Ümit Zileli
28 Ocak 2021

“Türk” adı birilerine niçin batar?


Anlaşılsın diye önce bilimsel izahat…

“Türk” adı, birilerinin bir yerlerinden uydurduğu, sonrada üstüne yattığı “üfürükten tayyare” türü bir yakıştırma değildir!..

“Türk” adının bir topluluk ismi olarak ilk defa Göktürk Yazıtları’nda kullanıldığını biliyor muydunuz?.. Bitmedi; Çin yıllığı Çou-Gu’da Göktürk birliğini göstermek üzere MS. 542’de ve 545’de Batı Wei İmparatoru T’ai-Tsu tarafından Göktürk Bey’i Bumin’e elçi göndermesi münasebetiyle Türk adının kullanıldığını biliyor muydunuz? Tarihçilerin bir bölümü bu nedenle Türk sözcüğünü bu tarihten itibaren başlatırlar!..

Mesela ünlü Macar tarihçi Vambery, Türk adının “türemek” manasında olan “Türe ya da Törü” sözcüğünden geldiğini ve “yaratılmış mahluk” anlamı taşıdığını yazmıştı. Vambery’e göre bu sözcük önce “Törük” sonra “Türük” en sonunda ise “ü” harfinin düşmesiyle Türk halini almıştı!..

Bu açıklama akla hemen Göktürklerin, Ergenekon’dan çıkışı anlatan “Türeyiş Destanı”nı getirmiyor mu?!.

Demek ki, Türk adının binlerce yıllık bir geçmişi bulunuyor!..

“Mamma Turchia!”

Gelelim “Türkiye” meselesine…

Bu isim Anadolu topraklarına ilk kez İtalyanlar, Cenovalılar ve Venedikliler tarafından 12. yüzyılda verildi. Türklerin coğrafyası anlamındaki bu sözcük onların dilinde şöyleydi:

-Turchia ya da Türmeniya…

Zamanla, kullanım kolaylığı nedeniyle tek isim kalacaktı. Tarihi birazcık olsun bilenler, Türk akıncılarının, ordunun önünde Balkan ve Avrupa kentlerine akın yaptığını ve şu iki sözcüğün tarihe kazındığını bilirler:

-Mamma Turchia!..

Yani “Anneciğim Türkler!” Osmanlı Devleti 19. yüzyıl sonuna dek bu sözcüğü benimsemedi, kullanmadı. Kullanılan isimler şöyleydi:

Devlet-i Aliyye, Devlet-i Osmaniye, Memalik-i Şahane, Diyar-ı Rum.

Ancak diğer tüm devletler bu sözcüğü yüzyıllarca kullandı. 1800’lerin sonundaki ünlü Jön Türk hareketi sayesinde bu sözcük Anadolu’da da yaygınlaşacak, benimsenecekti.

Türkiye sözcüğü resmi olarak ilk kez 1921 Anayasası’nda yer aldı. 1923’te Cumhuriyetin ilanıyla birlikte yeni devlet bu isimle dünyaya ilan edildi:

-Türkiye Cumhuriyeti!..

Bu millet neredeyse asırlık Cumhuriyet sürecinde bu ismi gururla taşıdı. Hiç kimsenin, hiçbir hükümetin aklına “Neden bu isim?” sorusu gelmedi… Ancak arada sırada özellikle de 90’ların ilk yarısında “İkinci Cumhuriyetçi”, liberal, sağdan soldan dönme tipler kafaları karıştırmak için epey cevher yumurtladılar. Mesela bunlardan birini anımsıyorum; herhalde kapısına bağlandığı ABD’nin hoşuna gitsin diye düşünmüş olmalı ki, bu topraklara şu ismi önermişti:

-Anadolu Birleşik Devletleri!..

Deli saçması diye gülüp geçmiştik!..

Bir tuhaf Türk alerjisi!..

2002’de şimdiki iktidarla tanıştık…

Yıllar birbirini kovaladıkça iktidarın zirvesinin tuhaf bir şekilde “Türk” adını kullanmadığını hatta ağzına bile almadığını fark ettik..

Türk ismi sanki bu devletin adı değildi de, etnik gruplardan, milliyetlerden birinin adıydı!..

Arşivleri açıp bakarsanız, bu konuda yazılan yazıları, konuşmaları, tartışmaları, açıklama(ma)ları kolaylıkla bulabilirsiniz!.. Bu da yetmedi; kamu bankalarının, kamu kuruluşlarının tabelalarından da “Türkiye”, “Türk” sözcükleri silinmeye başladı… Büyük tepki gelince vazgeçildi!..

-Ancak alerji sürdü gitti!..

AKP’li Cumhurbaşkanı da sık sık  “Türklüğü ayaklar altına almak” Türk kavmini bir milliyet olarak görmek üzerine açıklamalar yaptı uzun yıllar içinde… Sonrasında Türk ve Türklükle  ilgili de konuştu ama ne üzerinden?  Türk Tabipleri Birliği ve Türkiye Barolar Birliği üzerinden!.. Bakın ne diyordu AKP Genel Başkanı:

-Bir defa onun (Türk Tabipleri Birliği) başındaki ifade zaten Bakanlar Kurulu kararıdır. Bir defa onun oradan süratle çıkarılması lazım. Sadece Tabipler Birliği değil, Türkiye Barolar Birliği ile ilgili de aynı şey…

Bilmiyorum bu mantığın neresinden tutmak lazımdı… Türkiye’nin tabiplerinin kurduğu birliğin adına “Patagonya” mı ekleyeceklerdi yani!.. Ülkenin tüm barolarının aynı çatı altında toplandığı birliğe “Cibuti” ismi mi yakışırdı acaba?!.

Yoksa bir yerden başlamak gerekiyordu da, nabız tutmak için mi yapıldı bu hamle diye düşünüyordu insan doğal olarak!..

Haa, bir de bu duruma pek sevinecek, bel büküp gerdan kıvıracak olanlar da vardı tabii…

-Bu tür kurumlarda yer alan HDP’li muhteremler, uzun zamandır “Türk” isminin çıkarılmasını talep ediyorlardı!..

Yolları çakıştı demek!..

Son zamanlarda milliyetçiği kimseciklere bırakmayanların yakın geçmişine baktığınızda ister istemez bu türden “falsolar!”, “dil sürçmeleri!” çıkıveriyor karşınıza doğal olarak. Ben çok severim arşivlere girip gezinmeyi…

-Çünkü arşivler asla yalan söylemez!..

Yazarlar

“Türk” adı birilerine niçin batar?
Ümit Zileli