Ümit Zileli
11 Ocak 2020

“Simidimiz ve hürriyetimiz için!”


Dün benim de aralarında bulunduğum “Çalışan Gazeteciler Günü” kutlandı…

Tabii, kutlandı lafın gelişi! Bu iktidar sürecinde medyanın yüzde 90’ı “yandaş” pozisyonuna geçti… Araştırmalar 10 bin gazetecinin işsiz kaldığını gösteriyor! En büyük TV kanallarından 9’u, en çok satan gazetelerin de 9’u iktidarın dümen suyunda!

Halbuki tam 59 yıl önce basın emekçilerinin “yüz ağartan” direnişi, halkın da desteği sayesinde bugün kendisinden geriye neredeyse hiçbir şey kalkmamış olan 212 sayılı Basın Yasası, gazete patronlarının büyük tepkisine rağmen kabul edilmişti!..

Kısaca anlatayım; 1961 yılında, son derece olumsuz şartlar altında çalışan gazetecilerin durumunu düzeltmek, yasal güvenceye kavuşturmak için Milli Birlik Komitesi tarafından hazırlanan yasa teklifi patronları fena halde öfkelendirmişti…

Nasıl öfkelendirmesin ki; iş sözleşmelerinin yazılı olarak yapılması, sözleşmelere ücret miktarı, gazetecinin kademi gibi ögelerin mutlaka konulması, ücretlerin peşin olarak ödenmesi gibi yükümlülükler getiren 212 sayılı yasa patronların tatlı karlarını, “astığı astık, kestiği kestik” adam çalıştırma düzenini kökünden değiştiriyordu!.. Çok uğraştılar, yasanın çıkmaması için, ellerinden geleni yaptılar ancak sonuçta basın emekçileri kazandı…

Sonra ne mi oldu? Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Hürriyet, Milliyet, Tercüman, Vatan, Yeni İstanbul ve Yeni Sabah gazeteleri ertesi gün şu ortak metinle çıktı:

Milli Birlik Komitesi tarafından ilan edilen basınla ilgili kanun, milletçe girilen bu aydınlık devirde, basını emsali görülmemiş bir tehlikenin altına atmıştır.

9 gazete patronu, bu metinle de yetinmiyor, gazetecileri yıldırmak, yasayı geri çektirmek amacıyla üç gün süreyle gazete çıkarmayacaklarını ilan ediyorlardı!

Halkın haber alması için “Basın Gazetesi!”

Patronlar bir ayrıntıyı gözden kaçırmıştı…

Basın emekçileri, kazandıkları hakları korumak için her şeyi göğüslemeye hazırdı!..

Önce patronların gazete kapatma kararına karşı bir bildiri yayımlayarak bu tehdidi protesto ettiler, sonra da sessiz bir yürüyüş yaptılar. Ellerinde şu pankartlar vardı:

Simidimiz ve hürriyetimiz için… Çalışan gazeteciye cop, patrona hazır lop!..

Sonra da el ele vererek halka baştan başa emekçinin söz sahibi olduğu bir gazete çıkardılar:

Basın Gazetesi!

Gazetenin Genel yayın Müdürü efsane gazeteci Abdi İpekçi olmuştu. 11 Ocak’ta hiçbir gecikme olmaksızın halka ulaşan gazete büyük ilgi ve destek gördü ve 100 bin tiraja ulaştı!.. Patronların yapabileceği bir tek şey kalmıştı:

Yelkenleri suya indirmek!

İşte 10 ocak Çalışan Gazeteciler günü böylesine şerefli bir direniş ve mazi üzerine inşa edildi!..

59 yıl sonra bugün geldiğimiz nokta ise çok hazin!

Çalışan gazeteciye hapis!..

CHP’nin gazeteci kökenli milletvekili Utku Çakırözer, “Yeni Türkiye”de gazetecilerin nasıl bir baskı ve şiddet ortamında çalışmak zorunda kaldıklarını hazırladığı “2019 Basın Özgürlüğü Raporu”nda rakamlarla ortaya koydu, işte o tablo:

-108 gazeteci tutuklu ve hükümlü… Türkiye dünyada en çok gazeteciyi hapseden ikinci ülke!..

-172 gazeteci mahkemelerde haberlerini, eleştirilerini savunmak zorunda bırakıldı…

-En az 60 gazeteci gözaltına alındı, gazetecilere yarım milyon liraya yakın tazminat cezası kesildi… 36 bin 216 internet sitesi kapatıldı…

-En az 34 gazeteci sokak ortasında dayak yedi!

Ne kadar iç açıcı bir tablo değil mi! Daha da traji-komik bir haberi de paylaşayım sizlerle; içeride olan gazetecilere hem de Çalışan Gazeteciler Günü’nden yalnızca bir gün önce bir meslektaşımız daha eklendi, iyi mi!..

Zonguldak’ta günlük olarak yayın yapan Halkın Sesi Gazetesi Sorumlu Müdürü Cevdet Akgün 5 aylık kesinleşmiş cezasını çekmek üzere Beycuma Cezaevi’nin yolunu tuttu! Neydi peki suçu?

FETÖ’nün para kasası olarak bilinen Bank Asya’nın iki avukatından biri olan Adem Öztürk’ün AKP tarafından hakim yapıldığı haberi!..

Bu kadar da değil; Adem Öztürk önce AKP’den milletvekili adayı olmuş, kazanamayınca sınavsız olarak hakim yapılmıştı!

Cevdet Akgün hapse girmeden önce şu açıklamayı yaptı:

Taptıkları Fetullah yüzünden cezaevine giriyorum. Gazetede yazılan haberin ölümüne arkasında duruyorum. Bize tekzip tebligatı gelmeden cezai işleme başladılar. İndirim dahi yapılmadı. Bir oldu bitti ile karşı karşıya kaldım… Yandaş olmadığımız için bedel ödetiyorlar…

Çalışan Gazeteciler Günümüz kutlu olsun!..

Yazarlar

“Simidimiz ve hürriyetimiz için!”
Ümit Zileli