Hüsnü Mahalli
30 Ağustos 2020

Nurtopu çocuğumuz Libya


27 Kasım 2019’da ülkemin yalnızca yüzde 6-7’yi kontrol eden Ulusal Mutabakat Hükümeti’yle imzalanan Deniz Anlaşmasıyla “nurtopu” gibi bir çocuğumuz oldu.

Suriye’den sonra ikinci “nazlı yavrumuz”.

LİBYA.

Osmanlı’nın muhalifleri sürgüne gönderdiği Fizan Çölü.

Serap gibi hikaye.

Atsan atılmaz satsan alıcısı hiç yok.

Başka üvey çocuklarımız da var ama onlar şimdilik “yaramazlık” modunda değil.

Eskiye dönmenin bir alemi yok ama geleceğe bakılacaksa görüntü hiç iyi değil.

Suriye artık kronik bir vakıa ama Libya korona gibi çok bulaşıcı. Üst üste iki değil üç maske takılsa da işe yaramaz.

Nasıl mı?

AKP iç savaşın ilk aylarından itibaren Libya’da taraf.

Elbette sayıları on kadar olan İslamcı gruplardan yana.

Bu gruplar Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni destekleyince AKP de bu hükümetten yana tavır aldı.

Gerekçesi de BM 2015’ten bu yana bu hükümeti tanıyor.

Aynı BM ülkenin % 80’ini kontrol eden General Hafter’den yana olan Bingazi’deki parlamentoyu da tanıyor.

Sayıları otuz kadar büyük aşiretin çoğunluğu Hafter’den yana.

Katar finansmanıyla Libya’ya asker gönderen ve on bin kadar Suriyeli militanı oraya taşıyan Ankara’nın desteklediği Ulusal Mutabakat Hükümeti’nin Başkanı Serraj şimdi radikal İslamcı grupların kıskacında.

Son bir haftadır başkent Trablus ve başka kentlerde silahlı grupların baskı, tehdit, şantaj, yolsuzluk ve rezaletlerinden bıkan halk gösteri yapıyor.

Silahlı gruplar göstericilere ateş ederek öldürüyor.

Tam da ABD baskısıyla sağlanan ateşkes anlaşmasına varılmışken.

Ankara’nın sıcak bakmadığı ateşkes aynı zamanda Trablus’taki grupları birbirine düşürdü.

Her grup bir şehir ya da kasabayı kontrol etmişken Trablus’ta her grup bir mahalleyi ele geçirmiş durumda.

Rezalet ve sefalet diz boyu.

Gruplar arası “ganimet” kavgası sonucu Serraj “Ankara’nın adamı” olduğu söylenen ve dedelerinin Manisalı olduğu yazılan İçişleri Bakanı Fethi Başağa’yı görevden aldı.

Tam da adam Ankara’da Savunma Bakanı Akar ile görüşürken.

Trablus’taki yapıda kargaşa devam ederse Türkiye’nin oradaki varlığı zora girer.

Bingazi’deki parlamentonun onaylamadığı Deniz Anlaşması iptal edilebilir.

ABD, Fransa, İtalya, Almanya ve Rusya bu yönde yoğun çaba harcıyor. Anlaşma iptal edilirse Türkiye’nin Akdeniz’deki tezlerinin büyük bölümü çöker.

Ankara son on aydır bölgede herkesle kavgalı.

Hep söylüyorum:

Suriye başta olmak üzere İslamcı gruplara güvenerek iş yapmak stratejik vadede hüsranla sonuçlanır.

Göreceli ve kısa vadeli “kazanımlara” rağmen Libya’da da bu böyle olacak.

Kesinlikle!

Suriye’de Türkmenler ve Türkmen olmayan türlü türlü radikal ve ılımlı İslamcılarla karanlık hesap peşinde olan AKP benzer karanlık planlarla Libya’daki “Osmanlı bakiyesi” aşiretlerle bir yerlere varabileceğini düşünüyorsa orta vadede kendini çok farklı bir bataklığın içinde bulacaktır.

Arkasında ekonomik güç olmayan ve yalnızca istihbarat ve askersel hesaplarla yürütülen dış politikaların uzun vadede ters teptiği bir gerçektir.

Katar’ın parasıyla yürütüldüğü söylenen dış operasyonların varacağı nokta bellidir.

Sonuçta Katar ABD’nin stratejik müttefiği ve Washington’un onaylamadığı hiçbir adım atmaz.

Ya da izin verdirdiği ölçüde atar.

Katar aynı zamanda İsrail’in dostu.

Tıpkı son dönem Ankara’nın dost olmaya çalıştığı Umman Sultanlığı gibi.

O da BAE gibi İsrail ile barışma yolunda.

Umman Netanyahu’nun ziyaret ettiği tek Arap ülkesi.

Kural:

Kimin eli kimin cebinde.

Trump’ın eli herkesin cebinde.

Herkesin pantalonu İsrail patentli.

Gerisi teferruat!

Din-İman işin bonosu!

Yazarlar

Nurtopu çocuğumuz Libya
Hüsnü Mahalli