Hüsnü Mahalli
7 Haziran 2022

Sessiz ve derinden


Taliban’ın Afganistan’da iktidara gelme sürecinde Cumhurbaşkanı Erdoğan ısrarla “Türkiye’nin Kabil havaalanını işleteceğini” söylüyordu.

20 Temmuz 2021’de KKTC’de Bayram namazı sonrasında konuşan Erdoğan bakın ne demişti:

Şu anda Amerika çekilme kararını verdi ama Kabil Havaalanı, bizim tarafımızdan zaten 20 yıldır işletiliyor, bundan sonra da işletilmesini istediler. Biz şu anda buna olumlu bakıyoruz ama olumlu bakarken tabii Amerika’ya bizim bazı şartlarımız var. Türkiye olarak bu süreçte Kabil Havaalanı’nın işletimini ele almayı düşünüyoruz. Taliban; Türkiye ile bu konudaki görüşmeleri çok daha rahat yapması lazım. Çünkü Türkiye’nin onun inancıyla alakalı ters bir yanı yok, ters bir yanı olmadığı için de onlarla bu konuları daha iyi görüşeceğimize, anlaşabileceğimize ihtimal veriyorum”.

Peki ne oldu?

ABD bağlamında HİÇ bir şey.

Peki ya Taliban!

Kocaman bir HİÇ.

Taliban; Kabil ve diğer üç havaalanı işletmesini Erdoğan’ın eski düşmanı yeni kankisi BAE Başkanı Muhamed Bin Zayid’e verdi.

Neden?

Çünkü 1992’de Taliban’ın kurulması ve 1996’da iktidara getirilmesi sürecinde BAE; Pakistan ve Suudi Arabistan büyük rol oynadı.

Anlaşılan Erdoğan’ın Süleyman Soylu’ya göre “15 Temmuz darbesinin finansörü” ve yandaş medyanın “şerefsiz” dediği Muhammed Bin Zayid’le kanki olması işe yaramamış.

2017’de BAE ve Suudi saldırısına karşı Türk askerini Katar’a gönderen Erdoğan’ın “stratejik müttefiği” Temim El-Sani ise hiçbir şey yapamadı. Oysa ABD ile Taliban’ı “barıştıran” Temim’in ta kendisidir. Ayrıca ABD; 2001’de Afganistan işgal operasyonunu Katar’daki üslerinden yönetmiş ama El-Sani’nin televizyonu El-Cezire Kaide lideri Bin Ladin’in kasetlerini yayınlıyordu.

Bundan daha “Büyük Tiyatro” olabilir mi?

Benzer “Tiyatro” Libya’da oynanıyor.

Nisan 2020’de Türkiye’nin fiilen müdahalesi ve var olan İslamcı gruplarla işbirliğini doruğa çıkararak Suriye’den oraya paralı asker taşımasıyla ülkedeki durum çok karışmıştı. Libya’da şimdi iki hükümet ve iki ordunun yanısıra Ankara’nın desteklediği Trablus’taki ordunun yanında binlerce ılımlı-ılımsız militan var.

Türkiye’nin yanında Katar, Mısır’ın yanında BAE, Suudi Arabistan ve Fransa var. Erdoğan’ın Muhamed Bin Zayid ile barışması işe yaramadı. Sisi ise Erdoğan’ın “barışalım” mesajlarına yanıt bile vermiyor.

Senaryo yazarı ABD şimdilik sessiz çünkü onun derdi Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu Libya’daki petrol ve doğal gaz. Gaz, Erdoğan’ın yeni kankisi İsrail’in de derdi.

Nasıl mı?

Dünyanın tanıdığı Kıbrıslı Rumlar Doğu Akdeniz’de münhasır ekonomik alan sınırlarını çizerken İsrail, bir çok iç sorunla uğraşan Lübnan’ın egemenlik bölgesine tecavüz ederek kendisine katmıştı.

İsrail bu tartışmalı bölgede gaz arama ve çıkarma faaliyetlerine başlatacağını açıkladı.

Bunun için de Yunanistan’dan bir sondaj gemisi kiraladı ve gemi bölgeye geldi.

Durum çok gergin ve tehlikeli.

İsrail; bu davranışıyla Hizbullah’ı provoke etmeye çalışıyor çünkü Hizbullah lideri Nasrullah “Lübnan hükümeti ve ordusu emir versin biz İsrail’in bu davranışını engelleriz” demişti.

İsrail geri adım atmaz ve gemi sondaja başlarsa bölgede her an bir savaş çıkar. Suriye ve Irak başta olmak üzere bölgede her yerin karışık olduğu bir dönemde böyle bir savaş elbette Erdoğan’ın işine gelir.

Erdoğan’ın İsrail’le yeniden “müttefik olma” çabası bakalım ne kadar işe yarayacak?

Bakalım senaryo yazarı ABD kime ne kadar izin verecek?

Afganistan’da ve son Suriye operasyonuna Ankara’ya izin vermeyen ABD bakalım Doğu Akdeniz’de petrol ve doğal gaz kuyularının alev almasına izin verecek mi!

Ukrayna’da Rusya’ya karşı kapsamlı ve çok tehlikeli oyunlarını sürdürün ABD, Avrupa ülkelerini perişan ettikten sonra hepsini kendisine bağlamanın çabası içinde.

Oyunun farkında olan Putin ülke ekonomisini sağlama aldıktan sonra askersel amaçlarını tümüyle gerçekleştirmeden durmayacak ve ne gerekirse yapacaktır. Türkiye tüm gelişmelerin merkezinde ve Erdoğan’ın tek bir derdi var:

Ne pahasına olursa olsun iktidarda kalmak.

Türkiye perişan, bölge gergin ve dünya diken üstüne ama kimin umurunda!

Yazarlar

Sessiz ve derinden
Hüsnü Mahalli