Ümit Zileli
9 Ocak 2021

Terörist damgası vurmak bu kadar kolay mıdır?!


Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrenci ve öğretim üyelerinin protestosu sürüyor…

Hem de hız kesmeden! Mesela, Boğaziçili akademisyenler dün üniversitede bir araya gelerek yeni rektör Melih Bulu’yu protesto ettiler. Okulun Güney Meydanı’nda sessizce toplanan öğretim üyeleri rektörlük binasına yürüyerek bir kez daha sırtlarını döndüler! Sloganları da aynıydı:

Kabul etmiyoruz, vazgeçmiyoruz!

Aynı sıralarda eylemlerini sürdüren öğrenciler de hocalarını alkışlarla destekleyerek “Boğaziçi sizinle gurur duyuyor” sloganı attılar…

Kısacası, diğer üniversitelerden de destek alan Boğaziçi Üniversitesi öğrenci ve hocalarının “demokratik seçimle rektör seçimi” eylemi baskı ve tehditlere aldırış etmeksizin el ele devam ediyor!..

Elbette, bu eylemin haklılığını kabul eden siyasi partilerden, demokratik kitle örgütlerinden, kamuoyunun çeşitli kesimlerinden destek açıklamaları, bildirileri art arda kamuoyuyla paylaşılıyor..

Ve yine elbette, her büyük eylemde ve gösteride olduğu gibi bu eylemde de sızma girişiminde bulunan “niyeti bambaşka” birileri olabilir, olacaktır. Zaten ciddi siyaset insanlarından, değerli bilim insanlarına dek bu konuda uyarılar da yapılıyor…

Ancak bu eylemlere, iktidar cenahından ve yanaşma medya haricinde “terörist” damgası vuran da yok!..

“Bu işin içinde olanlar terörist!”

Önce içişler Bakanı Süleyman Soylu aldı sazı eline; Boğaziçi öğrencilerine destek ziyaretinde bulunan CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu’na şöyle seslendi:

Bir siyasi parti il başkanının, üniversiteye rektör atanmasında oranın önüne terörle iltisaklı militanlarıyla beraber gelenlerin içerisinde ne işi var?..

Yazık bir açıklama! Bir içişleri bakanı, bir il başkanına bu şekilde yafta yapıştıramaz! Yapacağı şey, bu türden sızmaları engellemek, varsa elindeki bilgileri kamuoyu ile paylaşmak, bu kişi ya da grupları afişe etmek ve gereğini yerine getirmektir; dedikodu mahiyetinde “Ben söyledim oldu” demek değil!..

Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı, aynı zamanda AKP Genel Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan, Cuma namazı çıkışında aynen şu açıklamayı yaptı:

Bu işin içinde olanlar terörist! İstanbul İl Başkanı orada, o zaten bir DHKP-C militanıdır!..

Şimdii, devletin en zirvesindeki yetkili bu kadar kesin bir dille konuşuyorsa, herkesi terörist ilan ediyorsa şunları sormak lazım:

Nereden biliyorsunuz? Belgeler nerede? Doğruysa niçin açıklayıp harekete geçmiyorsunuz?

Bu sorulara yanıt lütfen!

CHP İstanbul Milletvekili Zeynel Emre de öyle yaptı zaten…

Emre, “İçişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanının il başkanımıza yönelik sözleri hakaret, iftira ve yargıyı etkileme suçudur” dedikten sonra benim de aklımdaki şu soruları sordu:

Canan Kaftancıoğlu hakkında DHKP-C üyesi olduğuna dair bir delil, bir dava, bir karar var mı?

Protesto edenler, Boğaziçi öğrencisi değilse, atadığınız rektör kimin karşısına geçip kendisini sevdirmeye çalışmaktadır?

Cüppesini giyip rektöre sırtını dönenler hangi örgütün mensubudur?

Bu kadar genç ve hocaları da terörist ise bugüne kadar niye dışardadırlar?

Akıllı ve bilinçli sorular! Ancak “terörist” gibi soyut yaklaşımların dışında hiçbirinin yanıtı yok maalesef! Bir soru da ben ekleyeyim:

Cumhurbaşkanı’nın söz ettiği gibi “öğrenciler değil teröristler” ise ve bu da biliniyorsa, o kadar öğrenci bunu ayırt edemeyecek kadar cahil, güvenlik güçleri suçluları ayıklayamayacak denli tesirsiz midir?!.

Bi zahmet yanıt lütfen!

Yazarlar

Terörist damgası vurmak bu kadar kolay mıdır?!
Ümit Zileli