Ahmet TAKAN
8 Ekim 2020

Sarayın plaj açılımı kime yarar?..


Taa en başında, Doğu Akdeniz’de krizin çıktığı ilk günlerde demiştik; “Bunun nihai hedefi Kıbrıs’tır”, “Kıbrıs’ın Girit gibi yutulmasıdır” diye… Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bu pazar seçim var. Mehmet Ali Talat ‘Cumhurbaşkanı seçilsin’ diye adaya kamp kuranlar, Annan Planı’na destek veren Ankara’daki “Yes be annem”ciler son ana kadar pek oralı olmadılar ama bir son dakika çıkışı Maraş açılımı ile mevcut Başbakan Ersin Tatar’a destek atıyor gibi gözüktüler.

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Ankara’da önceki gün (salı) ortak basın toplantısı düzenleyen Ersin Tatar, Maraş’ın perşembe günü (bugün) açılacağını duyurmuştu. Bu açıklamanın hemen ardından KKTC’de kıyamet koptu. HP Genel Başkanı Yenal Senin, 1974’ten beri iskana kapalı tutulan Maraş bölgesinin açılması konusunun kendileriyle paylaşılmadığını söyledi ve “Devletin bütünlüğü bozuldu, kurumları hiçe sayıldı” diyerek bastı istifayı hükümeti düşürdü. Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, kararı cumhurbaşkanlığı seçimine müdahale olarak yorumladı. Rahmetli Rauf Denktaş’ın oğlu -bu seçimde de Cumhurbaşkanı adayı olan- Serdar Denktaş bile yaptığı değerlendirmelerde Akıncı’nın söylediklerine benzer laflar etti.

Ersin Tatar, “Halkımız perşembe sabahından itibaren sahile gidebilecek. Maraş meselesini milli bir dava olarak görüyoruz. Herkesi bu milli davaya sahip çıkmaya davet ediyorum” demişti. Yani, Maraş’ın açılımı, ki Maraş’ın yerleşime açılımı değil zaten bir kısmı açılmış sahilin geri kalan kısmının açılışı yapılıyor, evet, Erdoğan’ın katıldığı törende bunların olması Türkiye’nin Tatar’ı desteklediğini gösterebilir… Ancak dikkatlerden kaçmaması gereken hassas bir durum var; KKTC halkının düşünce yapısı Türkiye’deki insanlar gibi değil. Böyle bir hamle Türkiye’de seçmen üzerinde iktidar açısından olumlu bir kıpırdanma yaratabilir ama müdahale KKTC’de ters tepebilir ve Mustafa Akıncı’nın lehine bir durum oluşabilir!..

Kıbrıs milli davamız… Maraş da onun bir parçası. Tabi ki, Maraş açılsın KKTC ekonomisine katkısı olsun. Ancak, bunun hem de bir kısmını açarak seçime karıştırmak hem davaya zarar veriyor hem de seçimleri belki de umulmayan şekilde ters etki yapacak. Sarayın Doğu Akdeniz’deki geri viteslerinin ardından Maraş’ı bahane edip içerdeki algı operasyonlarına malzeme etmesi doğru değil. Federasyoncuların işine yarıyor!..

★★★

ATATÜRK’ün Kıbrıs için söyledikleri ortada… Akdeniz’in İngilizcesi olan “Mediterranean” dünyanın ortası veya merkezi anlamına geliyor. İşte böyle kritik bir coğrafyanın ağırlık merkezini de Kıbrıs adası oluşturuyor. Kıbrıs’ı kontrol eden Doğu Akdeniz’i kontrol eder, Basra Körfezi’ne kadar Ortadoğu, Türkiye, Kuzey Afrika ve Güney Avrupa üzerinde önemli etki üretir.

Hal böyleyken 11 Ekim’de de KKTC’de Cumhurbaşkanlığı seçimi varken Kıbrıs Türkiye’nin gündemine giremedi. Belarus kadar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun alelacele ziyaret ettiği askeri darbe yapılan bize oldukça uzak bir coğrafyadaki Mali kadar konuşulmadı.

