Hüsnü Mahalli
10 Ekim 2021

Sona doğru(mu)!


Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’ye gönderdiği yazıyla “Suriye’deki ve Suriye’yle ilişkili durumlar, özellikle de Türkiye Hükümeti’nin Suriye’nin kuzeydoğusuna askeri taarruz düzenleme yönündeki eylemleri, IŞİD’i yenilgiye uğratma çabasına zarar veriyor, sivilleri tehlikeye atıyor; bölgede barış, güvenlik ve istikrarı zedeleme tehdidi barındırıyor ve ABD’nin ulusal güvenliği ve dış politikasına karşı alışılmadık ve olağanüstü bir tehdit oluşturmayı sürdürüyor” diyen ABD Başkanı Biden 14 Ekim 2019’da eski Başkan Trump’ın imzaladığı ‘Suriye’deki ve Suriye’yle ilişkili durum hakkında 13894 sayılı kararnamede ilan edilen ulusal acil durumun devamının gerekli olduğuna kanaat getirdim” diye eklemiş.

Büyük olasılıkla bu lafları ona Ortadoğu ve Kuzey Afrika Danışmanı Brett McGurk ettirmiştir.

Peki Soçi dönüşü Erdoğan, McGurk için ne demişti?

“Malum Amerikalı McGurk denilen bir adam var. Bu adam terör örgütlerinin adeta sevk ve idaresini yapıyor. McGurk, teröre destek veren bir isimdir. Bu adam PKK/YPG/PYD’nin adeta yönetmeni durumundadır. O terör örgütleri ile el ele, kol kola dolaşan adamdır. Benim teröristlerle mücadele verdiğim bir bölgede bunun onlarla kol kola dolaşması beni ciddi manada rahatsız etmektedir. Er veya geç Amerika buradan çıkmalı ve burası Suriye halkına bırakılmalı.

Anlaşılan Biden kafayı takmış Türkiye ve Erdoğan’a.

Belki de haklı çünkü BM Genel Kurul çalışmaları sırasında görüşme isteğini geri çevirdiği için Erdoğan da ona çok kızmış ve onun için “Teröristleri destekliyor” imasında bulunmuştu.

Bununla da yetinmeyen Erdoğan Soçi’ye gitmiş ve Putin’le görüşmesinde “Rusya’dan uçak, S-400, denizaltı, yeni nükleer reaktör almayı ve uzay alanında işbirliği konularını” görüşmüştü.

Biden’ı kızdıracak hatta çileden çıkaracak konular.

Biden’ın da eli armut toplamıyordur.

Adamın elinde Erdoğan ve Türkiye’ye karşı kullanabileceği çok sayıda kart vardır.

Tam da Türkiye’nin sahip olduğu 235 F-16 uçağını modernize etmeye ya da yenisini almaya hazırlandığı sırada.

Ekonomik ambargo ve yaptırımlar başka bir hikaye.

NewYork’da bulunduğu sırada Erdoğan’la görüşmeyen ve Beyaz Saray’a davet etmeyen Biden’ın bu ay sonu İtalya’da yapılacak olan G-20 zirvesinde Erdoğan’a ne diyeceği ya da nasıl davranacağı herkes için merak konusu.

Adamlar “hakaret içeren mektup yazmaya” ya da “beyzbol sopasıyla mesaj vermeye” çok meraklı!

Biden’ın davranışı ise çok daha eski.

3 Ekim 2014’de Harvard Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada “Türkiye, Suudiler, Emirlikler vs… Ne yapıyorlardı? Esad’ı devirme ve bir Sünni – Şii vekalet savaşı çıkarmada çok kararlıydılar. Esad’la savaşacak herkese yüz milyonlarca dolar para ve on binlerce ton silah akıttılar; El Nusra, El Kaide için destek olacak dünyanın diğer yerlerinden gelen cihatçıların radikal unsurlarını kabul ettiler. İşte şimdi olan ise birdenbire herkes uyandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ki eski bir dosttur, bana dedi ki, ‘siz haklıydınız, çok fazla insanın geçişine izin verdik, şimdi sınırı mühürlemeye çalışıyoruz. dedi.

Bunu söyleyen bir Biden’ın yukardaki mektubu Pelosi’ye göndermesi çok doğal. Üstelik aynı Biden Aralık 2019’daki bir röportajında “Muhalefeti destekleyerek Erdoğan’dan kurtulmanın zamanı gelmiştir” demişti.

Zamanı geldiyse Biden’ın Türkiye ve Erdoğan karşıtı söylem ve davranışları bundan böyle daha da sıklaşacaktır.

Amerikan medyasına göre Biden her an Esad ile bir görüşme kanalını işletebilir. Bu da hiç zor olmaz çünkü Temsilciler Meclisi Başkanı Pelosi 3 Nisan 2007’de Şam’a gitmiş ve Cumhurbaşkanı Esad’la görüştükten sonra kişisel dostluklar kurmuştu.

Bezer dostluğu dönemin Senato Dış İlişkiler Komitesi önce üyesi sonra da Başkanı olarak Şam’a üç kez giden ancak 2011 sonrasında Dışişleri Bakanı olduktan sonra Esad’a kazık atan John Kerry de kurmuştu.

Neyse ki “uluslararası ilişkilerde dostluk değil çıkarlar konuşulur” demişler de herkes herkese kazık atıyor.

Sanki diğer ilişkilerde kazık atmak yokmuş gibi!

Yazarlar

Sona doğru(mu)!
Hüsnü Mahalli