Hüsnü Mahalli
28 Ekim 2020

Osmanlı lirası


Her zaman birilerinin işine yarayan gerginliklerin sonu yok ve olmayacaktır.

Son örnek, Macron-Erdoğan gerginliği.

Konu İslam’a saldırmak ise daha önceleri birçok benzeri olay yaşanmıştı.

Önce şu Hint asıllı İngiliz yazar Salman Rüşdi’nin Eylül 1988’de yayınladığı ‘Şeytan Ayetleri’ni hatırlayalım.

Kıyamet kopmuştu.

Humeyni; Rüşdi’nin öldürülmesi için fetva vermişti ama Rüşdi, Fransa’dan onur ödülü ve İngiliz Kraliçesi’nden şövalyelik nişanı aldı.

Konu unutulup gitti.

Sonra!

30 Eylül 2005’te Danimarka’da yayınlanan Jyllands Posten gazetesi sevgili Peygamberimizi tasvir eden karikatürler yayınladı.

Kıyamet koptu; dergi, Almanya ve Fransa başta olmak üzere birçok ülkeden ‘özgürlük ve demokrasi’ ödül ve nişanları aldı. Sonra da konu kapandı.

O da yetmedi, dönemin Danimarka Başbakanı ve gazeteyi destekleyen Rasmussen 4 Nisan 2009’da İstanbul’da yapılan toplantıda NATO genel sekreteri seçildi.

Başka!

4 Eylül 2006’da, Papa 16’ncı Benedikt, Muhammed’in getirdiği hiçbir yenilik yok. Sadece kötü ve insanlık dışı şeyler getirdi. Hristiyanlıkta, Tanrı ve akıl arasında ayrılmaz bir bağ var. İslam’da; Tanrı o kadar soyut ki, akıl ile Tanrı arasında bu bağ yok. İslami cihat akla ve Tanrı’ya karşıdır dedi.

Kıyamet koptu mu?

Hayır.

Papa iki ay sonra Türkiye’yi ziyaret etti ve büyük ilgi gördü.

Başka!

20 Eylül 2012’de, Fransız Charlie Hebdo dergisi, peygamberimiz Muhammed’i tasvir eden karikatürleri yayımladı.

Kıyamet koptu, konu tam unutulurken; IŞİD’ciler, 2 Ocak 2015’de derginin ofisini basarak editörle birlikte yedi çizeri öldürdü.

Ama aynı IŞİD’ciler; Suriye, Irak, Libya, Mısır ve Türkiye’de yüz binlerce Müslümanı öldürmüştü.

Üstelik hiçbiri Peygamber’e hakaret etmemişti.

Benzer katliamları Nusra, Boko Haram, el-Şabab ve diğer  terör örgütleri de yaptı ve yapıyor.

Hem de İslam adına.

Peki geçen süre içinde yani yukarda özetlediğim olayların yaşandığı zamanlarda Müslüman ülkelerin yönetimleri ne yaptı?

Tabi ki bağırıp çağırdı.

Ya sonra?

‘İslam düşmanı ve Haçlı zihniyetli’ batıyla bir olup kendi ülkelerini perişan ettiler.

Irak ve Afganistan işgalinde olduğu gibi.

Saddam’ın 1980’de İran’a saldırması başka bir konu.

Sekiz yıl süren savaşta iki Müslüman ülkede bir milyon insan yaşamını yitirdi.

Bazıları Sünni, bazıları Şii.

Arap Baharı rezaleti ise devam ediyor.

Başta Türkiye olmak üzere Müslüman ülke yönetimleri Fransa, ABD, Almanya, İngiltere ve İtalya başta olmak üzere batılı ve ‘Haçlı zihniyetli’ emperyalist ülkelerle bir olup ‘Bahar’ ülkelerini perişan ettiler.

‘Haçlı zihniyetli’ ülkeler şimdi Türkiye düşmanı.

Neden?

Arap Baharı başlangıcında Türkiye müttefiki olan Körfez’in Müslüman yöneticileri, şimdi İsrail’e teslim.

Nasıl?

Tam bir maskaralık.

Yazarken bile sinirleniyorum.

Karanlık ve kanlı tarihi bilinen Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron’un İslam’a yönelik iğrenç saldırıları elbette kabul edilemez ama Fransa ve batılılara kızmadan önce dönüp Müslüman ülkelerin yönetimlerine bakmalı.

Kimse kimseyi kandırmasın, İslam’a en büyük zararı onlar veriyor.

Kur’an-ı Kerim’e ve sevgili Peygamberimizin öğretisine kimlerin nasıl karşı çıktığı ya da ters düştüğü ortada.

Rahmetli Yaşar Nuri Öztürk’ün söylemiyle, “Allah ile aldatma zulmünün en zalim tablolarının sergilendiği yer bizim coğrafyadır. Yüzyıllardır Allah ile aldatılıyoruz”.

Son hatırlatma.

Aralık 2008’de, Başkan Trump, ‘Kudüs’ü İsrail’in başkenti’ ilan edince yine kıyamet koptu, Müslüman ülke liderleri iki kez İstanbul’da toplandı ama konu unutulup gitti.

Oysa Kudüs, Müslümanların ilk kıblesi.

Kıble gitti, kimsenin umurunda değil.

Şimdi sırada Mekke ve Medine var.

İsrail’in gözü oralarda ama Müslümanlar, Fransız mallarını boykot etmekle meşgul.

İyi de yalnız Türkiye’de Fransa’nın 500 kadar şirketi var ve buralarda 100 bin Türk işçisi çalışıyor.

Bu işin sonu belli.

Ya önceki olaylarda olduğu gibi konu unutulur gider ya da büyük kavgalara hazırlıklı olun.

“Türkiye eski Türkiye değil” diyen AKP, “Ben herkesle baş ederim” modunda.

Herkes de AKP’nin gelip kendilerini mahvetmesini bekliyor.

Nasıl?

Ya Fatih’in kılıcı ya da üzerinde ‘Konstantinopolis’te basılmıştır’ yazılan Osmanlı lirasıyla.

Yazarlar

Osmanlı lirası
Hüsnü Mahalli