Gürkan Hacır
30 Eylül 2021

Osmanlı’nın borçları


Biz, Osmanlı’nın borçlarını son kuruşuna kadar neden ödedik…?

Öyle ya…

7 düvele karşı bir savaş kazanmışız.

Dünyanın dört bir yanından toplanıp çullanmış ülkeleri dize getirmişiz.

Pırıl pırıl bir Cumhuriyet kurmuşuz.

Ve Osmanlı’nın her türlü mirasını reddetmişiz.

Niye borçlarını üstlendik ki?

İşte orada devletin devamlılığı yatar.

Türk Devleti olmanın ağırlığı yatar.

★★★

Osmanlı’nın borçları tasfiyesine 24 Temmuz 1923’te Lozan’da karar verildi.

1928’de Paris Anlaşması’yla ödeme planına bağlandı.

★★★

Osmanlı’nın borçlarından…

İmparatorluğun bakiyesi 14 ülke daha sorumlu tutuldu.

Arnavutluk İtalya, Filistin, Bulgaristan, Irak, Lübnan, Yunanistan, Yugoslavya gibi Osmanlı İmparatorluğu’ndan doğmuş ülkelerde bu borçtan sorumluydular.

★★★

Ama 1912’den önceki borçların yüzde 62’si…

1912’den sonraki borçların ise yüzde 75’i Türkiye Cumhuriyeti’ne ait sayıldı.

Kalan dörtte birlik bölüm ise 14 ülke arasında pay edildi.

★★★

Bu ülkelerin çoğu, bu borcu ödemedi.

Sadece İtalya ve iki Arap ülkesi paylarına düşen küçük miktardaki borcu kapattı.

Yunanistan, Arnavutluk, Yugoslavya, Arabistan, Yemen tek kuruş ödemedi.

Biz ise son kuruşuna kadar ödedik…

★★★

Peki borçların tasfiyesi nasıl yapıldı?

Osmanlı İmparatorluğu’nun kaybedilen topraklarının, Türkiye’de düşen toplam borçtan indirilmesi esas alındı. Yani Türkiye’nin sınırları dışında kalmış imparatorluk topraklarının ‘değer’i borçtan düşülecekti.

İyi de nasıl?

Toprağın değeri nasıl ölçülecekti?

O zamanki adı Cemiyet-i Akvam olan Milletler Cemiyeti bu durumun çözümü için bir hukuk profesörü hakem belirledi.

İsviçreli Eugene Borel. Tabi ki Borel de bir Yahudi’ydi!

Eugene Borel, sınırlarımız dışında bıraktığımız toprakların ‘emlak değer’inin baz alınması gerektiğini savunuyordu.

★★★

Toprağın salt emlak değeriyle ele almak bizim için intihar demekti.

Örneğin altında petrol kaynadığı anlaşılmış olan Musul’la, Bulgaristan’daki ıssız bir dağ köyü aynı sayılacaktı.

Türkiye’nin Osmanlı’dan devraldığı borç sarmalını ayrıntılarıyla inceleyen yazar Hüseyin Perviz Pur… Bakın kitabında bu duruma nasıl itiraz ediyor:

Bugün verimsiz arazi gelecekte verimli olabilir, ayrıca petrol gelirleri de arazi gelirine dahil edilebilirdi. Hata burada yapılmıştı. Osmanlı’nın işgal edilen topraklarının bedeli yer altı ve yer üstü değerleri ile borç ödemede kullanılmalı idi.

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Türkiye’nin Borç Prangası / Hüseyin Perviz Pur

★★★

Bu mevzu dönemin meclisinde de gündeme geldi.

Denizli Milletvekili Mazhar Müfit Bey, bu tuhaf takası eleştirdi:

Biz canımızı feda edelim, kanımızı akıtalım, o yerleri karış karış alalım fazla olarak tahrip edilen bu yerler için mağlup tarafından Avrupa’nın diğer galipleri olduğu gibi “10” para bile verilmesin, sonra sen gel imparatorluğun yüzlerce milyon borcunu öde…

Mazhar Müfit Bey, isyanında haklıydı.

★★★

Bu arada meraklısına hemen belirteyim.

Türkiye son taksiti 1954 yılında kapattı.

Hem de tüm faizleriyle…

★★★

Öyle veya böyle…

Ne Musul’u gördü gözümüz…

Ne Kerkük’ü…

Ne emlak değerine baktık… Ne yer altı madenlerine…

Var olabilmek için…

Ulusal bütünlüğümüzü tüm dünyaya ispatlamak için…

16’ncısı yıkılan Türk Devleti’nin 17’ncisini kurduğumuzu tüm dünyaya ilan edebilmek için…

Son kuruşuna kadar…

Ö – D – E – D – İ – K

★★★

Bol keseden toprak dağıtan şaşkınlara duyurulur.

Yazarlar

Osmanlı’nın borçları
Gürkan Hacır