Ahmet TAKAN
15 Ekim 2020

Tek kelime ile muhteşem bir orta!..


Aslında bu yazıyı, sizlere salı günü gecesi kaleme alıp ulaştırmam gerekirdi. Hiç beklemeden, sağa sola bakmadan!.. Ancak teknik olarak imkansız. Twitter mesajları ile gazetecilik yapmak da tarzım değil. Doğru da bulmuyorum… Sabahı bekledim. Anayasa Mahkemesi’nin 14.00’teki olağanüstü toplantısını ve oradan çıkacak kararı veya  verecekleri mesajı, açıklamayı hiç beklemedim. Umurumda bile değil çünkü!..

Anayasa Mahkemesi ve kararları hatta üyelerinin siyasi kimlikleri geçmiş dönemlerde de çok tartışıldı bu ülkede. Ama böylesine hiç tanıklık etmemiştik. Anayasa Mahkemesi tarihinde görülmemiş bir saldırı ile karşı karşıya. Hem içeriden hem de dışarıdan!.. Bir ülkede bazı kurumları beğenmeyebilirsiniz, o veya bu sebeplerden dolayı yapısının değişmesini de arzu edebilirsiniz… Bunu demokratik yollardan dile getirir ve hatta becerebilirseniz yaparsınız. Daha önce yapılmadı mı? Yapıldı… Ancak böyle bel atı tezgahların kurulduğu bir döneme en azından ben gazetecilik hayatım boyunca tanıklık etmedim.

★★★

Türkiye, önceki gün yakın tarihinin en ağır hukuk skandallarını yaşadı. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesi’nin milletvekilliği düşürülen Enis Berberoğlu hakkında verdiği kararı tanımadı. Hem de Anayasanın açık hükmüne rağmen!.. Anayasanın 153’ncü maddesine rağmen… Sonra, uyduruk SÖZCÜ davasına istinaf mahkemesinin verdiği onama kararı… Rezaletler üst üste geldi…

Türkiye, ağır bir anayasal kriz yaşarken, ağır bir adalet sancısı çekerken pat diye bomba patlatıldı… Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım’ın  Enis Berberoğlu hakkında verilen karara gönderme yaparak Twitter’dan yaptığı ‘ışıklar yanıyor’ paylaşımı ortalığı alt üst etti. Gündemi değiştiriverdi!. Tartışılması ve en sert tepkilerin gösterilmesi gereken anayasal kriz, yargı skandalları duman oldu. “Darbe” tartışmaları gündeme oturuverdi. Hani derler ya; “Körün istediği bir göz, Allah verdi iki göz”… İktidar ve yandaşları öyle bir yaylım ateşine başladılar ki, Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım tweetine açıklık getirip “Şahsi Twitter hesabımda yaptığım paylaşımda kullandığım ibare maksadı aşan bir şekilde yorumlandı ve bundan büyük bir üzüntü duymaktayım. Gayem, AYM’nin bir hukuk ışığı olduğuna vurgu yapmaktı. Demokrasi dışı tüm oluşum, araç ve teşebbüsleri ima etmem asla söz konusu değildir” dese de daha sonra mesajlarını silse de fayda etmedi. Cin şişeden çıkmıştı bir kere… İktidar da aradığı acil kanı bulmuştu…

★★★

Saray ve küçük ortağı MHP, Anayasa Mahkemesi’ni kapatıp yerine kafalarına göre bir yapı kurmak istiyorlar. Bunu da hiç saklamıyorlar. Önce, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun atışları. Ardından Devlet Bahçeli’nin “Anayasa Mahkemesi kapatılsın” çıkışı ve Tayyip Erdoğan’ın “seve seve” destek vermesi. Bütün bunların arkasından ne bekliyordunuz? İstanbul 14’cü Ağrı Ceza Mahkemesi’nin anayasayı tanımasını ve ona sadık kalmasını mı?..

