolumu ayırıyorum. Mavi Vatan’ı kavrayamayanlarla yolumu ayırıyorum…

Bu arkadaşlardan ayrılıyorum. Yeni bir yola çıkıyoruz. Hedefimiz 50+1

Erdoğan’ın fazlaca bir şey yapmasına gerek kalmıyor.

Ülke ve insanlar perişan ama kimin umurunda.

Yazarlar

Ülke perişan ama!
Hüsnü Mahalli