Ahmet Takan
4 Mayıs 2021

Suriyeli mülteci çocuklar ne yapıyor?..


“S Kuşağı Platformu” diye bir oluşumu duyanınız oldu mu?..

Pandemi, ekonomik kriz bir taraftan, şaşkın idarenin akıl almaz uygulamaları diğer taraftan canımızın derdine düşmüşüz… Nasıl haberimiz olsun?..

Aşağıdaki satırları okuyunca bana yüzde 100 hak vereceksiniz. Bu platformun faaliyetleri ve ele alıp çözüm üretmeye çalıştığı sorunlar, hem birey hem de topyekûn ülke olarak ölüm kalım meselesi adeta…

Suriyeli mültecilerin başımıza açacağı belaları yıllardır kaleme alan bir gazeteci olarak  “S” Kuşağı Platformu’nu kurucularından biri olan İlay Aksoy’dan duydum. İlay hanım, bu sorunlara kafa patlatan bir isim. Kısaca platformu şöyle tarif ediyor;

“S Kuşağı Platformu siyaset üstü bir oluşumdur. Açılımı ise ‘Sığınmacılar Kuşağı’dır. Tamamen gönüllü, siyasi oluşumlardan uzak, Türkiye’nin geleceği konusunda haklı kaygıları olan bir grup vatansever tarafından kuruldu. Platformumuzun amacı; ülkemizde geçici koruma kapsamında barındırılan 2 milyonunun üzerindeki 18 ve 18 yaş altındaki Suriyeli çocukların ve gençlerin, kayıp bir nesil olmamaları için gerekli tedbirlerin şimdiden alınmasıdır. Bu tedbirlerin alınmasını istememizdeki sebep ise; Türkiye’nin maruz kaldığı stratejik göç karşısında, ilerleyen zamanlarda büyük demografik, sosyolojik, ekonomik, güvenlik ve ülke sınırlarımızı bile tehdit edecek kadar ciddi sorunlarla karşılaşacağımızı şimdiden ön görmemizden kaynaklanmaktadır.”

★★★

İlay Aksoy’dan öncelikli tespitlerini ve çözüm önerilerini sıralaması istedim. Aksoy, şöyle sıraladı;

-Suriyeli bebekler ve çocukların kimliklerine kavuşması

Ülkemizde bulunan Suriyeli çocukların en başta gelen ve önemli sorunlarından birisi, kendi öz vatandaşlığına ve kimliklerine kavuşamamasıdır. Suriye anayasasına göre Suriyeli babadan doğan her çocuk doğal Suriye vatandaşı kabul edilmekte. Ancak ülkemizde Suriye Büyükelçiliği 2011 yılından itibaren kapalı olduğundan ve Türkiye’de doğan 700.000 civarında Suriye uyruklu bebek, hakları olan Suriye vatandaşlıklarına kavuşamamıştır. Yine Suriye yasalarına göre 14 yaşından itibaren çocuklar ortak aile kimlik kayıtlarından ayrılıp birey kimlik kartı almak zorundadırlar ancak bu imkanın da aynı sebepten ötürü sağlanması bugünkü koşullarla mümkün değildir. Diplomatik engel milyonlarca çocuğun hem vatandaşlık statüsüne ve kimliklerine kavuşmasına engel olmaktadır.

Bu sorun, resmî makamlarda veya kamuoyunda henüz gündeme gelmemiştir. Ancak milyonlarca çocuğun öz vatanının kimliğine veya vatandaşlığına kavuşamaması ileride Türkiye’yi uluslararası arenada, insan hakları konularında, tıpkı Ermeni mezaliminin soykırım yalanına dönüşmesi gibi, yeni yalan iddiaları ve algı kampanyalarıyla karşı karşıya getirmesi kaçınılmazdır. Unutmamak lazım ki Batı’nın ülkemizle ilgili her daim B, C, veya D planları hazırdır.

Türkiye’de onuncu yılını tamamlayan ve yıllar ilerledikçe anavatan olan Suriye’de geride bırakılan, özellikle miraslardan doğan mal ve mülkler konusunda mağduriyetler yaşanmaya başlanınca vatandaşlık, kimlik ve ilaveten mülkiyet konusunda hak talep edememek Türkiye’ye karşı ve nihayetinde Türkiye sınırları içinde bulunan yüksek sayıdaki Suriyeli nüfusun, Türk halkına karşı kaçınılmaz bir öfkeye, derin bir kutuplaşmaya, suçlamaya ve nihayetinde şiddete neden olacaktır.

