Memduh Bayraktaroğlu
14 Eylül 2020

O günlerde vatandaş nefes alıyordu… Bugünlerde ise vatandaşın canı yanıyor…


Benim kuşağın çocukluğunda, veresiye defteriyle mahalle bakkalına gitmeyen kaç çocuk vardır acaba?..

Tahminim o ki…

Gidenlerin oranı, gitmeyenlerin en az 20 katı falandır…

İşte o günlerde…

Veresiye defterine yazdıranlar ile…

Veresiye verenler arasında, “Seviyeli bir kader birlikteliği” vardı…

Ve fakat…

Ve gelin görün ki…

Bakkal amcalar…

O günlerde veresiyecilerden habersiz, birilerine ağlaşıyor olmalıydılar ki…

Bir şarkı moda oldu…

Şarkı büyük ihtimalle bir afet bölgesinde yazılmıştı…

Afet bölgesinde bakkal dükkanını çadıra taşıyan bir bakkalın ağzından şiire dönüştürülmüştü…

Ve şöyle idi:

“Çadırımın üstüne şıp dedi damladı…

Allah canımı almadı almadı…

Veresiye vere vere kalmadı kalmadı…

Allah canımı almadı almadı…

Oooooooo…

Rampi rampi, rampi rampi…

Gelsin harman vakti…”

Harman vakti gelince ne olacak?..

Biçilen ekinler harmanda dövülecek…

Zahirecilere ya da Toprak Mahsulleri Ofisi’ne satılacak…

Para alınacak…

Bakkal amcalara yapılan borçlar ödenecekti….

Nereden mi çıktı?..

SÖZCÜ’de Özlem Güvemli’nin “Diyanet’e vere vere bitiremediler!” başlığı altında yayımlanan haberini okuyunca geldi aklıma…

Özlem, iktidarın ve belediyelerinin yaptığı tahsisleri hatırlatıyor haberinde…

İstanbul’da bira fabrikası arazisi ve Heybeliada’daki sanatoryumun ardından 11 yıldır kurs merkezi olarak kullanılan bina da Diyanet İşleri’ne tahsis edilmiş…

Canlarım…

Günümüzden altmış yıl kadar önce bakkalların canı yanıyordu…

Ama…

Vatandaş ay başına kadar nefes alıyordu…

Bugün ise…

Vatandaşların canı yanıyor…

DİB nefes alıyor…

Hem de…

Halkın nefesini keserek nefes alıyor…

EKONOMi TIKIRINDA DEĞiL…

Bir başka haber ise bir başka tehlikeye işaret ediyor:

“Merkez Bankası’nın net rezervi son iki haftada 9.6 milyar dolar azaldı ve son 16 yılın en düşük seviyesi olan 18.6 milyar dolara düştü.”…

Murat Uysal

Peki…

Nereye gitti bu dövizler?..

Cevabı basit:

Bir kısmı, her geçtiğimizde bizleri düdükleyen köprü müteahhitlerine gitti…

Bir kısmı yerli hisse senetlerinden çıkan küresel yatırımcılara gitti…

Bir kısmı, sahip olunan TL’nin dövize ve enflasyona karşı korunması amacıyla altına gitti…

Sonuç?..

Ekonomi tıkırında değil…

En kötü değil en iyi geride kaldı…

HANİ YOKSUL KALMAYACAKTI?..

Bu da bir başka ekonomi haberi:

“TÜİK’e göre yoksul sayısı bir yılda 550 bin arttı…”.

Bu insanlar neden yoksullaşıyor?..

Niçin orta direk çökerken temel sarsılıyor?..

