Ümit Zileli
12 Aralık 2020

TÜİK fena halde “ah” alıyor!..


Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) şu haline bakıp, güleyim mi, ağlayayım mı bir türlü karar veremedim!..

En çok merak ettiğim husus ise; vazgeçtim yaptığı açıklamalara kimselerin inanmamasından, kendileri inanıyor mu acaba?!. Enflasyon oranlarını açıkladığında bu halkın yoksulları çarşı pazar önünde akşam vaktini bekliyordu örneğin; sona kalmış, ezilmiş, çürük çarık meyve ve sebzeleri alabilmek için!

Son olarak işsizlik oranlarını açıkladı; bir de baktık ki, işsizlik geçen yılın Eylül ayına göre yüzde 1.1 puan azalıp 12.7’ye gerilemiş! Açtım arşivlere baktım, ekonomi haberlerini taradım; acaba haberimiz olmadan fabrikalar mı açılmış, üretimde acayip ataklar mı yapılmış, öyle bir şey bulamadım, ama tam tersine ulaştım!

Namusuna güvendiğim, ülkenin yüzakı ekonomi uzmanı tanıdıklara danıştım; biri önce güldü, sonra “Biz de araştırıyoruz ama bulamıyoruz” dedi, bir diğeri “O rakamı ikiye katlayıp, üstüne bir hayli, daha puan eklersen doğruya yaklaşırsın” yanıtını verdi!

Gözüme “Hocaların hocasıKorkut Boratav’ın yazısı takıldı; “Büyüme rekoru nasıl kırıldı: Altın, döviz ve araba sevdası” başlıklı makalesinde aynen şöyle diyordu:

İstihdamın 2.5 milyon civarında azaldığı, ücretlerin GSYH’daki payının gerilediği dönemde, özel tüketim ve yatırım harcamalarındaki artışlar, toplumun emekçi çoğunluğundan kaynaklanamaz!

Peki nereden kaynaklanır? Alınan borçlar, altın. döviz gibi değişken ve aslında bize ait olmayan, zamanı geldiğinde faiziyle yine bize ödetilecek metalardan tabii ki!

Gerçek işsizlik oranını DİSK-AR açıkladı!

TÜİK’in bu “kimsenin inanmadığı” oranı açıklamasından hemen sonra Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK’in araştırma bölümü “İşsizlik düşmüyor, artıyor” başlığı altında gerçek işsizlik oranlarını açıkladı:

Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 26.4!

Ne demek “geniş tanımlı işsizlik” oranı peki? İktidarın hiç hazzetmediği, TÜİK’in hep görmezden geldiği, saklamak için bin dereden su getirdiği gerçek işsizlik oranları demek tabii ki! Hiç dokunmadan tüm oranları buraya alacağım; belki birileri biraz utanır, yüzleri kızarır!

-Geniş tanımlı işsizlik sayısı 9.5 milyona yükseldi (yazıyla dokuz buçuk milyon)

-Geniş tanımlı işsizlik oranı yüzde 26.4 olarak gerçekleşti!

-Covid-19 etkisiyle revize edilmiş işsiz sayısı ve iş kaybı Eylül 2020’de 10 milyona yaklaştı!

-Revize edilmiş genişletilmiş işsiz sayısı ve iş kaybı oranı yüzde 27.6 olarak hesaplandı!

-Covid-18 Eylül 2020’de en az 1 milyon 706 bin yeni eşdeğer istihdam kaybına yol açtı!

-İstihdam, 1 yılda 733 bin kişi azaldı!

-İstihdam oranı yüzde 44.1 geriledi!

-İşbaşında olanların sayısı son bir yılda 1 milyon 188 bin kişi azaldı!

-Ümitsiz işsizlerin sayısı bir yılda 630 binden 1 milyon 402 bine yükseldi!

-Kadınlar Covid-19’dan daha fazla etkileniyor. Kadın işgücü yüzde 7, kadın istihdamı yüzde 5.2 azaldı!

DİSK-AR, bu açıklamasına TÜİK verileriyle ilgili şunu da eklemeyi unutmamış:

TÜİK işsizlik verileri, işten çıkarma yasağı ile perdelenmiş yapay verilerdir!

Bir cevap gelir mi acaba? Hiç sanmıyorum!.. Çok “ah” alacağı ise kuvvetle muhtemel!

“Gönüllü kölelik” utancı!

Yukarıdaki yazı için veri toplarken içimi sızlatan bir haberle karşılaştım…

Genç Yönetici ve İşadamları Derneği (GYiAD) ile Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) işbirliği ile hazırlanan “Türkiye’de Genç İş Piyasası ve Geleceğine Bakış” raporu Teknoloji Zirvesi’nde açıklanmış.

Araştırma, 26 farklı ilde 18-30 yaş arası 1391 katılımcı ile yapılmış. Şimdi sıkı durun; katılanların yüzde 74.3’ü yani her üç gençten ikisi “yalnızca yemek ve ulaşım masraflarının karşılandığı” bir işte çalışabileceğini söylemiş!

18-22 yaşındaki gençler diğerlerine oranla daha umutsuz çıkmış araştırmada! Devam edelim; sadece karın tokluğu ve ulaşım giderine çalışmaya evet diyenlerin yüzde 61’i de yüksek okul mezunu, iyi mi!

Daha bitmedi! Bu araştırmaya katılanların yüzde 26’sı işsiz, yeni mezun gençlerin de yüzde 38’i iş arıyordu!

Bravo vallahi, bu iktidar sonunda bırakın asgari ücreti, karın tokluğuna çalışacak bir kitle yaratmayı da başarmış görünüyor!

Bunun adına gönüllü kölelik düzeni denir!

Tüm hayallerini çaldığınız, düşünmeyi, umut etmeyi bile unutturduğunuz insanları yalnızca günü kurtarmaya değil, utanç duymaya da yönlendirmiş bulunuyorsunuz…

Acaba TÜİK, bu durumdan da bir istatistik yaratabilir mi rica etsek…

Yazarlar

TÜİK fena halde “ah” alıyor!..
Ümit Zileli