Ahmet Takan
10 Şubat 2021

Terörist miyim?..


“Reform”u beklerken emniyet güçlerini gördük karşımızda…

Aslanlar gibi dikildiler önümüze!..

Hepinizin malumu; iktidar kanadından açılan davalarla pek haşır neşirim. Mesaimin büyük bir bölümünü ya emniyet müdürlüğünde ya da adliye koridorlarında geçiririm. Çağırırlar, karakola gider ifade veririm. Evime, işyerime resmi tebligat gönderirler, savcılığa giderim savcılara, mahkemelerde –duruşma günü- hakimlere bıkıp usanmadan ifade veririm. Yargı konusu olan köşe yazılarımın sadece başlıklarını buraya sıralasam, dudaklarınız uçuklar… Dönüp de “Neymiş o yazılar da bu adamı dava etmişler” diye baksanız, eminim isyan eder kahrolursunuz…

“Demokrasi”, “fikir ve ifade özgürlüğü”, “basın özgürlüğü”, “anayasa”, “hukuk” derim, belgeleri sunarım… Savunur da savunurum!.. Maşallah, şahsım, gerçekleri yazıp dile getirdikçe onlar da hiç geri adım atmazlar!.. Ahali uykudan uyanmasın, gerçeklerin farkına varmasın, Ahmet Takan ve onun gibi densiz gazeteciler de korksun yılsın, sinsin diye dava üstüne dava açarlar. Dava dilekçelerini görseniz; çoğunda iftira ve hakaretler de yağdırmayı ihmal etmezler. Savcılar ve hakimler çoğu zaman bu ağır hakaretleri görmezden gelip patlatırlar davaları… Her defasında şehit Hasan Tahsin’i hatırlarım, daha büyük bir dirençle mahkeme salonlarına koşar giderim. Savunurum da savunurum…

Sanmayın, kendimi, çıkarlarımı veya babamdan kalan- eğer varsa- hanların hamamların alacaklarını savunurum… Vatanımı, milletimi, devletimi savunurum!..

★★★

Nelerden yargılanmadım ki?.. Sadece 2 örnek; “Çözüm süreci” denen ihanet açılımını belgeleri ile yazdım diye “vatana ihanetten”, “casusluk” tan yargılandım. Yalan haber diyemediler. İşi casusluğa sokmaya kalktılar. Beraat ettim!.. Bayburt’ta, terör örgütü iltisaklı bir şahsın yol kontrolü sırasında yakalanıp sonra serbest bıraktırıldığını yazdım. Hem de belgesiyle, polis tutanaklarından 2016 yılında kaleme aldığım köşe yazısı için 3 yıl sonra –yine yalan diyemediler- “Soruşturmanın gizliliğini ihmal ettiğim” gerekçesiyle dava açtılar, geçen salı günü beraat ettim..

Ağrıma en çok giden de bu 2 dava olmuştur. Diğerleri ve halen devam edenler saray efradının genel ve özel çıkarları doğrultusunda olduğu için hiç umursamıyorum!..

★★★

Gelelim önceki güne (Pazartesi);

Yazımı erken bitirdim. Çocuklarıma kısa bir ziyaretin ardından bir ödeme yapmak için Balgat’taki PTT şubesine gittim. Çıkışta park ettiğim arabamın etrafında 10 polis ve ekip arabasını görünce önce bir anlam veremedim. Dörtlüleri yakmış, işim kısa süreli olduğu için arabamı ikinci sıraya park etmiştim. Şaşkınlıktan “Acaba park cezası mı?” dedim kendi kendime sonra “Belki de Eskişehir yolunda hız sınırını aşmışımdır. Radara yakalanmışımdır” diye içimden geçirdim… Ancak her ikisi içinde adamın peşinden 10 polis gelir miydi?.. Arabanın etrafını çeviren polisler yaklaştığımda hemen önüme dikildiler “Araba sizin mi?” diye sordular “Evet” cevabını alınca “kimlik, ruhsat” ve bunun gibi bildiğiniz muhabbetleri yaşadık… Aranıyormuşum… Hakkımda yakalama kararı varmış… GBT kontrolü yaptılar… “Çek arabayı sağa”.. Çektik!.. “Bin ekip arabasına”… Bindik… Hastane, emniyet, infaz vs. bilinen rutin ve bürokratik süreçlerden itina ile geçirildik. Sabıka kaydı fotoğrafı da çektirdik!.. Ekip otosu içinde adliyeye yetiştirildik. Orada da patırtı kütürtü arasında bir sürü bürokratik formaliteyi tamamladık. Sonraa.. Yallah adliyenin polis nezaretine… Beklemeye alındık!..

★★★

10 polis ile gözaltına alınıp nezarete tıkılmamın sebebi neydi?..

