SGK Başuzmanı İsa Karakaş, bugünkü köşe yazısında pandemi döneminde fiilen çalışmasına rağmen SGK kayıtlarında eksik prim günü bildirilen bir akademisyenin açtığı davada verilen Yargıtay kararını değerlendirdi.

Vakıf üniversitesinde doktor öğretim görevlisi olarak çalışan akademisyen, 2020-2021 yılları arasında çevrim içi ders verdiğini ve görevini fiilen sürdürdüğünü belirterek SGK kayıtlarında prim günlerinin eksik bildirildiğini ileri sürdü.

Akademisyen, 1 Aralık 2020 ile 30 Haziran 2021 tarihleri arasındaki dönemde tam zamanlı ve kesintisiz çalıştığının tespit edilmesi talebiyle dava açtı.

MAHKEME 189 GÜNLÜK HİZMETİ TESCİL ETTİ

Dava sürecinde akademisyenin çalışma durumunu ortaya koyabilecek çok sayıda delil incelendi. Ders kayıtları, çevrim içi sistem verileri, tanık anlatımları ve bilirkişi raporları dosyada değerlendirildi.

İş Mahkemesi, yapılan incelemeler sonucunda akademisyenin söz konusu dönemde fiilen ve tam zamanlı olarak çalıştığı kanaatine vardı. Mahkeme, SGK'ya eksik bildirilen 189 günlük hizmet süresinin davacının hizmetine eklenmesine karar verdi.

Üniversite ve Sosyal Güvenlik Kurumu karara karşı istinaf başvurusunda bulundu. Bölge Adliye Mahkemesi ise akademisyenin fiilen çalıştığının sabit olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını esas yönünden korudu.

DOSYA YARGITAY'A TAŞINDI

Kararın temyiz edilmesinin ardından dosya Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından incelendi.

Yargıtay, tarafların iddia ve savunmalarını, dosyada bulunan belgeleri ve toplanan delilleri değerlendirdi. Daire, yapılan hukuki nitelendirmenin yerinde olduğu ve temyiz dilekçelerinde ileri sürülen itirazların kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı sonucuna vardı.

YARGITAY KARARI ONADI

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararını onadı.

Böylece akademisyenin pandemi döneminde eksik bildirildiği belirtilen 189 günlük hizmet süresinin tesciline ilişkin karar kesinleşti.

Kararın oy birliğiyle alındığı belirtildi.

KARARDA “FİİLİ ÇALIŞMA” VURGUSU

İsa Karakaş'ın aktardığı bilgilere göre akademisyen, pandemi döneminde üniversitedeki görevini evinden çevrim içi dersler vererek sürdürdü.

Üniversite yönetiminin 28 Aralık 2020 tarihinde, 1 Ocak 2021 itibarıyla kısa çalışma uygulamasına geçileceğini duyurduğu belirtildi. Akademisyen ise bu süreçte fiilen çalışmaya devam ettiğini ve buna rağmen SGK'ya eksik prim günü bildirildiğini ileri sürdü.

Dava kapsamında akademisyenin gerçekten çalışıp çalışmadığının belirlenmesi amacıyla ders kayıtları, çevrim içi sistem dökümleri, tanık ifadeleri ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildi.

ÜNİVERSİTE VE SGK'NIN İTİRAZLARI KABUL EDİLMEDİ

İstinaf aşamasında hem üniversite hem de SGK tarafından karara yönelik çeşitli itirazlar sunuldu.

SGK vekili davanın esastan reddedilmesini talep ederken, üniversite vekili ise bilirkişi raporunun yeterli olmadığını ve eksik hizmet bildiriminden söz edilemeyeceğini savundu.

Bölge Adliye Mahkemesi, dosyadaki deliller doğrultusunda akademisyenin fiilen çalıştığının sabit olduğu değerlendirmesini yaptı. Bu gerekçeyle SGK'nın istinaf başvurusunu esastan reddeden mahkeme, 189 günlük hizmet tespitine ilişkin kararı korudu.

EMSAL KARAR, BENZER DURUMDAKİ ÇALIŞANLAR İÇİN NE ANLAMA GELİYOR?

İsa Karakaş, kararın özellikle pandemi döneminde fiilen çalıştığı halde SGK kayıtlarında eksik hizmet bildirimi bulunan çalışanlar açısından dikkat çekici olduğunu belirtti.

Ancak kararın, benzer durumda bulunan her çalışan için otomatik olarak 189 günlük hizmet tescili anlamına gelmediği önem taşıyor. Hizmet tespiti davalarında çalışanın gerçekten çalışıp çalışmadığı, çalışma süresi ve döneme ilişkin deliller ayrı ayrı değerlendiriliyor.

Somut olayda ise mahkemeler; ders kayıtları, çevrim içi sistem verileri, tanık anlatımları ve bilirkişi raporlarını birlikte değerlendirerek akademisyenin ilgili dönemde fiilen çalıştığı sonucuna vardı. Yargıtay'ın onama kararıyla da 189 günlük eksik hizmet süresinin tescili kesinleşmiş oldu.