Ahmet Takan
3 Aralık 2020

Siyasetteki kavganın derin perde arkası…


Siyaset niye bu kadar gergin?..

Kavga, gürültü…Tehditler, hakaretler…

Yüz yüze gelseler, bir yerlerde yanlışlıkla karşılaşsalar, tekme tokat birbirlerine dalacaklar zannedersiniz. Ama öyle değil!.. En fazla tokalaşmazlar ve selam vermeden geçerler. Görüntüyü kurtarmak için…

Ne, o zaman bunca sert itiş kakışın sebebi?..

Fazla derin analizlere girmeden, gereksiz isimlendirmeler yapmadan, kafanızı da çok bulanıklaştırmadan kestirmeden söyleyeyim;

Kavganın arka planı çok deriin…

Siyasiler, görüntüdeki aktörler…

NATO’cular ile Avrasyacılar kapışıyor… Siyasi partiler üzerinden… İstinasız, adını bildiğiniz, bilmediğiniz tüm siyasi partilerin içine nüfuz etmiş durumdalar. Sadece oranları değişiyor…

Hem de öyle böyle değil!..

“Ee, biz bunu son 18 yıldır çok net olarak izliyoruz zaten” derseniz; en içten tebriklerimi lütfen kabul edin. Ancak, bizim vazifemiz sadece uyanıklara yazmak değil ki!.. Hâlâ, yorganı kafasının üzerinden atmayanları da dürtüklemek gibi bir mecburiyetimiz var. Hem siz uyanıklar da böylece bilgi tazelemiş olursunuz.

Her iki kanadın etki ajanları Türkiye’de cirit atıyor. Paralı sözcüleri “uzman” kılığıyla televizyonlarda, gazete sayfalarında arz-ı endam ediyor. Ha!.. Onlarda pek güzel kavga ediyor, ekranlarda bağırış çığırış içindeler; izlenme oranları yükselsin, ahaliyi ekranlarda tutalım da gerçeklerden kopsunlar, doğruları göremesinler diye…

Kavga sadece siyasi değil…

Kavga, Türk devletinin ele geçirilip emir aldıkları patronlarının yörüngesi oturtulması kavgası..

Birbirleri ile didişen siyasilerde o güçlerin tehdidi altındalar…

Doğru düzgün olanları tenzih ederim. Sık sık anket sonuçları okuyorsunuz ya… Ortada bir dünya anket şirketi var, aynı ülkede anket yapıyorlar ancak çıkan sonuçların hiç birisi birbirini tutmuyor. “Nasıl oluyor bu yahu” diyorsunuzdur. Şaşırmayın… Maalesef… Gerisini söylemeye dilim varmıyor. O güç savaşı var ya!.. Ha, oraya odaklanmanız yeter…

Gazetecinin işi, fotoğraf çekip onu eğip bükmeden en gerçekçi şekilde kamuoyuna sunmaktır… (Bu yüzden geçmişte başıma çok bela aldım. Çok büyük hayal kırıkları yaşadım. Kıyma makinesinden geçe geçe bugünlere geldim.)

★★★

Geçenlerde, “Kılıçdaroğlu’nun üzerinden yargı sopası kaldırılır mı?..” başlıklı bir yazı kaleme aldım. Sağ olun… Gelen mesajlardan anlıyorum; çok ilgi gösterdiniz. Yukardaki satırlar daha açık hale gelsin diye fotoğrafı biraz daha özele indirgeyeceğim;

Nereye kafamızı çevirsek acayip bir durumla karşı karşıyayız. Kovid önlemleri ne olacak diye televizyona bakıyoruz; CHP’ye sövülüyor. Gazete sayfalarını karıştırıyoruz; Kemal Kılıçdaroğlu  tehdit ediliyor. Başımıza taş düşse CHP’den bileceğiz!.. Kulislerde akıl almaz dedikodular dolaşıyor… Neymiş efendim? Kemal Kılıçdaroğlu’nun şubat ayında dokunulmazlığı kaldırıla bilinirmiş… Hem de MİT TIR’ları davasından.. Doğru, yalan!.. Yaşarsak neyin ne olacağını göreceğiz.

