Ahmet Takan
13 Mayıs 2022

Süleyman Soylu, okur da ders alabilir mi?..


Saray ve  efradı her köşeye sıkıştığında çıkış yolunu “CE-HA-PE” ve ATATÜRK’ün kahraman silah arkadaşı İsmet İnönü’ye saldırmakta arar!..

Sığınmacıların yırtılan pasaportlarını yenileyemeyen (!) İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da öyle yaptı.  Soylu, 1960 darbesini yapanın ‘İsmet İnönü’nün CHP’si’ olduğunu iddia etti. Soylu, “Cumhuriyet Halk Partisi’nin rengini, kanını, suyunu, sinirini, duygusunu veren de İsmet İnönü’nün CHP’sidir. Bugün kurulduğu tarihle bugün arasında hiçbir benzerlik söz konusu değildir” dedi.

İsmet İnönü’nün duygusu ve ruhu… Öyle mi?…

“Baba İnönü’nün Erdal’a Mektupları” 1988 yılında Bilgi Yayınları tarafından yayımlandı. Daha sonra, İsmet İnönü’nün ölümünün 42. yılında anısına Bilgi Yayınevi’nden “Baba İnönü’den Ömer İnönü’ye mektuplar” adlı kitap çıktı.

Şimdi o kitaplardan bazı sayfaları çevirelim;

(Erdal İnönü 1947’de Ankara Fen Fakültesi Fizik Bölümü’nü bitirdikten sonra lisansüstü eğitimi için Amerika’ya gitti. Ağabeyi Ömer de bir senedir oradaydı.)

6 Aralık 1946/ Cuma…

Amerika’da okuyan Erdal İnönü, orada herkesin arabasının olduğunu yazınca Cumhurbaşkanı İnönü üzülüyor ve şu satırları yazıyor:

“Otomobil meselen hiç hatırımdan çıkmıyor. Fakat 1700-2000 dolar döviz asla bulamayız. Arkadaşların gibi bir eski otomobil bulmandan başka çaren yoktur. ‘Olmaz’ dediğim zaman ne kadar üzüldüğümü tasavvur edersin. Kolayca reddetmediğimi bilerek müsterih olursun, sabrın artar. Kullanılır bir şey bulacaksın diye de ümitliyim.”

Aynı dönemde Erdal’la birlikte Amerika’da eğitim gören abisi Ömer’den gelen 12 Ekim 1947 tarihli mektup:

“Keçi (aldıkları arabaya verdikleri isim) iyidir. 45 bin km yol gitmiş, epeyce yol. Lastiklerini değiştirmek, motorunda ufak tefek tamirat icap etti. 150 lira aldılar, mektep taksiti, Erdal’a olan borcumu da verdikten sonra şimdi elimde bir şey kalmadı.”

İnönü’nün 20 Ekim 1947’deki cevabı:

“Para için yazdıklarını anlıyorum evladım. İdareni bileceğini, bizim Amerika’da hesapsız dolar sarf edemeyeceğimizi takdir edeceğine tereddüdüm yok. Sizin orada, mütevazı olmakla beraber şerefiniz ile yaşamanızı temin edeceğiz. Bana hesap verirken fazla kendini üzme…”

★★★

Hiiç yoruma girmeyeceğim (Siz en iyisini yaparsınız)…  Bugünkü saray düzeni ile o zamanları karşılaştırmadan gemicikleri vs. hatırlatmadan en sonda birkaç satırla yetineceğim. Devam edelim:

-16 Mayıs 1950/Salı

“Sevgili Babacığım,

Dün sabah erkenden Ömer’in çoğunluğu kaybettiğimizi bildiren telgrafını aldım. Akşam gazetelerinde biraz havadis vardı. Malatya’dan seçildiğinizi, fakat genel sonucun 150’ye karşı 300 civarında olduğunu yazıyordu. Geçmiş olsun. Ne kadar ihtiyatlı beklenmiş olursa olsun gene bir şok tesiri yapmıştır herhalde. Umarım şimdiye kadar hepsi geçmiş, neşeniz yerine gelmiştir.

