Ahmet Takan
22 Aralık 2019

Ruam insana da bulaşabiliyor…


Hayvan hastalıkları ile ilgili bilinçli bir toplum değiliz. Hayvan sağlığı demek toplum sağlığı demektir. Türkiye’de hayvan sağlığı ancak büyük toplumsal olaylarda gündeme gelir. Mutlaka canların yanması gerekir!.. Ya yenilen etten toplu zehirlenmeler olacak ya da büyük bir salgın hastalık nedeniyle bir bölgede karantina uygulanacak. Zaten 1-2 gün tartışır sonra da unutur gideriz. Şu işin sonu ne oldu diye bakmayız bile!..

Olay İstanbul’da, en turistik bölgede meydana gelmese belki de haberimiz olmazdı. Büyükada’da 81 atta Ruam hastalığı çıktı. Ardından, Bolu Abant Tabiat Parkı’nda faytonlarda kullanılan 83 attan 8’inde aynı hastalık görüldü. Karantina uygulaması başlatıldı. Şu fayton işini oldum olası hiç sevmemişimdir. Atlara yapılan o büyük eziyete hep isyan etmişimdir. Ülkemizdeki yöneticilerin, popülizm hastalığı,  küçük oy hesapları, yüzlerce örnekte olduğu gibi ne yazık ki faytonların altında kalmıştır. Şimdi yine kapışıyorlar. Nasıl olsa 3-5 gün sonra gündemden düşer. Herkes işine gücüne bakmaya devam eder!.. Faytonculara ne olacak?.. Hiç umurumda değil!.. Ne olması gerektiği ortada ama iş yönetenlerin cesaretine kaldı. Bu arada Ruam denilen hastalığın ne olduğunu bilen hepsinden önemlisi insanlara bulaşıp bulaşmadığını sorgulayan  var mı?..

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Kürşat Özer’e sordum. Ruam’ın bulaşıcı olduğu bilgisini aldım. Kürşat Özer,  “Ruam, özellikle tek tırnaklılarda akut ve kronik seyirli bulaşıcı bir hastalıktır. Enfeksiyon deride solunum sisteminde ve iç organlarda nodül ve ülserlerin oluşması ile karakterizedir. Hastalık atlarda kronik, merkep ve katırlarda ise akut seyreder“ dedi. Ruam’ın insanlara bulaşma tehlikesi de söz konusu… Kürşat Özer, hastalığın tarihçesinden başlayarak bilgi verdi;

“Hastalık ilk kez M.S 400 yılında Vegetus tarafından bildirilmiştir. 1881 yılında Zaxes tarafından yapılan bir araştırmada ise deri Ruamı görülen atlarda ülserlerden akan irin içinde çomak şekilli mikroorganizmaların bulunduğu saptanmıştır. Ruam’ın hayvanlardan insanlara bulaştığı yönünde ilk gözlem 1912’de Lorin adlı bir Fransız askeri doktor tarafından yapılmıştır. 1912 de Yüzbaşı Noyan ve Veteriner Hekim Kolaylı bir nalbant erinde Ruam olgusu saptamıştır. 1984 yılında Ruamlı hayvan etleri yiyen Gülhane Hayvanat Bahçesi’ndeki aslanlarda gözlenmiş ve bu aslanlardan alınan numunelerle İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi personelinde de hastalık görülmüştür.”

Peki, bu Ruam hastalığı sadece atlarda mı görülüyor?.. Kürşat Özer, sorumuzu şöyle yanıtladı;

“Ruam, esas itibariyle at, eşek ve katır gibi tek tırnaklı hayvanlarda görülen bir hastalıktır. Ender olarak tek tırnaklı hayvanların dışında köpek, kedi, keçi ve deve gibi hayvanlarda da Ruam hastalığına rastlanabilir. Hastalık hayvanlar arasında direkt ve indirekt yollarla bulaşır. Direkt bulaşma hasta hayvanların solunum havası, bulaşık suların içilmesi, kirli yataklık, tımar ve koşum takımlarının kullanılmasıyla meydana gelir. İnsanlar hastalığı enfekte hayvanlar ile teması sonucunda alırlar. Laboratuvar çalışmaları esnasında aerosol yolla ve dikkatsizlik sonucu ortaya çıkan enfeksiyonlar görülmüştür. Köpekler ve diğer carnivorlar hasta hayvanlarla direkt temas etmeleri veya enfekte hayvan etlerini yemeleri sonucu enfeksiyona yakalanırlar. İstanbul’da 1984 yılında Gülhane Hayvanat Bahçesi’ndeki dört aslanın ölüm nedenin Ruam olduğu belirlenmiş ve yapılan incelemelerde bu hayvanlara kaçak at ve eşek eti yedirildiği anlaşılmıştır.”

Hastalık saptandıktan sonra nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda ise Kürşat Özer, laboratuvar muayene sürecine dikkat çekti:

“Ruam şüphesiyle ölen hayvanlara nekropsi yapılması kanunen yasak olduğundan, laboratuvar muayeneleri için karkastan organ veya doku örnekleri alınamaz. Hastalığın laboratuvar tanısında kültürel muayene için şüpheli canlı hayvanlardan lezyonlardan gelen akıntılar, serolojik muayeneler içinde kan örnekleri alınabilir. Ruamdan şüpheli klinik örnekleri laboratuvar çalışması sırasında çok dikkatli davranılmalı ve steril kabinler kullanılmalıdır.”

Nasıl korunulur?..

Hastalığın kontrolü için henüz etkili bir aşı geliştirilememiştir. Hastalığın yayılmasında portörlerin, sürüye kontrolsüz alınan hayvanların, enfekte hayvanların, hayvan nakliyatının, sergi, panayırların ve hayvan alım-satımlarının önemi fazladır. Ahıra kontrolsüz hayvan sokulmamalıdır. Hayvanlar belli aralıklarla allerjik ve serolojik testlere tabi tutularak infekte veya portörler ayıklanmalıdır. Ruam saptanan bölgede karantina tedbiri uygulanır ve hayvan giriş çıkışına kapatılır”

Veteriner hekim hizmetlerinin son derece yetersiz ve hala öneminin anlaşılmadığı canım ülkemde ıspanaktan bile toplu zehirlenmelerin olduğunu hatırlatır… Kaçak ve hastalıklı et kesiminde dünyada hatırı sayılı ülkelerden bir olduğumuzu bir kez daha unutmamanızı diler… “Aman ha dikkat” derim… Bir de; hayvan severim diyen faytona binmesin!.

Yazarlar

Ruam insana da bulaşabiliyor…
Ahmet Takan