Can Ataklı
15 Haziran 2020

Teknolojiyi kandırmak kolay olmadı değil mi?


ANALİZ

Teknolojiyi kandırmak kolay olmadı değil mi?

Twitter, dünyada katılımcısı en yüksek kısa sosyal haberleşme ağı.

Facebook ve Instagram, kullanıcı sayısı açısından Twitter’dan çok daha önde ancak anlık ve çok kısa haberleşmede Twitter’ın etkisi çok büyük.

Bu tür sosyal medya sistemleri elbette çok yüksek teknolojiyi de gerektiriyor.

Dünyada 400 milyona yakın Twitter kullanıcısı var. Türkiye, 9 milyon hesapla Twitter aleminde dünyanın öndeki sıralarında yer alıyor.

Kısa ve çok etkili mesaj paylaşabilme yeteneği elbette pek çok ülkede olduğu gibi bizde de “kötü kullanımlara” yol açabiliyor.

Özellikle demokrasisi ve hukuk sistemi iyi işlemeyen ülkelerde Twitter’ı siyasi arenada algı yaratmak, rakipleri kirletmek ve yıpratmak için kullanmaya kalkanlar da çok.

Bunlara “trol” adı veriliyor.

Hayli uzun bir zamandır iktidar kontrolüne “maaşlı” olarak çalışan trollerin varlığı biliniyordu.

Ancak hayli yüksek teknolojinin kullanıldığı bu alanda, bireysel olarak bu trolleri ortaya çıkarmak kolay iş değil.

Sadece hizmeti sağlayan kurumun ciddi bir araştırma yapması ve kendi teknolojisini test etmesi ile ortaya çıkarılabilecek bir durum nedeniyle, bu troller diledikleri gibi at oynatabiliyorlar.

Ama bir yere kadar işte.

Twitter alemindeki trol sistemi pek çok yerden yükselmeye başlayınca, hizmeti sağlayan kuruluş kapsamlı bir teknik araştırma yaptı ve pek çok ülkedeki on binlerce hesabı kapattı.

Türkiye’de 7 bin 340 hesabın kapatıldığı açıklandı.

İktidar trolleri, sonunda teknolojiyi daha fazla kandıramadılar.

Tabii 7 bin 340 tüm trolleri kapsıyor mu?

Zannetmiyorum çünkü Twitter, incelemeyi 2020 yılının başından bu yana açılan hesaplar üzerine yapmış ve bu kadarını bulmuş.

Türkiye’de, iktidarın oluşturduğu trol hesap sayısının çok daha fazla olduğunu tahmin ediyorum.

Şimdi yandaş tetikçi medyada hem bir telaş hem de öfke var.

Ateş püskürüyorlar Twitter’a ve “İnsanların mevcut iktidarı desteklemesi suç mu?” diye güya mantıklı bir soru ile operasyonu karalamaya çalışıyorlar.

Oysa Twitter, hesapları “iktidarı destekledikleri için” kapatmadı.

Twitter açıklamasında, “Esas olarak Türkiye içerisindeki kullanıcıları hedef alan, koordineli bir şekilde sahte faaliyetlerde bulunan kullanıcıların oluşturduğu ağın teknik göstergeleri ve hesapların davranışlarına dayanarak yaptığımız analizlerde, sahte ve ele geçirilmiş hesapların, AK Parti yanlısı siyasi söylemlerin yayılması için kullanıldığı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a güçlü destek verdiği görülmüştür. Bugün 7 bin 340 hesabı arşivlerde ifşa ediyoruz” deniyor.

Yani Twitter, kapatılan hesapların aynı merkezden yönetildiğini açıkça belirtiyor.

Twitter’ın troller konusundaki kanıtları bu kadar da değil.

