Ahmet Takan
14 Ağustos 2020

Şakalarla yönetilen Türkiye!..


Sıcak Perşembe’de (dün) AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ve “1000 günde memleket hareketi” başlatan Muharrem İnce konuştu.  İzmit’te bir araya gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile İYİ Parti lideri Meral Akşener’in ne dedikleri yazı saatimin sınırları içine denk gelmedi. Herhalde sıcak günün en çarpıcı konuşmasını Tayyip Erdoğan yapmış olmalı!.. Erdoğan, dedi ki:

“Sadece yatırımlarda değil, özgürlüklerde de Türkiye’yi dünyanın en ileri ülkelerinden biri haline getirdik.”

Şaka gibi!.. Vallahi de billahi de bu sözlerin üzerine ne tek bir satır yazılır ne de tek bir çift söz edilir.

Yerse pazarı!..

★★★

En iyisi mi,  biz yine Doğu Akdeniz’deki sıcak sulara dönelim.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Türkiye’ye karşı küstahlık katsayısını arttırdı. Bölgeye 2 savaş uçağını bir de fırkateyn gönderdi. Fransa’nın dün de Yunanistan ile Girit’te ortak askeri tatbikat yaptığı ortaya çıktı.

Türkiye Cumhuriyeti devletini diplomasi enkazı haline getiren AKP iktidarı kayıkçı kavgası ile durumu idare etmeye çalışıyor.

Şu hale bir bakın!..

Yunan-Rum ikilisi, özellikle son 3 yıldır ikili-üçlü ittifak halkaları şeklinde Balkanlardan-Basra Körfezine kadar ittifak zinciri ördü. Bu hamlelerin askeri ittifaka dönüşeceğini görmemek için kör olmak gerekirdi.. Şimdi bu Fransa’nın son hamlesi askeri ittifaka dönüşün göstergesi. Adamlar, Girit’e özel kuvvetlerini yerleştirdi.

Yunan ve Rum’un İsrail ve Mısır ile yoğun askeri tatbikat eğitim işbirliği var.

ABD, Yunanistan’a yerleşti, 4 veya 5 yerde üs oluşturuyor.

ABD, GKRY’de de askeri varlığını artırıyor. Eğitim merkezi vs. dese de bu gelişiyor.

Fransa GKRY’ye üs anlaşmasını 1 Ağustos itibariyle fiilen uygulamaya geçti. Rumlara keşif karakol istihbarat desteği veriyor.

Türkiye üzerinde muazzam bir baskı oluşturuluyor. Diğer AB ülkeleri fiili katkı sunmasa da siyasi destek vereceklerdir. Almanya’nın tutumu önemli. Mesela, Libya açıklarındaki AB deniz gücüne ilk başta katılmayan Almanya önceki hafta bir fırkateyni görevlendirdi. Almanya bizim sondaj ve araştırmalarımıza karşı. Ama askeri anlamda Fransa’nın peşine takılıp gelirse denge iyice aleyhimize bozulabilir.

SETA ve SADAT’çıların kafasıyla Türkiye Cumhuriyeti devletinin içine sürükletildiği perişanlık gerçekten çok üzücü. Dışarıya “Eyt” ,“Üyt” ler… İçeriye, yandaş medya ile gazlamalar… Neymiş efendim “Erdoğan blöf yapmıyor”muş… “Olası bir askeri krizde Midilli, Sakız ve Rodos hattındaki adalar ile Batı Trakya’nın Türkiye tarafından ilhak süreci pek de sürpriz sayılmamalıy”mış… Türk devlet aklına saç baş yolduruyorlar!.. Diplomasiyi, “Aslı yok yaylasında 1000 koyunum var benim” türküsüne benzettiler. Kayıkçı kavgasında ellerine kimse su dökemez!..

Peki, ne yapılmalı?

Bence, beklenmedik veya Yunan’ın istemediği bir şey yapmalıyız. Bizim önceliğimiz Ege olmalı…Yunanistan bizi Doğu Akdeniz’de oyalıyor. Bizim odaklanmamız gereken noktayı değiştirtiyor, üstünü örtüyor. Biz, zaten Doğu Akdeniz’deki Kıta Sahanlığı koordinatlarını BM’ye bildirdik yani uluslararası alanda duyurduk. MEB ilanına da gerek yok şu aşamada. Ters köşe yapıp Ege’nin konuşulmasını sağlamalıyız. Yunan, Ege’nin konuşulmasını istemiyor. Ege’deki Kıta Sahanlığı koordinatlarımızı BM’ye bildirip Yunan’ı şaşırtmalıyız… Peşinden de Yunanistan’ın anlaşmalara aykırı silahsızlandırıp ihlal ettiği adaları silahsızlandırması ve işgal ettiği adaları terk etmesi için süre verip süre içinde gereğini yapmazsak askeri müdahalede bulunulacağını tüm dünyaya ilan etmeliyiz. İhlal ve işgalin müzakere edilecek bir tarafı yok. Karşı taraf askeri hamlelerle fiili durum yarattı. Bunu ancak askeri karşılıkla çözebiliriz. 1820’den bu yana hangi Yunan işgali ve ihlali müzakerelerle çözüldü. Hiçbiri!. Hepsi Yunanistan’da kaldı. Yunan’ı 4 kere durdurduk veya geri adım attırdık. İstiklal Savaşı’nda işgal ettiler denize döktük. 1974 Kıbrıs Barış Harekatı’yla Kıbrıs’ın elden çıkmasını önledik. KKTC’yi kurduk. 1995’de “Karasularını 6 mil üzerine çıkarırsan savaş nedeni olur” dedik onu yapamadı. 1996’da Kardak’ta askeri karşılık verdik Kardak’ı terk etti…. Bunun haricinde Yunan’ın Balkan savaşları esansındakiler dahil Ege’deki işgallerine karşılık verilmeyince sadece diplomatik uyarılar yapınca Yunan’ın elinde kaldı.

Yunan zaten şu anda kriz konusu olan bölgede sondaj sismik araştırma vs yapabilecek güçte ve durumda değil. Yani, biz oraya odaklanmasak da yapacak bir şeyi yok. Ama sanki esas alan orasıymış gibi sundu uluslararası alan. Biz de belki iyi niyetli yani gücümüzü hakkımızı göstermek adına karşılık verdik ama bu Yunan’ın işine yaradı. Uluslararası camiayı karşımıza dizdi.

FETÖ ile toz pembe ilişkiler yaşadıkları günlerde “monşer” dediler, yetişmiş Türk diplomatlarının kafasını kopardılar…

FETÖ ile toz pembe ilişkiler yaşadıkları günlerde “darbeci” “Ergenekoncu”, “casus”, “kadın satıcısı” dediler, ATATÜRKÇÜ, Türk milliyetçisi askerlerimizi lime lime doğradılar.

Ellerinde ne var?.. SADAT’çılarla SETA’cılar…

Rabbim sonumuzu hayır eylesin!..

Ulu Tanrı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal ATATÜRK ve onun kahraman silah arkadaşlarına rahmet etsin. Nur içinde yatsınlar. Mekanları cennet olsun.

Yazarlar

Şakalarla yönetilen Türkiye!..
Ahmet Takan