Can Ataklı
10 Eylül 2021

Söylenen doğru olsa da ahlaki değil


CANIMI SIKAN ŞEYLER

Söylenen doğru olsa da ahlaki değil

Önce biraz övüneyim.

Ulaştırma Bakanı’nın “Bizim metromuz, onların metrosu” ayırımı yapmasını ciddi biçimde ilk dile getiren kişi oldum.

Medyanın diğer bölümü sonra uyandı, konu manşetlere kadar çıktı.

Bu gelişmeler üzerine Ulaştırma Bakanı’nın danışmanı ile görüştüm.

“Can bey” dedi “Şu anda 7 metronun yapımını bizzat bakanlık üstlenmiş durumda. Siz sadece Gayrettepe yeni havalimanı hattını yazmışsınız” diye devam etti.

Ben de “Niye bakanlık yapıyor bu metroları?” diye sordum.

Ulaştırma Bakanı’nın danışmanı “Çünkü İBB elindeki işleri bile bitiremiyor, çok ağır işliyor. Oysa İstanbul’un trafik sorunun çözümü için bu hatların acilen bitirilmesi gerek” cevabını verdi.

İster istemez kafam karıştı.

Metro hamlesi ilk 1989 yılında SHP’li Nurettin Sözen döneminde başlamıştı.

İlk hat Taksim- Levent arasındaydı.

Sözen’den sonra gelen Erdoğan metro inşaatlarına gereken önemi vermek yerine “yapımcı firma” telaşı içine girdi.

Asıl hamle 2007’den sonra Topbaş dönemindedir.

İstanbul’u İmamoğlu kazanınca metro inşaatları devam etti elbette. Hatta iki yeni hat da devreye girdi.

Benim bildiğim İmamoğlu trafiğe hiçbir katkısı olmayacak Çamlıca cami hattını durdurdu. (Bu hat sırf camiye insan taşımak için yapılacaktı. İBB durdurunca bakanlık hemen kendi yapmaya başlamış. Peki bu metro yapımı için protokol imzalanmış mı? Hayır. Demek ki bakanlık canı istediğinde İstanbul’a ya da başka bir yere metro inşaatı başlatabiliyor. Bunun bir kanunu kuralı yok anlaşılan.)

Yeni havaalanına giden hattın da Ulaştırma Bakanlığı tarafından yapılacağını biliyorduk.

Şimdi Ulaştırma Bakanı’nın danışmanının bana verdiği bilgiye göre İstanbul’da bir değil 7 hat bakanlık tarafından yapılıyor.

Peki neden?

Ulaştırma Bakanı’nın danışmanı aslında bunun yeni olmadığını söyledi.

Meğer önceki İBB yönetimi bir protokol imzalayarak bazı hatların yapımını zaten bakanlığa devretmiş.

Amaç, belediyenin yükünü azaltmakmış.

Yani iktidar İstanbul Belediyesi’ne destek olmak için en büyük maliyetli projeleri üstlenmiş.

Birinci sorum; “Belediye AKP’li olmasaydı, hükümet bu fedakârlığı yapar mıydı?

Ulaştırma Bakanı’nın danışmanı soruya “bunu bilemem” diye cevap verdi ama kendi bilgilerini anlatmaya devam etti.

Dedi ki; “Bakanlık tarafından yapılan hatlar yerel seçimler sonrası yapımları daha da hızlandırıldı.

İBB’nin yapması gereken hastane metrosu o yapmadığı için vatandaşın hastaneye ulaşımını sağlamak amacıyla bakanlık tarafından üstlenildi. Aynı şekilde Çamlıca metrosu da İBB’nin sorumluluğunda olmasına rağmen yapılmadığı için bakanlık tarafından yapılıyor.”

İkinci sorum şu; “Belediye niçin başlamış olan metroları bitiremiyor?”

Ulaştırma Bakanı’nın danışmanına göre İBB bu konuda aciz kalıyor.