Büyük fotoğrafı nasıl okuyorum, biliyor musunuz?..

Sadece iktidar değil, muhalefeti de yeniden düzenlemeye çalışıyorlar. Derinlerde kapışan güçler, bu sefer, muhalefet partilerine daha fazla ağırlık verdiler!..

Dünya değişiyor, dünyadaki dengeler değişiyor… Türkiye’deki ayak oyunları hep aynı!..

★★★

Dış dünya gözlüğüyle de olup bitenlere kısaca bakalım;

Önümüzde en kısa vadede çok kritik bir AB liderler zirvesi var. Saray, adeta diken üzerinde duruyor.

Farkında mısınız?..

Suriye, Menbiç, TOKİ konutları hiç konuşulmaz oldu!.. Suriye’nin yeni anayasa görüşmelerinden bahseden yok. Ortalığı, buram buram yeni açılım süreci kokusu sardı.

ABD’nin dünya üzerindeki komutanlıklarını duymuşsunuzdur. CENTCOM, EUCOM.. Türkiye’yi çok yakından ilgilendiriyor. EUCOM eşittir NATO demek. ABD, aldığı bir kararla EUCOM’u (Avrupa Kuvvetleri) AFRİCOM’a (Afrika Kuvvetleri)  bağladı. Bu, önümüzde, Çin’in Afrika girişine karşı çok çetin bir mücadele var demek. Libya’da, Mali’de, o coğrafyalarda NATO’yu karşımızda göreceğiz demek.

NATO, 2030’a yönelik strateji belgesini güncelliyor. Merak eden var mı?.. Güncel olaylara göre uzmanlık sıfatlarını yenileyen paralı askerlerden kafa yoranına rastladınız mı?.. Parayı veren düdüğü çalıyor nasıl olsa!.. Ne gerek var, öylemi?..

Dış politika akla gelince ne anlatılıyor ahaliye?..

İçi boş hamaset ve ihaleler… İhalelerden sağlanacak kazançlar…

Ahali, bugünlerde sadece Azerbaycan cephesine odaklandırılıyor. Nahçıvan’ı Azerbaycan’a bağlayan koridorun kurtarılması gerçekten çok önemli ve sevindirici. Ancak, Rusya’nın kazançları ve bölgede arttırdığı kontrolün üstü itina ile kapatılıyor. Göreceksiniz… Çok yakında, ortalığa düşecekler ve “Nahçıvan Azerbaycan arasındaki otoyol ve demiryolunu Türkiye inşa edecek” diye ahaliye zafer pozları verecekler. O zaman biz şimdiden soralım;

Taraflarla anlaşma yapıldı mı?.. Veya ön sözler alınıp verildi mi?..

Yapıldıysa ihale kime veriliyor?..

İşin içinde yine yandaş müteahhit var mı?..

★★★

Tüm bunlar olup biterken canımızın derdini unutmak mümkün mü?.. Elbette değil!..

İktidarın, Çin’den getireceğini müjdelediği Kovid aşıları ile umutlandık. Aşı yapılacaklar için öncelik sırası da aşağı yukarı belli. Ancak, toplumda haklı bir tedirginlik var. Sıralamadan daha çok bu aşının faydalı olup olmayacağı, yan etkileri olup olmayacağı ile alakalı. Naçizane bir önerim olacak;

Aşıları ilk olarak, Tayyip Erdoğan, Fahrettin Koca, Mustafa Şentop, Hulusi Akar, Hakan Fidan, Mevlüt Çavuşoğlu’na – ekranların önünde, canlı yayında, hem de orijinal aşı tüplerinin içinden şırıngaya çekilip kola vurulurken en yakın çekimde- yapılırsa çok ikna edici olur. Çok sevinir, mutmain oluruz!..

★★★

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Siyasetteki kavganın derin perde arkası…
Ahmet Takan