Bazılarına, ilaç gibi geldi “ışıklar yanıyor” tweeti… Yine gönül rahatlığı ile hem mağduru oynayacaklar hem de Anayasa Mahkemesi’nin yerine yeni inşaat dikmek için arayıp da bulamadıkları fırsatı yakaladılar. Bu altın değerindeki pası, gollük muz ortayı iktidara kim yaptı?.. Anayasa Mahkemesi üyesi Engin Yıldırım… Böyle bir ortayı Fenerli Alex bile yapamazdı!.. Al da golü at dercesine!..

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun AYM Başkanı Zühtü Arslan’a söylediği, “Polis koruması almana gerek yok. Bisikletinle işe git gel bakalım” sözlerine Anayasa Mahkemesi Engin Yıldırım, bisiklete binerken çekilmiş fotoğrafıyla yanıt vermişti, siz de onu iktidara muhalif sanmıştınız… Öyle mi?..

Kim bu Engin Yıldırım?.. Ben biliyorum da kim olduğunu yine de size Vikipedi’den alıntı yaparak aktarayım;

“1994 yılında Sakarya Üniversitesi, Yönetim ve Çalışma Sosyolojisi ana bilim dalında Yrd. Doç. Dr. olan Yıldırım, 1997 yılında Doçentliğe, 2002 yılında ise Profesörlüğe atandı. Sakarya Üniversitesi’nde 2008 yılında ilk 4 senelik lisans programı olan İnsan Kaynakları Yönetimi bölümünü açmıştır. 2003-2010 yıllarında Sakarya Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanlığı görevinde bulunmuştur. Yıldırım’ın uzmanlık alanı ile ilgili çok sayıda kitap ve makalesi bulunmaktadır. 2010 yılında Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından Anayasa Mahkemesi üyesi olarak atanmıştır. 19 Ekim 2015 tarihinde Anayasa Mahkemesi başkanvekilliğine seçilmiştir. 25 Ekim 2019 tarihinde başkanvekilliği görevi sona ermiş olup Anayasa Mahkemesi’nde üye olarak görevine devam etmektedir.”

Abdullah Gül’ün Anayasa Mahkemesine atadığı isim.. Yani; bu iktidarın adamı…

Siyasetin görüntüdeki gidişatına bakıp diyeceksiniz ki; “Abdullah Gül tarafından atandıysa, şimdi, Erdoğan ve saraya muhalif olması doğal değil mi?”…

Yok kazın ayağı öyle değil!.. Üstelik, Engin Yıldırım’ın ülkedeki yerleşik algıya göre attığı “ışıklar yanıyor” tweetini nerelere çekileceğini bilmeyecek veya tahmin etmeyecek kadar saf olduğuna inanmıyorum!..

Bu iktidarın her türlü numaralarını ve kara propagandalarını, manipülasyonlarını, algı operasyonlarını iyi bilen bir Ankara gazetecisi olarak diyorum ki;

Bu bir kayıkçısı kavgasıdır.

Bir Anayasa Mahkemesi üyesinin sosyal medya üzerinden iktidar veya üyeleri ile aleni kapışması alışageldik bir durum değildir. Saygın ve gerçek hukuk insanlarının tarzı hiç değildir. Çünkü; HAKİMLER KARARLARIYLA KONUŞURLAR.

Engin Yıldırım daha önceleri neredeydi?.. Ülkede yapılan hukuk katliamlarına neden en ufak bir tepki göstermiyordu?.. Twitter kullanmayı yeni mi öğrenmişti? Yoksa, Süleyman Soylu’nun çıkışı mı bekliyordu?..

Yazılı olamayan evrensel bir gerçektir; Hayatta bir kere birinin adamı olmuşsan sonra kimin adamı olacağın belli olmaz. Dün “A” şahsının adamıysan bugün “T” şahsının adamı oluverirsin. Buna hiç şaşırmamak gerekir. Çünkü, mühim ve asıl olan o günkü patrondur!..

★★★

-Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Tek kelime ile muhteşem bir orta!..
Ahmet TAKAN