Ümit Zileli
17 Kasım 2020

Pardon “Yargı Reformu” mu dediniz?!.


Bu kaçıncısı bilemiyorum; hesabın ucunu kaçırdım!

Dilimizden “reform” sözcüğü düşmüyor ama “adaleti” bir türlü bulamıyoruz, sanki yerin yedi kat dibine girdi, ortalarda görünmüyor! Tıpkı ekonomide sürekli karşımıza çıkan “yapısal reformlar” gibi! Habire reform yapılıyor, her seferinde biraz daha yoksullaşıyoruz! Baktılar olmuyor, başka bir “üst başlık” yarattılar:

Devlet millet el ele, acı reçeteye!..

İlk duyduğumda “eyvah” deyiverdim; arkadaşlar bu kadar da açık söylenir mi yahu, milletin yüreğine inecek! İlk akla gelen de zannımca şu olacak:

Yaptıkları yapacaklarının teminatıdır!..

Açıkça söylemek gerekirse “Yargı Reformu” için de aynı şey söylenebilir; ne zaman “Yargıda müthiş ve de adaletli şeyler olacak” türünden bir açıklama işitsem, “Aha, yeniden başladık” diye tüylerim ürperiyor vallahi!

Alın mesela Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ü, daha dört gün önce “müthiş” bir açıklama yaptı:

Adalet yerini bulsun, isterse kıyamet kopsun!

Ne güzel bir laf değil mi? Bir de şuna bakın; milyonlarca dava dosyası olduğunu, mahkumiyet oranının da yüzde 46.8 olduğunu anlatan Gül, sonrasında ne dedi peki?

Bu rakamlar, özellikle beraat oranları (yüzde 53.2) bize Faruk Erem’in “Adalet yanıldığını anlayınca geri veremeyeceğini hiç almamalıdır” sözünü tekrar hatırlatıyor. Haksız yere içerde tutuklu kalan kişinin o günleri geri gelmiyor… Haksızlık ve mağduriyete neden olmamak lazım!

Sanki Norveç Adalet Bakanı konuşuyormuş gibi hissettim bir an!.. Daha sonrasında AKP’li Cumhurbaşkanı’nın aynı şekilde yaptığı konuşmayı da dinleyince “papatya falı” açmak istedi canım:

İnanayım mı, inanmayayım mı?!.

Gelelim “kazın ayağına!”

Cumhurbaşkanı ve Bakan Bey’in sözleri henüz haftasını bile doldurmadı…

Dünkü Cumhuriyet gazetesinin manşetiyle başlayayım:

Bu mu reform?

Konu neydi peki? Basın İlan Kurumu, Cumhuriyet gazetesine yaptığı belgeli haberler nedeniyle hem şikayetçi, hem yargıç olarak 28 günlük ilan cezası kesmiş, gazetenin buna karşı yaptığı itirazlar da mahkemeler tarafından reddedilmişti!

Basın İlan Kurumu köşelerdeki yorumlara fena bozulup kesmişti ağır para cezalarını ancak kurumun varlık gerekçesinde böyle bir “kafan bozulursa bas cezayı” maddesi bulunmuyordu! Yoksa yeni yargı reformuyla mı böyle bir yetki verilmişti kuruma, bilemedim doğrusu!..

Gazete bu mahkeme kararlarına da itiraz edecektir doğal olarak; başka bir yol kalmazsa da Anayasa Mahkemesi’ne gidecektir… Bakın emekli Yargıtay Hakimi Hamdi Yaver Aktan ne diyor:

Basın İlan Kurumu hem şikayetçi hem karar verici. Anayasa Mahkemesi Cumhuriyet’e verilen kararı “hak ihlali” sayacaktır!

İmamoğlu’na soruşturma!

Bu da dün önümüze düşen haber!

İmamoğlu’na bölücülük soruşturması!

Ne tür bir bölücülük yapmış peki İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu? Kanal İstanbul’a karşı çıkmış! Gülmeyin; İYİ Parti lideri Meral Akşener dün FOK TV’de  İsmail Küçükkaya’ya açıkladı! Aynen şöyle dedi:

Kanal İstanbul bir devlet projesi. İmamoğlu buna karşı çıktığından devlete karşı durma ve bölücülükle suçlanıyor!

Daha sonra İBB Basın Sözcüsü Murat Ongun da sosyal medyada yaptığı açıklamayla soruşturmayı doğruladı ve şu bilgiyi paylaştı:

Sayın İmamoğlu hakkında “Ya Kanal Ya İstanbul”, “Kanal İstanbul’a Kimin İhtiyacı Var” afişleriyle ilgili olarak inceleme başlatıldığı tebliğ edilmiştir.

İçişleri Bakanlığı ise “bölücülük” iddiasını reddedip şu açıklamayı yaptı:

Uluslararası hukuk boyutu bulunan, siyasi alana taalluk eden ve “Devletin Egemenlik Yetkisi”ne ilişkin bir konuya kamu kaynağı kullanılarak karşı çıkılmıştır… İdarenin bütünlüğü ilkesine ve hukuka aykırıdır… İfade talep yazısında Sayın Ekrem İmamoğlu’nun Kanal İstanbul Projesi’ne kişisel olarak karşı çıkması sorgulanmadığı gibi bölücülük suçlaması da bulunmamaktadır.

Yahu, söz konusu kişi İstanbul’un seçilmiş Büyükşehir Belediye Başkanı. İstanbul’un bir felaketle karşı karşıya olduğunu defalarca haykıran Belediye Başkanı, İstanbul halkını uyarma, gerçekleri anlatma görevini başka hangi yollarla yapacaktı?

Ayrıca, bu durumda iktidarın her yapacağı şey “devlet projesi” olacak, seçilmiş başkan da dut yemiş bülbül gibi susacak öyle mi?

Pardon, duyamadım “Yargı Reformu” mu dediniz? Geçiniz!

Yazarlar

Pardon “Yargı Reformu” mu dediniz?!.
Ümit Zileli