Hüsnü Mahalli
4 Mayıs 2021

Son dönemeç


Viyana’dan gelen son haberlere bakılırsa ABD ile İran arasındaki buzlar beklenildiği üzere erimeye başlamış.

Kesin sonuç bu ay sonu alınır.

Yani 14 Haziran NATO zirvesinden önce.

Yani Erdoğan’ın Biden buluşmasından önce.

Prensipte varılan anlaşmaya göre ABD; kendi bankalarında dondurulmuş ya da alıkonulmuş İran’ın milyarlarca dolarını serbest bırakacak ve şimdiye dek aldığı tüm yaptırım kararlarını iptal edecek. Buna karşın Tahran 2015’de imzalanan Nükleer Anlaşma’ya geri dönecek ve anlaşmazlık konusu olan noktalarla ilgili olarak uzlaşma yolunu tercih edecek.

ABD ve Batı ile ilişkilerinde en önemli konuda istediği her şeyi alabilecek olan İran böyle giderse bölgenin en önemli aktörü olma yolunda çok önemli bir dönemeci aşmış olacak.

Bölgeden gelen haberlere bakılırsa Biden ve ekibi Suudi Arabistan, Bahreyn ve BAE’ne baskı yaparak Tahran’la iyi geçinmelerini istemiş. Aynı Biden İsrail’in nükleer anlaşmayı engelleme çabalarına kulak asmamış ve ‘ileri gitmesi durumunda’ gerekeni yapacağını söylemiş.

Örneğin geçen süre içinde İsrail Genel Kurmay Başkanı, Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri, Askeri İstihbarat Şefi ve MOSSAD Başkanı nükleer anlaşmayı engellemek için Washington’a gitmiş ama hepsinde eli boş dönmüş.

Yahudi lobilerinin gücü de yetmemiş çünkü Amerikalılar bu lobilerin “her şey bizden sorulur” havasından rahatsız olmaya başlamış.

Peki ABD ile İran anlaşırsa ne olur?

1-  Suudi Arabistan ve BAE’nın altı yıl önce başlattığı ve hiçbir sonuç alamadıkları Yemen savaşı biter.

2-  Irak durulur ve Ekim’de yapılması planlanan seçimlerden sonra ülke istikrara kavuşur.

3-  Başlayan dolaylı diyaloglarla İran ile Suudi Arabistan ve Körfez ülkeleri arasındaki anlaşmazlık ve gerginlikler zaman içinde son bulur ve bölge durulur.

4-  Bölgede genel bir uzlaşı ve istikrar sağlanırsa Suriye sorunu çözülür bu ise olumlu bir şekilde Lübnan, Libya, Somali ve benzeri ülkelere yansır ve Filistin sorununun çözümüne katkı sağlayarak Arap-İsrail düşmanlığını sonlandırır.

Özetle İran bölgenin en önemli ülkesi durumuna gelirken Türkiye zorlanır. Çünkü Irak, Suriye, Libya, Somali ve başka ülkelerde asker bulunduran Türkiye’den bunların çekilmesi istenecek.

Belki de bunun farkında olan Ankara 180 derecelik U dönüşlerle Suudi Arabistan, Mısır ve BAE ile barışmaya çalışmaktadır.

Hem de bu ülkelerin yönetimlerine yönelik söylediği onca ağır laflardan sonra.

Belki de bunun için Ankara Biden’ın soykırım söylemine eylemsel tepki göstermemiştir.

Belki de bunun için Ankara İsrail ile barışmanın yollarını aramaktadır.

İşe yarayıp yaramadığını yakında göreceğiz ama dışarıda elaleme taviz üzerine taviz veren iktidar içeride kavga etmediği ya da cezalandırmadığı bir tek denizde tek başına yüzen vatandaş kalmıştı onu da yaptı.

İktidar; vatandaşı çileden çıkarmak için her gün her konuda ve her alanda onlarca söylem ve eylemde bulunuyor ve onu durdurabilecek hiç kimse yok.

Olmadığı için de her gün daha da fazlasını yapıyor.

Durum böyle olunca eski Ticaret Bakanı ile ilgili inanılması güç hikayeler çok normal karşılanıyor.

Çünkü iktidar insanların sinir katsayısını zorlamak için her yola başvuruyor.

Ama Sisi, Bin Selman ya da Bin Zayid söz konusu olunca aynı iktidar her türlü yumuşatıcıyı kullanmaktadır.

Konu Biden olunca yelkenler tütümüyle suya indirilmektedir.

Yerli ve milli iktidar dediğiniz böyle olmalı.

Bir adım ileri, üç beş adım geri.

Böyle giderse bundan sonrası çok daha sevimsiz.

Hesap sorulmadığı ve verilmediği sürece bu hep böyle olacak.

 

Yazarlar

Son dönemeç
Hüsnü Mahalli