Ümit Zileli
25 Kasım 2020

Öğretmenlerini “yiyen” düzen!..


Dün 24 Kasım Öğretmenler Günü’ydü…

Hani şu, geliri yoksulluk sınırının bile altında seyreden, öğretmenlik yanında bulabilirse şayet her türlü ikinci hatta üçüncü işleri yapmaya mecbur, yaklaşık bir milyonu uzun yıllardır atama bekleyen, bir kısmı beklemekten vazgeçip mesela polis olan, şehit olan öğretmenlerden söz ediyorum!..

Her yıl olduğu gibi dün de en büyük Türk büyükleri cafcaflı açıklamalar yaptı, kutlamalar yapıldı, öğretmenliğin ne kadar da kutsal olduğuna dair nutuklar atıldı. Sonra? Sonra, defter 365 günlüğüne, bir sonraki yılın 24 Kasım’ına kadar kapatılıp rafa kaldırıldı…Hadi bakalım, evli evine köylü köyüne marş marş!..

Diğer bir deyişle 365 gün “aynı tas aynı hamam!..”

Bir diğer deyişle de, nafile cinsinden “atama” beklemeye, yoksullukla boğuşmaya, hayata tutunmak için çabalamaya devam!..

Mesela sizin “uzaktan eğitim” adı altında yaşanan kara komedi esnasında internet çekmediği için yüksek bir yere çıkarak öğrencilerine ulaşmak isteyen öğretmenin kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdiğinden haberiniz var mıydı?

Ya da Mersin’de meslek lisesinde bir öğretmenin dezenfektan üretimi sırasında meydana gelen patlamada hayatını kaybettiğini biliyor muydunuz?!

Ya da meslekten ihraç edilen öğretmenlerin yaşadıklarını, özel okullarda dahi çalışma haklarının olmadığını yaşamlarını adeta “açlık” eşiğinde geçirdiklerinden haberiniz var mıydı?!.

“Baba ne olur başka iş yap!”

Eğitim-İş 24 Kasım öncesi bir rapor hazırladı…

81 ilde görev yapan 5 bin 514 öğretmenle görüşen sendikanın hazırladığı rapor, çarpıcı yanıtları ve acı gerçekleri yüzümüze çarpıyor! Sorulara verilen yanıtları paylaşayım:

-Öğretmenlerin yüzde 83’ü maaşının düşük olması nedeniyle toplumdaki saygınlığının azaldığını ifade etti!

-Yüzde 83’ü devlet okullarında eğitimin niteliğinin düştüğünü vurguladı!

-Yüzde 48’i yöneticiler tarafından öğretmenlere siyasi baskı yapıldığını söyledi!

-Yüzde 83’ü yönetici olmak için mutlaka torpil gerektiğini belirtti!

-Yüzde 93’ü öğretmenliğin saygın bir meslek olma özelliğini kaybettiğini söyledi!

-Yüzde 86’sı çocuklarının öğretmen olmasını istemediğini aktardı!

İşte öğretmenlerin durumu bu! Ama bu kadar da değil; Eğitim-Sen’in 4 bin 565 öğretmenle düzenlediği ankette, Milli Eğitim Bakanlığı adeta yerden yere vuruldu! Birkaç örnek vereyim:

-Öğretmenlerin yüzde 70’i daha iyi bir iş teklifi alsa mesleğini terk etmeyi düşünüyor!

-Yüzde 94.5’i MEB’in sorunları çözmek için ürettiği politikaları gerçekçi bulmuyor!

-Yüzde 91’i mülakatla öğretmen alımının eşit, adil, geçerli ve yansız bir yöntem olmadığını düşünüyor!

-Yüzde 88’i MEB’in vakıf ve derneklerle yaptığı işbirliğini doğru bulmuyor!

Atık kağıt toplayan fizik öğretmeni!

Adı Ramazan Gezer…

2003 yılında Malatya Üniversitesi Fizik bölümünden mezun oldu. Yüksek lisansını da yaptı. Sonra ne yaptı peki? KPSS sınavına girdi tabii ki, hem de defalarca girdi; her defasında başarılı da oldu ama ataması bir türlü yapılmadı!.. O süreci şöyle anlatıyor Gezer:

Eğitimi tamamladık, KPSS’ye girdik. Başarılı da olduk ama atamamız yapılmadı.

Onların ataması yapılmıyordu ama, mülakatla öğretmen alımında işler “şıkır, şıkır” yürüyordu, “işlerine gelen” adaylara öğretmenlik hazırdı!

Ramazan Gezer, ev geçindirmek zorundaydı, baktı olacak gibi değil, Ankara sokaklarında atık kağıt toplamaya başladı. Şu sıralarda atık toplama işinde 14’üncü yılına girmiş durumda!

Son söz: Farkında mısınız bilmiyorum ama görmezden gelmek, kafayı kuma gömmek hiçbir işe yaramıyor, yaramaz… Öğretmenlerini yok eden toplumları bekleyen nedir biliyor musunuz?

Çocuklarının geleceğini mahvetmektir!..

Büyük haksızlığa uğrayan, buna rağmen çocuklarımıza yetiştirmek için her türlü özveriyi gösteren öğretmenlerimizin ellerinden öpüyor, saygı ve sevgiyle önlerinde eğiliyorum…

Yazarlar

Öğretmenlerini “yiyen” düzen!..
Ümit Zileli