Çünkü…

Ekonomi yönetimi, ekonominin gerçekleriyle inatlaşıyor…

Çünkü…

Ekonomiyi yönetenler ulusun ve ülkenin geleceğini değil…

Kendi siyasi geleceklerini düşünüyorlar…

Oysa iktidara gelmeden önce neler vaat etmişlerdi…

Yoksulluk bitecekti…

Daha çok arttı…

Yasaklar kalkacaktı…

O “yasaklı” günleri arar olduk…

Yolsuzluğa izin verilmeyecekti…

Sadi-i Şirazi haklı çıktı…

BANKACILIK SİSTEMİMİZ ÇÖKER

Haber şöyle:

Türkiye’de nüfus içinde borç veya taksit ödemesi olanların oranı son 10 yılda yüzde 59.4’ten yüzde 71.1’e yükseldi…”.

İnsanlarımız (Halkımız) neden bu kadar çok borçlanıyor?..

Eğer geleceği garantide olan gelirlerini harcıyorsa sorun yok…

Amaaaa…

Geleceği garanti olmayan gelirlerini harcıyorsa…

Bu durumda hem toplumsal çöküş yaşarız…

Hem de bankacılık sistemimiz çöker?…

Not edin…

Bu durumdaki ekonomi…

Ekonomiyi yönetenlerin iddia ettikleri gibi yüzde 5 büyüyebilirse harika olur…

Ve fakat…

Siz yine de lütfen not edin…

Ve…

2020 yılında ekonomi yüzde 3 bile küçülürse öpüp de başınıza koyun…

VİRÜSLE MÜCADELE YÖNTEMİ BULUNDU

Bakın gördünüz mü?..

AKP Genel Başkanı koronavirüsle mücadele yöntemini buldu…

Önce…

Kişisel hiçbir çıkarı olmayan…

Zaten paraya pula ihtiyaç da duymayan 100 bin kişi partiye üye yapıldı…

Sonra…

Onların partiye katılımları kutlandı…

Ve…

Görüldü ki…

Bu virüs müzik dinlerken bulaşıyor ama…

Sayın Genel Başkanı dinlerken bulaşmıyor…

Gözümüz aydın….

Bundan böyle…

Sayın Genel Başkan sadece TV ve radyolardan değil…

Sokak hoparlörlerinden de ve her an halkımıza seslenecek…

Böylece…

Sokaklarda insanlar omuz omza bile yürüse…

Birbirlerinin yüzlerine bile hapşırsa…

Hiç kimse hastalığa yakalanmayacak…

Sağ olasınız Sayın Genel başkan…

DURUM TESPİTİNİ DE SİZ YAPIN

Şeref nedir?..

Erdem, yüreklilik ve yetenekle elde edilmiş iyi ündür. 

O halde şerefsizlik ise; erdemsizlik, kötü yüreklilik ve kurnazlıkla elde edilmiş kötü ündür

Selin Sayek Böke

Mesela yalancılık, müfterilik şerefsizliktir

Onun için Sadi-i Şirazi günümüzden 800 yıl önce:

“Eksik olsun zilletle elde ettiğin yemek, tenceren kaynıyor şerefin devrilmiş” demiştir.

Nereden mi icap etti?…

Söyleyeyim…

CHP Yönetim Kurulu Üyesi ekonomist Dr. Selin Sayek Böke; “Türkiye’deki bütün kaynakları rantla yemiş olan 5 şirketten bahsediyorum. Ne müzakeresi yapacağız? Müzakere falan yok. ‘Bunlar artık kamunundur’ diyeceğiz ve devam edeceğiz” dedi…

Evet aynen böyle söyledi…

Ama…

Bir kısım medya Sayek’in bu söylemindeki, “Türkiye’deki bütün kaynakları rantla yemiş olan 5 şirket” cümlesini görmezden geldi…

Haberi, “Bütün özel sektör şirketlerini kamulaştıracağız” demiş gibi verdi…

Şimdi soru şu:

Bir haberi kasıtlı olarak yanlış anlaşılacak şekilde vermek; “şerefli” olmak mıdır?..

Yoksa aksi mi?..

Ben şerefli olmakla şerefsiz olmak arasındaki farkı hatırlattım…

Durum tespitini de siz yapın artık…

Yazarlar

O günlerde vatandaş nefes alıyordu… Bugünlerde ise vatandaşın canı yanıyor…
Memduh Bayraktaroğlu