Açıklamada, “Bunun sonucunda, bugün ifşa ettiğimiz ağ içinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Türk hükümetini eleştiren hesaplar da var. Bu ele geçirilen hesaplar, düzenli olarak yukarıda belirtilen devlet aktörleri tarafından
‘hack’lenme ve ele geçirme çabalarının hedefi olmuştur. Bu geniş ağın aynı zamanda kripto para birimleriyle ilişkili spam gibi ticari aktiviteler için de kullanıldığı görülmüştür”
bilgisi de veriliyor.

Sonuç şudur; İktidar dünya çapında ülkemizin itibarını düşüren bir eyleme daha imza atmış ve yakalanmıştır.

BUNU YAZMAK GEREK

İşlerine gelmeyince Twitter da PKK veya cemaatin bir parçası oluveriyor

Sosyal medya, iktidar trolleri tarafından özellikle son 5 yıldır hunharca kullanılıyor.

Belli bir merkezden yönetildiği anlaşılan trol ordusu, iktidarı eleştiren ya da iktidarın rakip olarak gördüğü herkese ve her kuruma saldırıyor, muazzam bir yıpratma kampanyası yürütüyor.

Oysa şimdi teknoloji ile baş edemediler ve deşifre oldular.

Ama tuhaf bir şey de oldu.

Cumhurbaşkanlığı Danışmanı Fahrettin Altun, sanki kastedilen kendisiymiş gibi telaşla bir açıklama yayınladı.

Panik halinde olduğunu fark ettiğim Altun, Türkiye içinde çok geçerli olan bir argümana sarıldı yine.

Twitter’ı PKK’lı ve ayrıca cemaatçi ilan etti.

Trump’ın da Twitter’ı kötüye kullanmaya kalkması üzerine başına geleni sanki bir kanıtmış gibi kullanan Altun, “Çok yakın geçmişte özellikle ABD’de şahit olduğumuz tartışmalar da düşünüldüğünde, Twitter’ın siyaseten Türkiye Cumhuriyeti’ni konumlama arzusu, kuruluşun PKK ve FETÖ gibi Türkiye’ye düşman yapıların kara propaganda faaliyetlerine kol kanat germe isteği ve Türk siyasetini dizayn etme hevesi net bir şekilde görülmektedir” dedi.

Tabii bu laflara Türkiye’de inanacak çok işi çıkabilir ama dünyada kimsenin ciddiye almayacağı bir gerçektir.

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

“Bakın ben trol değilim” diye çırpınanlar pek hoşuma gidiyor

Kendi adıma şunu söyleyeyim; sosyal medya üzerinden kimi zaman çok ağır ve hatta aşağılık saldırılara maruz kalıyorum.

Bunları hemen Twitter’a bildiriyorum.

Şu ana kadar en az 50 hesabı bu şekilde bildirdim.

Bunlardan 5 ya da 6’sı hakkında işlem yapıldığını, trol olduklarının ortaya çıkarıldığını ve hesapların kapatıldığını bildirdiler.

Diğerlerini anlıyorum, sosyal medyayı sınırsız ve denetimsiz sanan, düşük zekalılar bunlar. Zaten bir şekilde yakalayıp mahkemeye verseniz dizlerinin bağı çözülür.

İşte bu tür aşağılık trollerden biri, hapisteki Selahattin Demirtaş’ın eşiyle ilgili çok kötü şeyler yazmış.

Adalet Bakanı, bu hesabın hemen takibe alındığını ve gerekenin yapılacağını açıklamış.

Bu güzel de beni çok güldüren şey, adeta birer trol gibi çalışan kimi yandaş yazarların da sanki ahlak timsaliymiş gibi hemen Demirtaş’ı savunan paylaşımlarda bulunmaları.

Örneğin Fuat Uğur, “Bu aşağılık yaratığı, devlet ya FETÖ ya da başka bir yerdeki ininden çıkarıp bulmalıdır. Bu şerefsizliği yapanın amacı belli. Ama buna rağmen ‘AKP’li troll’ klişesine sarılan herkese söylüyorum: Geri zekalı gibi davranmayın. Bunun tam tersi bir provokasyonu yapanlar da çıkabilir” demiş paylaşımında.

