Ahmet TAKAN
2 Eylül 2020

Sirte ve Jufra, Emevi camisinde namaz gibi!..


Diplomasiyi, yüksek tonda boş teneke gürültüsü ile götürmeyi marifet sananların son günlerdeki şu üç konudaki sessizlikleri herkesin dikkatini çekiyor;

1-Libya

2-Suriye

3-ABD’nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey’in geçen hafta Ankara’daki görüşmeleri

Ne oldu da konuşamıyorlar?.. Dillerini yutmadılar herhalde!..

En baştan söyleyelim;

Tuttukları ekipler çöktü… Suriye ve Libya politikaları çöktü!..

Öyle sessiz sedasız değil, Suriye’nin kuzeyinde sözde özerk Kürt federasyonu bağıra bağıra geliyor.

Libya’ya ne demeli?..

Yere göğe sığdıramadıkları ihvancı Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin başındaki Sarrac, İçişleri Bakanı Fethi Başağa’yı Ankara ziyareti sırasında görevden alıverdi. Sarrac, bununla da yetinmedi Savunma Bakanı ve Genelkurmay Başkanının da kafasını kopardı. Başağa, bizim buralarda, MİT ve Savunma Bakanlığı ile içli dışlı pek yakın ilişkileri bilinir!.. Bizim buralarda bilinen bir gerçek daha vardır; Sarrac’ın AKP iktidarı ile deniz sınırı anlaşması imzalamayı aslında pek istemediği ama UMH içinden gelen baskılarla imzaladığı… Yani; Sarrac ile ilişkiler baştan buyana pek sağlam değil.

Sarrac efendi Libya’da ateş -kes mutabakatı karşısında dut yemiş bülbül olan AKP iktidarına bir çalım daha attı; Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un Paris davetini kabul etti. Muhterem bunun üzerine bir de ABD’ye davet edildi. Sarrac eksen değiştirdi!. Bizdekiler de Türkiye’yi açığa düşürdü!.. Sirte ve Jufra’yı fethedeceğiz diye lambur lumbur yola düşenler şimdi Doğu Akdeniz’de Fransa’nın savaş gemileri ile jetlerini saymakla meşguller!..

★★★

Libya’da Fransa’nın istediği oluyor gibi görünüyor. Türkiye dışlanıyor. Ama bütün bu olanlar ABD planları çerçevesinde gerçekleşiyor. Libya’da ABD yok deniliyordu, şu anda Libya’da ABD’nin oyun planları sahneleniyor. ABD, Türkiye’yi Rusya’nın etkinliğinin artmasını engellemek için kullandı teşvik etti. Askeri olarak Libya’ya girmesine ses çıkarmadı. Ama çok daha ileri gidip ihvan anlayışındaki bir yönetimin tüm Libya’yı kontrol etmesini engelledi. Sirte-Jufra’ya harekatı engelledi. “Ateş-kes” dedi… “Sirte-Jufra’da askerden arındırılmış bölge olsun, Sirte yeniden teşkil edilecek geçici Libya hükümetinin başkenti olsun” dedi… UMH’nin harekatı engellendi. Hafter tarafının Sirte-Jufra’yı boşaltmayacağı belliydi. UMH harekatı engellenince o hükümet içindeki ayrılıklar iyice su yüzüne çıktı. Sarrac-Başağa krizi yaşandı. Bu UMH’nin ne kadar kırılgan yapıda olduğunu, aşiretlerden oluşan güçlerin nasıl birbirine gireceğini gösterdi. ABD’nin Libya Büyükelçiliği yayınladığı açıklamada hem Sarrac hem de Başağa’ya ikisine de “Sizlerle birlikte çalışmaktan memnunuz” diyerek bu işi daha fazla ileri götürmeyin, birbirinizi devirmeye çalışmayın yoksa ikiniz de kaybedersiniz mesajı verdi. UMH’nin harekatı engellenip Sarrac ve Hafter (Akile Salih) eş zamanlı ateşkes açıklaması yaptıktan sonra Sarrac, Sisi ile görüştü, Macron’un ziyaret davetini kabul etti. Böylece Sarrac gerçek tarafını belli etti. Sarrac’ın Sisi ve Macron’la iletişime geçmesi sanırım bizdekileri hayal kırıklığına uğrattı.

Bundan sonra ne olabilir?

Muhtemelen Sirte merkezli bir hükümet kurulabilir. Bu yeni hükümette UMH’nin ağırlığı ne olur, Sarrac devam eder mi?.. Soru işareti koyalım. Sirte-Jufra hattına muhtemelen AB kontrolünde bir güç konuşlanabilir. Bu güç bünyesinde Türkiye-Rusya-Mısır’ın yer almama olasılığı yüksek… Eğer ABD planında olduğu gibi yeni hükümet merkezi Sirte olursa Türkiye’nin Trablus’taki varlığı etkisiz konuma düşer. Hatta BM kararlarında, Berlin konferansı kararlarında, Rusya-ABD-AB-Türkiye-Mısır yetkililerin bütün ikili çok taraflı görüşmelerinden sonra yapılan açıklamalarda, Libya’daki yabancı güçlerin çıkarılması konusunda mutabakat var. Bundan kastın Türk askeri olduğu çok belli. Bu durumda Türk askeri varlığının da terk etmesi istenecektir. Eğer bu yönde gelişme olmazsa UMH içinde buraya bağlı aşiret güçleri arasında iç çatışmalar körüklenerek UMH’yi tamamen dağıtmakla tehdit edeceklerdir. Bu da Libya’daki iç savaşın daha da karmaşıklaşıp uzamasına neden olacaktır. Sonunda Libya ikiden fazla parçaya bölünecektir. ABD planında olduğu gibi Sirte geçici başkent olup Sirte-Jufra’ya uluslararası güç gelmesi Libya’da barışı sağlar mı? Çok şüpheli… Afganistan, Irak, Suriye’de olduğu gibi göreceli belki daha az çatışmalı bir süreci başlatabilir ama bu da Libya’daki bölünmeyi önleyemeyecek.

Soruyu tekrarlayalım;

Bütün bu gelişmelere AKP iktidarı niye sessiz kalıyor?.

ABD’li yetkililer birkaç kez arka arkaya Türkiye’de görüşmeler yaptılar tam da ABD’nin planı açıklandığı esnada… ABD, Türkiye’yi ikna etti ya da mecbur bıraktı bu plana…
Saray, bu gelişmeyi kabul ettiğini desteklediğini açıklayamazdı. İç kamuoyuna bunu anlatmak kolay olmazdı.” Sükut ikrardan gelir”…  Galiba o oluyor.  O zaman; ver gazı “Mavi Vatan”a … Elde kala kala bir o kaldı!..

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Sirte ve Jufra, Emevi camisinde namaz gibi!..
Ahmet TAKAN