Yeniçağ Gazetesi’nde görev yaparken 31 Ocak 2019 tarihinde “Ankara’yı sarsan IMF söylentisi” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu Başkanlığı (BDDK) “Devlet kurumlarının itibarını zarara uğrattığım” gerekçesiyle suç duyurusunda bulunmuş, hakkımda ceza davası açılmıştı. Pandemi yüzünden Bakırköy 16’ncı Asliye Ceza Mahkemesi duruşmaları 2020 Temmuz ayına kadar erteledi. O tarihteki duruşmaya da Kovid-19 ve o esnada geçirdiğim ağır bir rahatsızlığın tedavisinin devam etmesi yüzünden katılamadım. Ancak mahkemeye durumun çıplaklığını anlatan bir dilekçe verdim, kabul edildi.

Bir şeyler olmuş ama ondan sonra olmuş!..

Geçen hafta pazar günü (31 Ocak) Bayburt’ta açılan davanın salı günü (2 Şubat) yapılacak duruşmasına hazırlanmak için UYAP’a girdim. Bir de diğer davaları şöyle bir gözden geçireyim istedim. Bir de ne göreyim?.. Meğer 26 Ocak’ta BDDK’nın Bakırköy 16’ncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde açtığı davanın duruşması yapılmış ve katılmadığım için hakkımda yakalama kararı çıkarılmış. Hemen avukatımı aradım. Ne yapmamız gerektiğini sordum. Avukatım Elif hanım, bir dilekçe yazıp bana gönderdi. Salı günü (2 Şubat) dilekçemi Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesi için Ankara’daki nöbetçi mahkemeye sundum ve UYAP sistemine kaydedildi belgesini aldım.

Dilekçem şöyleydi;

“Sayın mahkemenin yukarıdaki esasa kayıtlı dosyasının 16/07/2020 tarihli duruşmasına tarafımdan mazeret dilekçesi gönderilmiş, sayın mahkemece de mazeretimin kabulüne karar verilerek duruşma 26/01/2021 tarihine bırakılmış ve duruşma tarihini UYAP SMS ile öğrenmeme karar verilmiştir.

Söz konusu UYAP SMS bildirimi tarafıma ulaşmadığından duruşma gününden haberdar olamadım. Haberdar olamadığımdan dolayı da duruşmaya katılamadım. Yargılamadan yahut ifade vermekten kaçmam söz konusu değildir.

Duruşma gününden haberdar olamamamdan dolayı katılamadığım 26/01/2021 tarihli celsede, hakkımda verilen yakalama kararının kaldırılarak, Ankara Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimat yazılarak ifademin mahkeme uygun görürse duruşmanın atılı olduğu 01/06/2021 tarihinde SEGBİS yoluyla Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’nde alınmasını yahut SEGBİS olmaksızın Ankara Nöbetçi Asliye Ceza Mahkemesi’nce alınmasına karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim.”

★★★

Geride bıraktığımız pazar gününe kadar (7 Şubat) her gün UYAP’a girdim, mahkemenin dilekçem hakkında ne gibi bir işlem yaptığını, kabul edip etmediğini kontrol ettim. Dilekçem UYAP sisteminde görünmüyordu. Saf saf, “Herhalde ağır işleyişten” dedim. Vee, 8 Şubat Pazartesi günü polisler tarafından Ankara’nın en işlek caddelerinden birinde yolun ortasında  gözaltına alınarak nezarete tıkıldım. Meğer ben dilekçeyi verdikten 2 gün sonra (4 Şubat) hakkımda yakalama müzekkeresi hazırlanıp anında emniyete gönderilmiş. ‘Dosta düşmana ibret olsun’ diye yaptılar herhalde!.. Biat etmeyenlerin sonu ile ilgili fragman sunumunda bulundular herhalde!..

Kaçak değilim, göçek değilim… Dilekçemi vermişim, mazeretimi anlatmışım, çağırsalar her zamanki gibi hiç sektirmeden gider savunmamı yapardım.

Adliyenin daracık nezaretinde kendi kendime muhasebe yapma imkanı da buldum;

Sen misin, sana yapılan sopalı saldırıya verilen komik para cezasını eleştiren!.. Üstelik cumartesi günkü yazımın arkasından SÖZCÜ Gazetesi de birinci sayfasından nal gibi durumu haberleştirmişti… Kısa zaman içinde bir biri ardında yaşanan gelişmeler çook manidar geldi bana!.. Üstelik, gördüm ki, dün nöbetçi mahkemeye verdiğim ifadem hiç vakit kaybetmeksizin UYAP’a konulabilmiş.

İfadem alınıp serbest bırakıldıktan sonra tek bir şeye takıldığımın farkına vardım;

Boru değil, adamlar 10 polis gönderdiler…

Acaba ben terörist miyim?..

★★★

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Terörist miyim?..
Ahmet Takan