Şöyle dedi; “Metro ya ayrılmış bütçeleri, önceki dönem göre çok daha fazla borçlanma yapmalarına rağmen işler durmuş veya çok yavaş gidiyor. Mahmutbey-Esenyurt metrosu 4 yıl önce ihalesi yapılmasına rağmen geçen hafta iş başlatıldı. Ataköy-İkitelli hattı var mevcut krediden harcama yapılmasına rağmen seçim öncesi yüzde 80’i bitmiş hattı bitirmiyorlar. Pendik -Tuzla hattı yine ilerlemiyor. Göztepe-Ümraniye hattının geçtiği Ataşehir finans merkezi bitiyor metro çok yavaş bu gidişle 4 yılda bitmez.”

Ve en önemli soru; “İBB’ye sağlanan dış kredilerin hiçbirine saray onay vermiyor, yani iktidar İBB’nin elini kolunu bağlıyor. Bu adil mi?

Bakan danışmanı “Elbette bu konuda bilgim yok, ben size mevcut durumu aktardım” dedi.

Sonuç şudur; Bakanlık muhtemelen doğru maddi bilgiler veriyor. Bitmeyen metrolar olduğu da doğru… Bakanlığın bazı metro yapımlarını üstlendiği de doğru.

Ama tüm bu doğrular yapılanın ahlaki olduğunu göstermez.

Ulaştırma Bakanın’ın iktidarın her konuda yaptığı gibi metro konusunda da bölücü davrandığı, sırf kendilerinden olmadığı için belediyeyi zora soktuğu, bunu da iktidar gücünü kullanarak kendi avantajına çevirmeye çalıştığı da doğrudur ve bu doğrular konunun ahlaki olmadığının diğer kanıtlarıdır.

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Rumlar ders kitaplarından Atatürk’ü bugün yırtıp atmış, bizde bu çoktan yapıldı bitti bile

Gazete ve televizyonlarda dün yer alan habere bakalım önce.

Kıbrıs Rum kesiminin Eğitim Bakanlığı, öğretmenlere bir ders kitabında bulunan Atatürk’ün anlatıldığı sayfanın yırtılıp atılması için okul müdürlüklerine talimat göndermiş.

Liselerde okutulan Oxford Discover Futures 3 çalışma kitabının bir bölümünde Atatürk, “Türkiye’nin en büyük kahramanı” olarak anlatılıyormuş.

Rum bakanlık da kitap öğrencilere dağıtılmadan ilgili sayfaların yırtılması talimatı vermiş.

İğrenç bir şey tabii. Sayfa yırtarak bir gerçeği saklayacaklarını sanıyorlar.

Bu haberin yayınlanmasından sonra bizden de tepkiler başladı.

Ama iktidardan yana kesimin tepkisi bana hayli komik geldi.

Dinci gazeteler konuyu manşete taşıyıp “Atatürk’e hakaret” başlıkları attılar.

AKP sözcüsü de Rumların bu davranışını şiddetle kınadığını açıkladı.

Bana bunların hepsi palavra gibi geliyor.

Bir kere son dakikada çıkarmalarına rağmen demek ki Rumların okul kitaplarında Atatürk varmış.

Şimdi çıkarmaya çalışmaları ve hatta kitabın o sayfalarını yırttırmaları ahmaklıktan başka bir şey değil.

Ama gelin bakın bu iktidar okul kitaplarında Atatürk’e ne kadar yer veriyor?

Bu iktidar döneminde ilk, orta ve lise düzeyindeki derslerden Atatürk’le ilgili bölümler ne kadar çıkarılmış.

Rumlar ders kitaplarındaki Atatürk’ün olduğu sayfaları bugün yırtıp atıyor.

Bizde ise Atatürk’le ilgili bölümler çoktan yırtılıp atıldı bile.

MERAK ETTİĞİM ŞEYLER

Afganistan’da direnen kadınların akıbeti ne oldu?

Yönetimi kanlı katiller ordusu ele geçirdiğinden bu yana Afganistan’dan korkunç haberler geliyor.

Sokak ortalarında vurulan insanlar, yerlerde sürüklenen gençler, kırbaçlanan kadınlar, tokatlanarak eğitilen(!) çocuklar herkesin içini daraltıyor.