İşte böyle ortamda seçime beş gün kala KKTC’de hükümet düştü. KKTC’nin mevcut Cumhurbaşkanı’nın Türkiye’ye bakışı, AB ve Rum tarafıyla işbirliğine yakınlığını bilmeyen yok. Tam da böyle bir ortamda Akıncı’ya karşı adayları da içeren KKTC hükümetinin düşmesi KKTC’de iç cephenin dağılması olarak da görebiliriz. Şimdi, nasıl tek vücut olunup Kıbrıs Türk halkının kimliği, hakları korunacak? Büyük soru işareti… Bence, çok yanlış bir zamanda bu hamle yapıldı.

★★★

Doğu Akdeniz ve Ege’de yaşanan krizleri günlük sohbetlerimizde masaya yatırdığımız savunma, güvenlik, dış politika analisti emekli Deniz Kurmay Albay Cahit Armağan Dilek, gidişatın nereye varacağına ilişkin çok önemli değerlendirmeler yapıyor. Dilek, şunları söylüyor;

“- Biliyorsunuz geçen hafta BM’ de açıklama yapmıştı. ‘KKTC seçimlerinden sonra Kıbrıs müzakerelerine devam edilmesini bekliyoruz’ diye. Karşı tarafın (BM, AB, Yunan-Rum) beklentileri müzakereyi destekleyen birisinin KKTC Cumhurbaşkanı olması… Akıncı zaten biliniyor malum… Tek yol, federasyonu görüyor, müzakere taraftarı… Akıncı haricindeki adayların çoğunluğu, haberlere düşenlerden gördüğüm kadarıyla, federasyon kelimesini belki kullanmıyorlar, federasyon çözümünü de eleştiriyorlar ama müzakere yapılabileceğini bazıları ifade ediyor bazıları ima ediyor.

Dolayısıyla, ‘40 yıllık federasyon müzakere süreci çökmüştür artık tek yol; iki devletli çözümdür’ fikrini kesin dille savunan bir aday yok. Benim gördüğüm resim bu… Müzakere masasına girdiğinizde de işin nerede biteceğini söylemek zor. Mudanya, Lozan gibi az sayıda örnek dışında sahada kazanıp masada kaybetmek gibi bir huyumuz var.

-Benim kaygım, Kıbrıs’ta çözümü sadece enerji kaynaklarının paylaşımında bir anlaşma üzerine inşa ederek Türk tarafını federasyon tipi bir çözüme razı etmeleri. Yani, ‘Bak Kıbrıs etrafındaki kaynakları hakça paylaşmak için anlaşabildik, birlikte çalışabiliyoruz, demek ki anlaşabiliyoruz devleti de yönetebiliriz’ deyip, Rum-Yunan fikrini temel alan bir formül geliştirmeleri…

-Suni olarak yaratılan Doğu Akdeniz krizi biliyorsunuz hem AB hem de Türkiye’nin teklifleri üzerine uluslararası bir Doğu Akdeniz konferansı yapılması sonucuna getirdi. Burada kısa sürede bir sonuç almak mümkün olmayacaktır ama Kıbrıs’ın da Münhasır Ekonomik Bölgesi’nin belirlenmesi bu konferansta ele alınacak. İşte, Kıbrıs’ın Rum kontrolünde bir birleşik devlete dönüşmesi de bunun üzerine inşa edilmek isteniyor olabilir. Barış tabi ki iyi bir şey. Kimse savaşmak istemez. Ama bu barış Kıbrıs Türkü’nün kimliğinin ve haklarının kaybetmek pahasına olmaması gerekir. Bunun yanında Kıbrıs’ın Rum-Yunan kontrolüne geçmesi Türkiye’nin boğazının sıkılması, kötürüm bıraktırılıp elini ayağını kullanamaması demektir. Bu da gündelik politikalara, seçim kazanılmasına feda edilemeyecek bir konudur.”

★★★

-Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Sarayın plaj açılımı kime yarar?..
Ahmet TAKAN