Ümit Zileli
18 Aralık 2019

Tuvalet duası!..


Konda araştırma şirketi iki hafta önce 2008-2018 10 Yıllık Toplumsal Değişim Raporu yayınladı…

Bir çok veri var bu araştırmada; mesela “Mutluyum” diyenlerin oranında epey bir gerileme olduğu, ortalama yaş süresinin artmasına karşın evlilerin oranının yüzde 71’den yüzde 65’e düştüğü görülüyor…

Örneğin 2008’de gazete okuma oranı yüzde 61 iken, bu oranın 2018’de trajik bir şekilde yüzde 26’ya gerilediği de bir başka gerçek olarak dikiliyor önümüze! Buna karşılık sosyal medya kullanımının da yüzde 38’den yüzde 72’ye çıktığı görülüyor!

Kısacası, birçok alanda epey radikal değişimler yaşandığı bir gerçek. Ancak, benim asıl dikkatimi çeken, din ile ilgili sorulara verilen yanıtlar…

Rapora göre, 10 yıl önce “Dindarım” diyenlerin oranı yüzde 55 iken, bu oran 2018’de yüzde 51’e geriledi!.. “İnançlı” olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 31’den yüzde 34’ çıkarken, “Sofu” olduğunu söyleyenlerin oranıysa yüzde 13’ten yüzde 10’a geriledi!..

Kendisini “Ateist” olarak tanımlayanların oranı yüzde 1’den yüzde 3’e çıktı… Raporda kendisini “Deist” olarak, yani Tanrı inancı olup, dinlere uzak olduğunu söyleyenlerle ilgili bir veri ise yok…

Diğer taraftan oruç tutanların oranında yüzde 77’den yüzde 65’e epey bir gerileme var.  Başörtüsü oranı yüzde 52’den yüzde 53’e çıkmış ancak “Türban” oranı da yüzde 13’ten yüzde 9’a gerilemiş!..

Tabloya şöyle bir baktığınızda, din alanında elle tutulur, gözle görülürcesine bir büyük sancı, bir sarsıntı yaşandığı belli…

Peki ama niçin?!.

İktidarın “dindar nesil yetiştirme” projesi çöktü mü?..

Konda Genel Müdürü Bekir Ağardır’ın ara başlıktaki soruya cevabı ilginç:

2008-2018 yilları arasında gençlerle ilgili araştırmalar gösterdi ki, AKP’nin “dindar nesil yetiştirme” çabaları siyasi mühendislik olarak kaldı!

Sonuçlar Ağırdır’ı doğruluyor. Ama yine aynı soru karşımıza çıkıyor:

Niçin ters tepti, niçin başarısız oldu?

Çünkü iktidar, “Züccaciye dükkanına girmiş bir fil” misali, toplumun dini hassasiyet alanına bodoslama girdi! Bir takım cemaatlerde yaşanan iğrenç sapkınlıklar, minnacık çocuklara, kız ya da erkek, yapılan taciz ve tecavüzler, yurtlarda, Kur’an kurslarında yaşanan sapkınlıklar, iktidarın bunlara karşı önemli oranda sessiz kalması, harekete geçmemesi mütedeyyin camia da dahil olmak üzere büyük tepki topladı…

İktidar, toplum üzerinde asıl baskısını okullar üzerinden geliştirdi; orta eğitim kurumlarının önemli bölümü imam hatipleştirildi ve çocuklar bu okullara yönlendirildi. Ailelerin çaresiz kalması için tüm olanaklar seferber edildi!.. Biraz varlığı olan ya da çalışan aileler, çocuklarını borç harç ile de olsa özel okullara göndermeye başladı.. Yoksul aileler ise zorunlu olarak imam hatiplerin yolunu tuttu!.. Sonuç acıklıydı:

İmam hatip seferberliği hüsrana dönüştü!..

Başarısızlık zirve yaptı! Ancak iktidar yaşananları görmezden gelip dini eğitim projesini okul öncesi yani 4-5 yaşındaki öğrencilere kadar genişletti…

Ortaya minik depresifler çıktı!..

Fotoğraflar her şeyi özetliyor!

İktidar tüm bunları görüyor ama baskı tüm ihtişamı ile sürüyor!..

Milli Eğitim, valilikler ve müftülüklerin  4-5 yaşında çocuklar için hazırladığı

Dinimi Seviyorum, Öğreniyorum” projesi çerçevesinde müftülüklerin görevlendirdiği eğitmenler haftada en az altı kez anaokulu öğrencilerine din eğitimi veriyor… Eğitim Sen’in yaptığı araştırma, daha doğru ile yanlışı ayırt  edemeyen çocukların Arapça’nın da yer aldığı bu eğitimlerden olumsuz etkilendiğini ortaya çıkardı!..

Bu eğitimin sonucunda kabus gören, karşı cinsle akrabaları dahil arası bozulan, içine kapanan depresif çocuklar gerçeği tüm çıplaklığı ile öne çıkmış durumda!

Bir velinin anlatımını aktarayım izninizle:

Halası okuldan almaya gitmiş. Ne halasına sarılıp öpmüş, ne de elinden tutmuş. Niçin böyle yaptığını sorduğumda halasının kadın olduğunu ve dinen ona sarılıp tutmasının yasak olduğunu söyledi!..

Bir başka örnek:

Oğlum, çok sıkışmasına rağmen tuvalete girmek istemiyordu. “Tuvalete girsene oğlum” dediğimde kendisine öğretilen “tuvalet duasını” unuttuğunu, onu okumadan tuvalete giremeyeceğini söyledi!..

Resmî rakamlara göre Türkiye’de yaklaşık 23 bin okul öncesi eğitim kurumu ve bu kurumlarda eğitim alan 1 milyonu aşkın çocuk bulunuyor!.. O zaman da aklıma şöyle bir soru takılıyor:

İktidar, orta eğitim düzeyinde başarılı olamayınca “dindar nesil” projesi için 4 yaşındaki çocuklara mı el attı?

Biliyorsunuz, uzun yıllar önce bu siyasetçilerden biri, minik çocuklara bu tür eğitim yasaklandığında ağlamaklı bir şekilde şöyle demişti:

Ağaç yaşken eğilir!..

Yukarıdaki fotoğrafta ne anlatmak istediği açıkça belli olmuyor mu?!.

Yazarlar

Tuvalet duası!..
Ümit Zileli