Memduh Bayraktaroğlu
11 Mart 2021

Siyasi parti liderlerinin değil cumhurbaşkanlarından herhangi birinin sözcülüğünü yapıyor


Geçtiğimiz gecelerden birinde HaberTürk TV’de Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın’ı izledim (Dinledim…).

Fatih Altaylı’ya konuk olmuştu…

Bugünkü yazılarımda:

Kalın’ın neden; siyaset ile diplomasi konularında örnek bir devlet insanı olduğunu anlatmaya çalışacağım…

(Bana göre) Son dönemlerin:

En değerli

En sakin

Tahammül gücü en yüksek

En hoşgörülü devlet insanlarından biri İbrahim Bey

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın

Bir siyasi parti liderinin değil

Önceki dönem cumhurbaşkanlarından herhangi birinin sözcülüğünü yapıyor gibi konuşuyor…

Üslûbu çok iyi…

“Uysal” değil, “uyarıcı…”.

Ancak…

Uyarırken:

Kırmıyor, dökmüyor…

Hiç kimseyi incitmiyor

Bugüne kadar yabancı hiçbir devlet insanına:

Veya siyasetçiye…

Ya da gazeteciye hakaret etmedi…

Hiçbir devlet insanını:

Aşağılamadı…

Cumhurbaşkanlığı adına yaptığı açıklamalarda siyasi amaç yok

“Söyleyeceğim şeyler siyasi açıdan Sayın Cumhurbaşkanımıza zarar verir mi?” endişesi taşımıyor…

“Söyleyeceklerim ulusuma ve devletime zarar verir mi?” hassasiyetiyle konuşuyor…

Uluslararası ilişkilerde:

İpi germiyor…

Aksine…

İpi gevşetiyor…

Başarıyor mu?..

Ondan sonra birilerinin ipi gerdiği düşünülürse…

Elbette başarıyor…

Ya bir de o gerse…

DÜNYAYI CEHENNEM OLMAKTAN NASIL KURTARDILAR…

Joseph S. Nye; 2008 yılında 1700 uluslararası ilişkiler uzmanı arasında yapılan “Son yirmi yılın en etkili akademisyeni” anketinde altıncı sırada yer aldı…

ABD dış politikasının belirlenmesinde ise “en etkili akademisyen” olarak kabul ediliyor…

Welch ise akademik tarihçi yazar, araştırmacı ve öğretim üyesidir…

O da Nye gibi ABD dış politikasının oluşturulmasında etkin isimlerden biridir…

“KRİZLERİ, İPİ GEREREK DEĞİL GEVŞETEREK ÇÖZEBİLİRSİNİZ…” başlığı altında yayımlanan bölümü; Joseph S. Nye ve David A. Welch tarafından yazılan; “Küresel Çatışmayı ve İşbirliğini Anlamak” isimli kitaptan (Sayfa 256) alıntıladım…

Bu bölümde yazarlar, 1952’de dünyayı nükleer savaşın eşiğine getiren; ABD – SSCB krizini anlatıyor…

Alıntıladığım satırlarda ise…

SSCB Devlet Başkanı Kruşçev’in akılcılığı, gerçekçiliği ile…

ABD Başkanı Kennedy’nin de aynı akılcılık ve gerçekçiliği göstererek…

Dünyayı cehennem olmaktan nasıl kurtardıkları anlatılıyor…

KRİZLERİ, İPİ GEREREK DEĞİL GEVŞETEREK ÇÖZEBİLİRSİNİZ…

……. Kriz derinleştikçe Kruşçev ve Kennedy yüksek alarm seviyesinde olan ve derhal harekete geçmek için hazır bekleyen kendi askeri örgütlerinin, potansiyel olarak yıkıcı eylemleri üzerinde ne kadar sınırlı bir kontrole sahip olduklarını öğrendiler.

Bilmedikleri şeyler iki lideri daha fazla korkutmuş olmadı ki, Kruşçev kriz yaklaşırken Kennedy’ye yazdığı bir mektupta bu korkuyu son derece güçlü bir şekilde dile getirdi.

Rus lider mektubun bir yerinde şunları yazdı:

“Savaş düğümünü attığınız halatın uçlarına şimdi bizim de sizin de asılmamamız lazım. Zira ikimiz de asıldıkça düğüm daha da sıkılaşacak ve düğümün öylesine sıkılaştığı bir an gelebilir ki, düğümü atmış olanın gücü bile onu çözmeye yetmeyebilir ve ondan sonra düğümü kesmek gerekebilir. Ve bunun ne anlama gelebileceğini size anlatmak bana düşmez, zira ülkelerimizin elinde hangi korkunç güçlerin bulunduğu siz gayet iyi biliyorsunuz.”.

İBRAHİM KALIN DİPLOMASİSİNİ NEDEN ÖNEMSİYORUM?

Ey Türk politikacıları…

Gerek içeride…

Gerekse de dışarıda…

Şu ipleri daha fazla germeyin lütfen…

Bu dünya hepimize yeter…

Daha en az 500 yıl yeter hem de…

Yok…

Israrla gererseniz…

Komünist Kruşçev’in bile kabul ettiği gibi “düğüm” daha da sıkılaşır…

Manuel çözemeyince…

Kesmek zorunda kalırsınız…

ÖNCE ATEŞ EDİYOR SONRA NİŞAN ALIYORLAR

İbrahim Kalın; siyasetçiler ve kimi cumhurbaşkanlığı çalışanları gibi:

Önce ateş edip sonra nişan alanlardan değil…

Kalın önce nişan alıyor…

Sonra ateş ediyor…

Keşke diğerleri de onun gibi yapsa…

Önce düşünseler…

Sonra konuşsalar…

İYİ Kİ İBRAHİM KALIN VAR…

Ne zaman birileri (Sayın Cumhurbaşkanı değil, çevresinden birileri, ya da bir çalışanı) ipi gerse…

Kalın devreye giriyor…

Gerilen ipi eski halinden de daha gevşemiş bir noktaya getiriyor…

Sözün özü…

İbrahim Kalın, iktidar partisi genel başkanının değil, Devletin Cumhurbaşkanlığı makamının sözcüsü olduğunun bilincinde…

İktidar partisi genel başkanının değil…

“Devletin memuru” yani…

Ve…

İktidar partisi genel başkanının sözcüsü değil de…

Cumhurbaşkanı’nın sözcüsü olmanın verdiği sorumluluk anlayışıyla:

Siyaset yapmadan, dışişleri bakanının yerine diploması yapıyor…

Yazarlar

Siyasi parti liderlerinin değil cumhurbaşkanlarından herhangi birinin sözcülüğünü yapıyor
Memduh Bayraktaroğlu