O günahları Allah da affetmez…

Mısır’ın dört seçim üst üste ve hem de ezici bir çoğunlukla seçim kazanarak iktidar olan eski ve devrik cumhurbaşkanlarından ve darbeci genç subaylarından Hüsnü Mübarek öldü…

Enver Sedat öldürüldükten sonra seçilmişti Mısır Cumhurbaşkanlığına

O da Sedat gibi laik sistemden ve bölgede İsrail ile barışın sürdürülmesinden yanaydı…

Ama nihayet özünde bir Müslüman siyasetçiydi…

Yani…

Demokrasiden uzak, dikta rejimine yakındı…

Madem halk kendisini seçiyordu, o halde “devlet onun” idi…

Seçilmiş olmasına güvenerek İsrail ile ilişkileri bozdu

Bunun üzerine Sedat döneminde Arap Birliği üyeliğinden çıkarılan Mısır yeniden birliğe dahil edildi…

30 yıl yönetti Mısır’ı…

Her girdiği seçimi acayip oy farkıyla kazandı…

Çünkü…

Muhalefet etmek “yasak” gibiydi…

O süreçte ailece “dünyanın en varlıklı cumhurbaşkanlarından biri”, belki de bir numarası oldu…

Despottu…

Kendisi gibi düşünmeyen rakiplerine asla söz hakkı tanımıyordu…

Ve sonunda…

Adına “Arap baharı” denilen bir karanlık halk ayaklanması sırasında görevini yardımcısı olan Ömer Süleyman’a devretti…

Bir gün sonra da cumhurbaşkanlığı görevinden istifa etti.

Bir süre sonra tutuklandı…

Hapse atıldı…

Ve iki gün önce öldü…

“Allah günahlarını affetsin” demeyeceğim…

Çünkü…

Mısır halkının asla affetmeyeceği o günahları Allah’ın da affetmeyeceğine inanıyorum…

SADECE BİR BEDEN OLARAK DÖNÜYORLAR

Dün KORKUSUZ’da Can’ın yazılarını okurken gözüme çarptı haber…

“Devrik lider Mübarek hayatını kaybetti…”…

Gayriihtiyari gülümsedim…

39 yıl öncesine gittim…

Mısır Kralı Faruk’u deviren Hür Subaylardan biri olan ve Nasır’dan sonra Mısır Cumhurbaşkanlığına getirilen Enver Sedat öldürüldü…

Haberi öğrendiğimde, eşimin ailesiyle birlikte “Ortadoğu gazeteciliği” denilince akla gelen Lütfü Akdoğan’ın Yeniköy’deki yalısındaydım. (Lütfü Bey, kayınvalidemin kuzeni ile evlidir.)

Enver Sedat’ı ilk kez ondan dinledim o gün…

Mısır’ı İsrail ile barıştırarak nasıl büyük başarı elde ettiğini ama…

İhvan-ı Müslim’in (İtiraf ederim o ismi ilk defa o gün ondan duydum) bunu asla kabul edemeyeceğini söyleyip:

“İhvan öldürmüştür” demişti…

Çok kısa bir süre sonra yakalanan katilin İhvan-ı Müslim’den olduğunu öğrenince şaşırmış ve Lütfü Bey’i takdir etmiştim

Ve işte o İhvan (Müslüman Kardeşler Terör örgütü) Erdoğan’ın başbakan ve cumhurbaşkanı olduğu şu son 17 yıldır neredeyse hayatımızdan hiç çıkmadı…

Özgür dünya, Suriye bataklığına işte o terör örgütünü ülkede iktidar yapmak için girdiğimize inanıyor…

Halen Mehmetçiklerimiz, o terör örgütünün askerleriyle birlikte savaşıyorlar Suriye ve Libya’da…

Ve…

Kimileri canlarını o topraklarda bırakıp sadece bir beden olarak dönüyorlar geriye

İnşallah en kısa zamanda bu fırtınalı ve kan kokan günler son bulur ve…

Analar-babalar evlatlarını askere gönderirken gözyaşı dökmezler…

ÖLÜMÜ KİMSENİN UMURUNDA BİLE OLMADI…

Mübarek de Saddam gibi sonunda öldürülerek ya da düşürülerek siyasetten çekileceğini göremedi…

Ama…

Acımasız siyasi tarih kuralı işledi…

Mübarek de devrildi…

Malına mülküne el kondu…

Ölümü kimsenin umurunda bile olmadı…

İşte, halkının yüzde 99’u Müslüman olan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Arap Müslüman devletlerinden ayıran en büyük fark burada…

Türkiye 3 kez askeri darbe gördü ama hiç diktatör çıkarmadı

Çünkü…

Darbe yapan askerler de biliyorlardı ki bu halk diktatöre asla katlanamazdı…

Mustafa Kemal Atatürk öyle bir temel atmıştı ki…

Askeri darbeyle iktidara gelen generaller bile en geç 2 yıl sonra emaneti sahibine yani halka yani sivil siyasetçiye teslim ediyorlardı…

Bugüne kadar hep böyle oldu…

Bundan sonra da böyle olacağından hiç kimsenin şüphesi olmasın…

Türkiye’de iktidar değişecekse yine seçimlerle değişecek…

Yeni seçilen kendisinden öncekinden bayrağı uygar bir törenle teslim alacak…

Bizler öyle gördük, öyle alıştık…

Bizden sonraki nesil de o demokrasi geleneğimizi sürdürecek…

KALECİLER PENALTIYA NEDEN İTİRAZ ETMEZ?

Canlarım benim…

Diktatörler kendilerinden önceki diktatörlerin başına gelenlerden asla ders almazlar…

Çünkü “Onların başına gelenler benim başıma gelmez… Ben onlardan daha zekiyim” diye düşünürler…

Yani diktatörlerde “Penaltı kararı öncesi verilen kararı kolayca kabul eden kaleci sendromu” vardır…

Dikkat edin…

Bir futbol takımı aleyhine penaltı verildiğinde sadece kaleci itiraz etmez...

Neden?..

Çünkü kurtaracak ve kahraman olacaktır… 

Kendisinden öncekilerin ve hatta kendisinin de yediği penaltı golünün kurtardığı penaltıdan çok daha fazla olduğunu bildiği halde itiraz etmez penaltıya…

Hemen kaleye geçip bekler…

Ve büyük ihtimalle golü yer…

O vuruşu yemezse, bir sonraki penaltıyı veya ondan sonrakini yiyecektir…

Ama mutlaka yiyecektir…