Teferruattan haberim yok tabii. Bir haberde seçimlerin gayet muntazam geçtiğini, büyük bir çokluğun seçimlere katıldığını okudum, çok sevindim. Asıl başarı bu. Netice itibarıyle memleketimizde demokrasi olduğunu dünyaya ispat edecek kesin olay, düzgün, hadisesiz bir iktidar partisi değişmesi geçirmekti. Bunu yapabilmek, bu seçimlerin hakikatte en büyük zaferimizi ilan ettiği anlaşılacak. Gerisinin ne ehemmiyeti var, canınız sağ olsun.

Bir defa da muhalefet liderliğini tecrübe etmek mukaddermiş demek. Bunun da başka bir tadı olacak herhalde. Memlekete hayırlı olsun. İnşallah Demokrat Parti iktidarı bir duraklama devresi olmaz, yürümekte olduğumuz ilerleme yolunda sendelemeyiz.

Yeni Kamutay ne zaman toplanıyor acaba; o zamana kadar sıkıntılarınız bitmeyecektir. Bir an evvel toplansa da dinlenecek hale gelseniz. Rahat rahat dinlendiğinizi, keyfinizin yerinde olduğunu duymaktan büyük sevinç duyacağım.

Sevgilerle, özleyişle ellerinizden öperim canım babacığım!”

-22 Mayıs 1950 / Pazartesi

“Sevgili Erdalım,

Şimdi mektubunu aldık. İlk duyguların. Ne kadar iyi yürekli, filozofik ve ahlaklı yazıyorsun. Teşekkür ederim. Seninle bir daha iftihar ettim.

Evimize taşındık. İçinden hiç çıkmamış gibi bir rahatlık içindeyim. Bu mektubumu eski kütüphanemden yazıyorum. Annen bir haftadır taşınma için pek çok çalıştı. Yorgun olduğunu görüyorum. Amma sıhhati, neşesi yerinde çok şükür. Özden, Ömer, büyükannen herkes vaziyeti iyi ve tabii aldılar. Benim üzüntüye düşmemekliğim için bütün hünerlerini kullandılar. Hepsinin kıymeti gönlümde bir derece daha artmıştır, eğer buna imkan var ise…

Seçimi fena nispette kaybettik. (…) Niçin kaybettik? İnsaflı, insafsız bin bir sebebi var. Fakat en başta geleni değişiklik arzusudur. Bu da milletlerin hem masum, hem tabii bir arzularıdır. En sıkıntılı zaman, kaybolmuş bir seçimden sonra geçen bir haftadır. Şimdi bu bitti. İki gün sonra yeni cumhurbaşkanı ve hükümet seçilecektir. Saat 18.30’da da ben yeni cumhurbaşkanını tebrik edeceğim. Bu bir hafta, çok şükür sarsıntısız geçmiştir.

5 seneden beri, politikacılar benim için nasıl bir düşmanlık havası yaratmaya çalıştılar, bilirsin. Seçimin neticesini alır almaz her yerden bize karşı sempati duyulmaya çalıştı. Hatta yanlış bir şey yapıldığı hissinin halkta göründüğünü söyleyenler bile var. Bunların ehemmiyeti yalnız bir noktadadır; o da İnönü ailesine karşı düşmanlık telkini muvaffak olmamıştır; itibarımız içeride, dışarıda artmıştır. Taşıdığınız adla haklı olarak iftihar edeceksiniz.

Bu seçim, memlekette yeni bir hayat tarzı kurmak için giriştiğimiz teşebbüste ne kadar ciddi ve samimi olduğumuzu ispat etmiştir. Memleket için, hepimiz için şeref olmuştur.

Hep iyiyiz. Gözlerinden öperiz. Sağ ol, var ol, canım Erdalım.”

★★★

Yer vermek istediğim daha çok mektup vardı. Ancak, buraya sığdırabilmem mümkün değil. O mektupların içeriğine ve de üslubuna baktığınızda neleri yitirdiğimizi fark edebildiniz mi?.. Bugünkü bazı “siyasetçi”lerin, “devlet adam”larının gerçek yüzünü görebildiniz mi?.. Saygısızca eleştireceklerine keşke İnönü ailesine bakıp devlet adamlığı dersi alabilseler!..

Eski Türkiye’yi çook özlüyorum!..

★★★

Ulu Tanrı, tüm şehitlerimizle birlikte Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Süleyman Soylu, okur da ders alabilir mi?..
Ahmet Takan