Hüsnü Mahalli
20 Kasım 2020

Tam bir felaket


Alaattin Çakıcı’nın CHP lideri Kılıçdaroğlu’na gönderdiği mektup hikayesini hepiniz biliyorsunuz.

Herkes Çakıcı’nın kim olduğunu biliyor.

Bir zamanlar Cumhurbaşkanı Erdoğan’a gönderdiği mektubu da.

Kılıçdaroğlu’na gönderilen mektuptan seçme sözcükler:

“Gafil, muhbir, şerefsiz, üst akıl ve PKK talimatlı, köpeklik yapma, hayatının en büyük hatasını yapmış olursun, bakla kazığı ile tanıştırırım, beyin hücrelerin yurt dışı ve içerde Türk düşmanlığının esiri, Hacivat gibi oynuyorsun, akıllı ol…”

Çakıcı’nın mektubuna tepki olarak CHP yaptığı açıklamayla “Cumhur İttifakı’nın üçüncü ayağı mafya” dedi.

Buna kızan MHP lideri Bahçeli Twitter hesabından Kılıçdaroğlu’na yanıt verdi:

Yanıttan seçme sözcükler:

“Habis ve hastalıklı konuşmalar, hezeyan ve melanet, üslubun kindarlığı, hakaret ve hıyanetle cevap veren, müfterilik, seviyesizlik, rezillik, Çakıcı ülkücü şehidin çocuğu, ülke ve millet sevdalısı, o benim dava arkadaşım…”

Felaket ötesi bir durum.

Çakıcı’ya kimse dokunmadı.

AKP Grup Başkanvekili Bülent Turan “Savcılık gerekli soruşturmayı başlattı. İlgililerden edindiğim bilgi budur” dedi.

İlginç!

Açıklamayı Adalet ya da İçişleri Bakanı değil de AKP’li bir yetkili yapıyor.

AKP’li Turan ayrıca “Hukuk AK Parti’nin değişmez ilkesidir, ilkesel duruşumuz budur. Kişilere bağlı hakaret tehdit olmaması gerekir” demiş.

Bu daha da ilginç!

Kılıçdaroğlu’nu linç etmeye kalkışanlara ne oldu?

Çok örnek var ama “Temizlenecek komşularının listesini hazırlayanlar” şimdi nerede?

Ülkenin geldiği nokta çok tehlikeli.

Hem de çok!

Beş yıl önce atılan twitlerle insanlara dava açılıyor.

Ben dahil yalnız ve yalnız konuştuğu ya da yazdığı için içeri atılan ya da mahkemelerde süründürülen gazetecilerin artık sayıları bile bilinmiyor.

HDP’nin Eş-Başkanları, vekiller, Osman Kavala, ÇHD’nin avukat yöneticileri ve daha başkaları hala içerde.

Kılıçdaroğlu’nun söylemiyle bu işe bir de mafya karıştıysa, ki öyle görünüyor, bu iş artık çok tehlikeli bir boyut kazanıyor demektir.

Olabilecekleri anlatmaya dilim bile varmıyor.

Klavyenin harfleri bile kilitleniyor.

Bu güzelim ülke ve insanları bunu haketmiyor.

Dünyada hiç kimse sorunlarını kavgayla çözmemiştir.

Tehdit ve zorbalık bireylerin yaşam biçimi olabilir ama devletlerin ve ülkeleri yönetenlerin kurumsal davranış biçimi ve karakteri olamaz.

Olursa da başka bir şey olur o şeyin adı da başka olur.

Dışarda olduğu gibi içerde de AKP zor durumda.

Dışarda olduğu gibi içerde de herkesle kavga ederek kazanabileceğini sanıyor.

Göreceli ve kısa vaadeli kazanımların sonunda her zaman stratejik kayıplar yaşanır.

Bazen de büyük hezimetler.

Tarih öyle yazıyor.

Oysa bu işin kolayı var:

“Yurtta Sulh Cihanda Sulh”.

Hiç de zor değil.

“Ne pahasına olursa olsun iktidarı başkasına vermem” denilecekse hikaye değişir.

Siyaset biliminde bunun adı başka olur.

Olur ama kaybeden her zaman öyle düşünenler ve onlarla birlikte ülkeler ve halklar olur.

Son örnek Kanlı Arap Baharı’nı yaşayan çevremizdeki ülkelerin hali ve o ülkeleri bir zamanlar yönetenlerin sonu.

Oysa on yıl önce bütününde bu coğrafyada her şey sakindi.

Türkiye herkesle dosttu.

Kürt, Arap, Pers, Sünni, Şii, Alevi, Ezidi, Hıristiyan, Ermeni, Süryani ve bu toprakların tüm insanlarıyla.

Her şey bir heves uğruna perişan edildi.

On yıl önce herkes tarafından sevilen bir Türkiye’den bugün artık herkesin diş bilediği bir Türkiye’ye ya da AKP ve Erdoğan’a gelindi.

İslamcılar hariç.

1945 sonrasında Müslüman Kardeşler kökenli tüm parti, dernek, örgüt, cami, tarikat, okul ve her türlü oluşuma yüz milyarlarca yardım eden Suudi Arabistan geçenlerde resmî fetva ile Müslüman Kardeşleri “dinden çıkmış terör örgütü” ilan etti.

İslamcıların çıkmazı.

İslam düşmanı ülke ve güçler tarih boyunca onları tetikçi olarak kullanmıştır.

Mafya gibi.

Yazarlar

Tam bir felaket
Hüsnü Mahalli