Ahmet TAKAN
23 Haziran 2020

Sözde Kürdistan ve yurt dışına kaçan yabancı sermaye


Atılan hamaset dolu nutuklar karın doyurmuyor, acı gerçekleri değiştirmiyor!.. Muazzam bir ekonomik kriz yaşıyoruz. Türkiye iç ve dış politikada cendere içinde.

İki çok kritik gelişmeye dikkatlerinizi çekeceğim. İlki, ABD sponsorluğu ve himayesinde Barzani üzerinden devam eden sözde büyük Kürdistan projesi;

İlan edilen “birliktelik” anlaşmasının ardından sözde Kürdistan Demokratik Barış Partisi Genel Başkanı Telal Mihemed kendilerine yakın bir medya kuruluşuna, “Rojava”da yeni bir özerk yönetimin kurulacağını söylemiş. Adamın verdiği haberler önem taşıdığı ve ayakta uyumaya devam etmememiz için köşeye taşıyorum. Haberin en can alıcı bölümü aynen şöyle;

“Rojava’da yeni bir yönetim için ABD’nin Rojava’daki diğer halkları da bir araya getireceğini ifade eden Telal Mihemed şunları söyledi:

(Suriye’deki sorunların çözümüne Kürtlerin katılmasını sağlamak için ABD en başta Kürt sorununa müdahil oldu ve Kürtleri bir araya getirdi. Bu birliktelikle Kürtler Suriye sorununa katılabilirler. ABD ayrıca, yeni bir özerk yönetim için başka bir adım olarak da Suriye’nin kuzeyinde (Rojava) bulunan Arap, Süryani ve Asurleri bir araya getirecek. Bunun için toplantılar ve konferanslar düzenleyecek)”

Ne manaya geliyor bu söylenenler?.. İşin uzmanına sordum. Stratejist emekli Deniz Kurmay Albay Cahit Armağan Dilek, “Olacakları anlatmış. Suriye kuzeyi ve doğusunu kapsayacak bir özerk bölge kuracaklar. Tüm etnik mezhep gruplarının kendi kantoncukları olacak. Yani bir nevi federasyon olacak. Zaten 2016-17’de bir federasyon ilan etmişlerdi. Şimdi onun altını dolduruyorlar.

Yeni Suriye anayasasından önce bunu tamamlayıp özerk yönetimi yeniden resmen ilan edecekler. Sonra bu yönetimi ve bölge anayasasını olduğu gibi yeni Suriye anayasasına dahil edecekler. Aynı Irak’ta yaptıkları gibi” dedi. Dilek, herkesin anlayacağı dilden tane tane anlattı;

“–Fırat’ın doğusunda olanları ABD’nin Esad yönetimine uygulamaya başladığı Sezar yaptırımlarından ayrı düşünmemek lazım. 9 yıllık savaşta iyice hırpalanmış Esad yönetiminim söz konusu ekonomik yaptırımlarla nefes alamaz hale gelmesi, Fırat’ın doğusunda olanları kabullenmek zorunda kalacağı hesaplanıyor.

–ABD, Suriye kuzeyinde sadece Kürtleri bir araya getirip tek bir çatı altında toplamakla kalmayacak. İdlib kuzeyinden Suriye’nin en kuzey-doğu noktasına kadar olan bölgedeki diğer etnik-mezhep gruplarını da kendilerinin ayrı kanton yönetimleri olacağı vaadiyle PYD/YPG hakimiyetinde olacak federasyon veya özerk bölgeye katılmalarını sağlamaya çalışacak.

–Suriye kuzey-doğusunda bütün bu bir araya getirmelerin yeni Suriye anayasası komitesi toplantıları öncesinde tamamlanması hedefleniyor.

–Eğer ABD, Rusya’nın da zımni onayıyla, Suriye kuzeyinde bu yapıyı kurabilirse bu yapının ortaya koyacağı anlaşmanın yani o özerk bölgenin anayasasının yeni Suriye anayasasına dahil edilmesiyle birlikte Suriye’de Kürtlerin ve Arapların iki ana kurucu unsur olduğunun da anayasaya yazılması dayatılacaktır.