AKP eski Milletvekili Şamil Tayyar da “Selahattin Demirtaş’ın eşi için ahlaksızca paylaşım yapan kişi provokatördür, yasal işlem yapılmalıdır. İnanıyorum, toplumun birleşme yerlerine jilet atanların son dönemde artan provokatif oyunu yine bozulacaktır” diye yazmış.

İyi niyetli ve ahlaklı gibi görünen bu paylaşımlar, aslında bir paniğin de sonucudur, inanın.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

RTÜK’ün tarafsızlığı resmen sona erdi

Cumartesi sabahı bir dostum arayıp da “Biliyor musun, RTÜK Başkanı’nı Halkbank Yönetim Kurulu’na atamışlar” deyince, “Yok artık, olacak iş mi?” dedim.

Arkadaşıma, “Bildiğim kadarıyla RTÜK başkan ve üyeleri başka iş yapamıyorlar, kanun böyle” dedim.

Dostum güldü ve “Sen de gazetecisin, artık eski Türkiye yok. Saray kararnamesi ile RTÜK üyeleri kendi alanları dışında bir sektörde görev alabiliyorlar artık” dedi.

Sonuçta, haberin gerçek olduğunu anladım elbette ben de.

Ama yine de olacak iş değil.

Çünkü RTÜK her ne kadar sarayın hizmetinde olsa bile teknik olarak bağımsız bir kuruluş.

Ancak artık başkanının kamu bankası yönetim kurulu üyesi olmasıyla, bu bağımsızlık teknik olarak da ortadan kalkmış oluyor.

Gerçi zaten şu an başkan olan şahıs, “Sayın cumhurbaşkanımızdan gelen istekleri emir kabul ederiz” diyor ve bu bizi şaşırtmıyor ama bundan sonra bu tür sözlere bile gerek kalmayacak.

RTÜK, artık iktidara biat etmeyen medya için çok büyük bir tehdit ve tehlikedir.

Bu arada, çeşitli haberlerde gördüm, RTÜK Başkanı’nın üç yerden maaş aldığı yazılıyor.

Maaşın ne önemi var.

Bana Halkbank’ın, yönetim kurulu üyelerine verdiği yıllık jestiyonların ne kadar olduğunu söyleyin siz.

FIKRA GİBİ

Duy da inanma sosyal medyada yasakçı tutum sonuç vermezmiş

İktidar, her alanda köşeye sıkışıyor.

Bu da elbette panik yaratıyor.

Kimi sözcüler, bu panik havası içinde ne söylediklerini bilmiyorlar.

Örneğin
Twitter’ın trol hesapları bulup çıkarması ve kapatması, bu hesapları yönetenlerin başında olduğu ileri sürülen Mahir Ünal’ın da kimyasını bozmuş görünüyor.

AKP’nin Genel Başkan Yardımcısı olan ve propaganda işlerine bakan Mahir Ünal, Twitter’ın 7 bin 300 hesabı kapatması için, “Sosyal medyada yasakçı tutum sonuç vermez” demiş.

Gerçekten fıkra gibi değil mi?

Sanki Wikipedia’yı uzun süre kapalı tutan, YouTube’u bir süre kapatan, canları istedikçe interneti, Twitter, Facebook ve Instagram’ı yavaşlatan başkasıymış gibi “Bu olmaz ama” diyorlar.

Mahir Ünal bununla da kalmıyor, “Biz yapıyoruz ama CHP de yapıyor” diyerek üste çıkmaya bile çalışıyor.

Oysa Twitter açıklamasından da belli. İktidarı destekleyen bir ordu, tek elden kontrol ediliyor ve hesapların arkasında gerçek kişiler yok.

Mahir Ünal, muhalefet eden bireylerin paylaştığı mesajları da sanki tek elden yönetiliyor gibi göstermeye çalışıyor.

Ama teknolojiyi kandıramıyorlar sonuçta.

Yazarlar

Teknolojiyi kandırmak kolay olmadı değil mi?
Can Ataklı