Her ne kadar saray medyasına “Taliban’ı parlatma görevi” verilmiş olsa da, bu medya bile gerçeği tam saklayamıyor “iyi” gibi gösterdikleri bile asıl gerçeğin yansıması gibi oluyor.

Bir süre önce Afganistan’da 50 kadar kadın Taliban’ın gözü önünde protesto gösterisi yaptı.

Yandaş medyanın önemli kalemleri de bu gösteriyi manşetlerine taşıyıp övgüler düzdüler.

Gerçekten de o kadınlar her türlü övgünün üstünde müthiş bir eylem yaptılar.

Peki ya sonra?

O kadınlara ne oldu?

Daha doğrusu bir şey oldu mu?

Taliban’ın bu kadınları affetmesi onları cezasız hatta hayatta bırakması mümkün mü?

Bunu bilmiyoruz.

Ancak daha sonra ülkenin çeşitli yerlerinden benzer protestoların yükseldiğini görüyoruz.

Tabii şu anda Afganistan kapalı kutu gibi.

Gelen haberler sınırlı ve bazıları kurgulanmış da olabilir.

Afganistan konusunda asıl görev bizde ve dünyada kadınlara düşüyor.

Bütün dünya kadınları Afgan kadınlarına sahip çıkmalı Taliban’a dünyayı dar etmeli.

ÇOK GÜLDÜM

Sedat Peker iktidarla kafa buluyor

Sedat Peker Dubai’de olduğunu açıklamıştı geçenlerde.

Bu ülkede yatırımı olduğunu belirten Peker uluslararası kurallar gereği burada yaşadığı süre içinde video çekemeyeceğini de söylemişti.

Video çekmese de Sedat Peker sık sık tweet atarak gündem oluyor yine.

Önceki gün çok ilginç tweetler attı Sedat Peker.

Dedi ki; “Muhalefetin 20 senede yapamadığını Sedat Peker yaptı diyen dostlarım, hizmetlerim henüz bitmedi. Dış politikaya katkı sağlamak için Suriye’ye gidiyorum. Oradan da Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan ve Ermenistan’a geçeceğim.”

Sonra bir tweet daha gönderdi takipçilerine.

O da şöyle; “Suriye, Kıbrıs Rum Kesimi, Yunanistan, Ermenistan’la şahsımla ilgili yapılacak görüşmelerden sonra barış sağlandığı taktirde ziyaretlerim Suudi Arabistan ve İsrail olarak devam edecek. Durmak yok, yola devam!”

Peker’in bu çok “zeki” mesajları iktidar yanlısı kimileri tarafından “Peker Dubai’de tutunamayacağını anlayınca Türkiye düşmanı başka ülkelere gitmeye hazırlanıyor” yeklinde yorumlandı.

Bunun üzerine Sedat Peker “zeki” mesaj atmak yerine aslı aslınca yazmak zorunda kaldı.

Peker bir başka tweet atarak hem dalgasını geçti hem de bu kesimin zekasızlığını dile getirdi.

Peker bu tweetinde de şöyle yazdı; “Kafatasının içinde beyin yerine delikli gri sünger taşıyanlar orada mısınız T AMAM ! İroni için yazdığım iki tweeti anlayacak zekası olmayanlar, sizi hocaların hocası sayın İlber Ortaylı’ya havale ediyorum . DÜNYA BARIŞ ELÇİSİ SEDAT PEKER”

Bazı takipçilerin Peker’e “Amerika’ya Avrupa’ya da git” demeleri üzerine bir tane daha geldi.

O da şöyle; “Dünya Barış Elçisi görevimle ABD ve Avrupa’ya gitmeme gerek yok. Mülteciler için ülkemize para verdiler onlarla barıştık. Ancak Taliban’ın bize vermediği Kabil Havaalanı’nın güvenliğini almak için Afganistan’a gideceğim (Daha adil bir dünya mümkün) DÜNYA BARIŞ ELÇİSİ SEDAT PEKER”

Galiba bugünlerde en güzeli hızla çöken iktidarı alaya almak.

 

Yazarlar

Söylenen doğru olsa da ahlaki değil
Can Ataklı