ABD ve Batı, hatta PKK ve ülkeleri korkutmamak adına nihai hedefleri olan 4 parçalı büyük Kürdistanı seslendirmiyorlar. Onun yerine her parçası bulunduğu ülke içinde özerk olacak bölge yönetimleri kurmayı öncelikli hedef olarak belirlemişlerdir. Bunu da ‘iki Kürdistan bir Kürdistan’dan iyidir’ sloganıyla seslendiriyorlar. Konjonktür uygun olduğunda ileriki yıllarda 4 parçanın birleşmesi söz konusu olacak.

–Irak’ı düşünün. Devlet başkanı Kürt, Dışişleri bakanı Kürt… Irak adeta bir Kürt kimliğiyle temsil ediliyor. Halbuki Irak’ın yüzde 65’i Arap… Elde ettikleri avantaj çok daha fazla. Benzeri Suriye’de de olabilir. Hedef bu.”

Düşünün!..

★★★

Dağ gibi sorunlar arasında Türkiye Varlık Fonu’nun (TVF) Turkcell’i satın alma operasyonu da anlaşılamadı. Arada kaynadı gitti.

CHP İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan koordinatör baş danışmanı Erdoğan Toprak, Kemal Kılıçdaroğlu’na oldukça kapsamlı bir rapor sundu. Toprak,  yabancı yatırımcıların Türkiye’den kaçışında gelinen noktaya dikkat çekti. Erdoğan Toprak, “Geçtiğimiz yılın son aylarından itibaren artan şekilde çıkışa geçen yabancı portföy yatırımlarında 12 Haziran haftasında da 404 milyon dolar daha çıkış yaşandı. Yabancı portföy yatırımcılarının ocak başından bu yana Türkiye’deki menkul kıymet piyasalarından çıkış tutarı toplamı 11 milyar 770 milyon dolar düzeyine yükseldi. Bu tutar bugüne kadar hemen tüm yıllarda görülen yıllık toplam çıkışın çok üzerinde ve kimi yılların iki katına yakın! Merkez Bankası rakamlarıyla yabancıların portföyündeki hisse senedi ve Devlet İç Borçlanma Senedi stoku toplamı böylece 30 milyar dolar düzeyine indi” tespitinde bulundu.

“Mevcut yabancı yatırımcıların Türkiye’den çıkmaya yönelmesinin en güncel örneği, Türkiye Varlık Fonu’nun Turkcell’i satın alma-kurtarma ve devletleştirme operasyonudur” diyen Toprak, perde arkasını şöyle aralıyor;

“–Turkcell’in yabancı ortağı Telia’ya ait hissenin TVF tarafından satın alınarak ‘devletleştirilmesi ve kurtarılması’ yabancı sermayenin ülkemizden kaçış eğiliminin sadece portföy yatırımcılarıyla sınırlı olmadığını, doğrudan yabancı sermaye yatırımcılarının da hızla Türkiye’den çıkmak istediklerini somut olarak gösterdi. Aynı zamanda Altın ve İmtiyazlı Hisseleri’de içeren bu alımla TVF Turkcell yönetiminde tek söz sahibi konumuna gelirken, 530 milyon dolara Telia hisseleri için ödenen bu tutar Turkcell’in borsa değerinin yarısı düzeyinde! Diğer deyişle dünyanın önde gelen telekomünikasyon şirketlerinden Telia, bir an evvel Türkiye’den çıkabilmek için adeta kaçarcasına hisselerini değerinin yarısına ve zararına satmayı göze aldı.

–Bir başka boyut ise 2010- 2013 yıllarında New York borsasında piyasa değeri 30 milyar dolara yaklaşan Turkcell’in Telia satışındaki piyasa değerinin 5.1 milyar dolar düzeyine gerilemiş olmasıdır. Dolayısıyla AKP müdahaleleri ve yönetime yaptığı atamalar sonrası hem değer kaybeden hem de abone kaybeden Turkcell’i daha da büyütme ve küresel şirkete dönüştürme yönündeki açıklamalar gerçeklikten uzak görünüyor. TVF şimdi yaptığı bu satın alma ile Ziraat Bankası’nın Çukurova Grubu’ndan tahsil edemediği 1.6 milyar dolarlık kredi alacağını da üstlendi. İlginç olan ise Ziraat Bankası’nın tamamı da zaten TVF’nin!”

Yazarlar

Sözde Kürdistan ve yurt dışına kaçan yabancı sermaye
Ahmet TAKAN