Her iki devletin İçişleri Bakanlığı ve Göç İdare Birimleri ortak “geçiş komisyonu” kurarak Türkiye’de Geçici Koruma statüsündeki tüm kayıtların, Göç idaresinde, nüfus müdürlüklerinde “beyan esas” verilen ve onaylanan tüm kimliklerin, diplomalar, doğumlar, ölümler, evlilikler, boşanmalar, mahkumlar, yetim ve öksüzler, haklarında yasal işlem yapılmış olanlarla, Türk vatandaşlığına geçenler, sonradan yapılan isim değişiklileri gibi tüm bilgiler, Suriye devletiyle derhal paylaşılmalıdır ki, idari işlemler Suriye devleti tarafından başlatılabilsin.

★★★

-Eğitim

Mülteci Derneği’nin 10 Nisan 2021 tarihinde güncellediği verilerine göre, ülkemizde 1 milyon 737 bin 502 Suriyeli 0-18 yaş altı çocuk bulunmakta. Verilen rakamlar toplam sığınmacıların yüzde 47.4’üne tekabül etmekte.

Ülkemizde 12 yıl mecburi eğitim olmasına rağmen sadece 600.000 civarında çocuk resmi eğitim görmekte. Okullarımızda devamsızlık şartı kaldırıldığından dolayı bu rakamlardan da esasında tam emin olamayız. Bu durumda 1 milyon 137 bin 502 çocuk, Türk eğitim sisteminin tamamen dışında kalmıştır. Böylelikle ülkemizde büyüyecek olan çocukların bizlerle ortak kültür, resmî dil ve ortak millî bilinci olmadığından “uyum” veya “entegrasyon”un kesinlikle mümkün olamayacağını ön görmekteyiz.

Ayrıca sadece bu durumdan bile yasalarımızın dışında hareket etmeleri, ileride toplum disiplinine karşı daha örgütlü olarak ve farklı boyutlarda çıkabileceklerini göstermektedir.

Bu kadar büyük bir kitle ülkemizde her ne kadar şu an “görünmez” ise yarın gelecek kaygısı ve geçim sıkıntısı nedeniyle büyük kutuplaşmalara ve öfke patlamasına neden olacaktır. Şimdiden oluşan mahalle gettolarında mafya ve çete grupları yeni terör örgütlerin büyümesine ve henüz temizlenmemiş FETÖ bağlantılı yapılanmaların yeniden güçlenmesine kaçınılmaz zemin hazırlamaktadır.

Bu sorunları ancak Suriye Arap Cumhuriyeti ile çözmemiz mümkündür. Çocukların geri dönüşleri özellikle yeni terör örgütlerin oluşmaması için acilen sağlanmalıdır. Türkiye ve Suriye Eğitim Bakanlıkları arasında yine ortak “Geçiş komisyonu” kurulmalı. Türkiye’de alınmış eğitim diplomalarının denklik koşulları ve kriterlerini olgunlaştırmalı ve nihayetinde tanınması da sağlanmalıdır. Tüm çocukların (yetimhanelerde olanlar dahil) acilen Suriye eğitim sistemine yeniden millî bilincin oluşması için entegre edilmeli. Türkiye bu konuda gerekli lojistik ve kaynak gerektiren her tür desteği ilerleyen süreçte terör potansiyelini engellemek amacıyla ön görerek sağlamalı.

★★★

-Aidiyet/Millî kimlik yoksunluğu

Ülkemizde büyüyen 2 milyon Suriye kökenli çocuk esasında herhangi bir vatana bağlı büyümüyor. Milyonlarca çocuğun geleceği belirsiz ve kendi öz vatandaşlık hakları dururken tek kimliği “geçici” olması büyük travmalara ve belirsizliklere neden olmaktadır. Dolaysıyla “S” Kuşağı olan çocuklar hem anavatanlarına kavuşup tanıyamıyorlar hem de bulundukları Türk topraklarında gün geçtikçe, özellikle ekonomik kriz derinleştikçe kabul görmüyorlar. Bugün baktığımızda bu çocukların Suriye tarihiyle ve kültürüyle bağları giderek yok olmaktadır. Ancak yerine Türk kimliği konusunda da entegrasyonu bilinçli olarak sağlanmamıştır. Ulus devlet kavramı bilinçli olarak çok kısa yoldan bu jenerasyonla hızlıca yok edilmektedir. Büyük Ortadoğu Projesi’nin gerçekleşmesi için tam da bu nitelikte bir kitle gerekmektedir.

★★★

Ulu Tanrı,  tüm şehitlerimizle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar.  Mekanları cennet olsun.

 

Yazarlar

Suriyeli mülteci çocuklar ne yapıyor?..
Ahmet Takan