Hüsnü Mahalli
18 Eylül 2020

Malzeme çok


Ağustos 2001’de AKP kuruldu.

Kasım 2001’de Amerikalılar Afganistan’ı işgal etti.

15 Temmuz 2002’de koalisyon ortağı MHP lideri Bahçeli aniden erken seçim çağrısı yaptı.

3 Kasım 2002’de yapılan seçimlerde oyların % 36’sını alan AKP TBMM’nin % 66’sına hakim oldu.

Dört ay sonra ABD bu kez Irak’ı işgal etti.

Haziran 2004’te BOP resmen ilan edildi.

11 Ekim 2002’de Nabucco Gaz Boru Hattı projesi açıklandı.

Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan, Avusturya ve Fransa’nın katıldığı projeye göre Azerbeycan, Türkmenistan Kazakistan gazı İran ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınacak ve böylece Rusya’nın Avrupa’daki gaz tekeli kırılacaktı.

Çeşitli nedenlerden dolayı olmadı.

Peki neden Nabucco adı seçilmişti?

Nabuccodonosor (Nebukadnezzar) Babil Kralı olduğu sırada M.Ö. 586’da Filistin’i işgal ederek Yahudileri köle olarak ülkesine taşımıştır.

Tevrat’ta bu hikaye ile ilgili uzun anlatımlar var.

Elli yıl esaretten sonra Pers Kralı Koreş gelir ve Yahudileri kurtararak Filistin’e dönmelerine izin verir.

1841’de Verdi bu olayı dört perdelik “Nabucco Operası”nda anlattı.

Nabucco olmayınca başka projelere bakıldı.

4 Eylül 2008’de Şam’a giden Başbakan Erdoğan, Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozi ve Katar Emiri Hamed El-Sani Suriye Cumhurbaşkanı Esad’a “Katar ve Körfez gazını Ürdün üzerinden Suriye’ye oradan da Türkiye’ye taşıyalım sonra da Avrupa’ya ulaştıralım” dediler.

Esad “İki dost ülke İran ve Rusya’yı hedef alan” teklife ‘hayır’ dedi.

‘Hayır’ dediği için de Arap Baharı’nda başına gelmeyen kalmadı.

Rusya ve İran olmasaydı bugün Şam’ı IŞİD lideri Bağdadi yönetiyor olacaktı.

Gelelim Doğu Akdeniz’e.

Bölgede gaz tartışmaları 2004’te başladı.

Kıbrıs; İsrail, Lübnan ve Mısır ile anlaşmalar imzalıyor ama Ankara sesini çıkarmıyordu.

O sıralar Ankara ile ilişkisi iyi olan Şam, Rum tarafının “deniz sınırlarımızı belirleyelim teklifine” hayır diyordu.

ABD başta olmak üzere tüm Batı, bölge gazına yakın ilgi gösteriyor ve Rusya’yı sıkıştırmak için gazın bir an önce çıkarılıp Avrupa’ya taşınması için plan yapıyordu.

Türkiye ise bu gazın Ceyhan’a oradan da Avrupa’ya taşınmasını istiyordu.

Ankara’nın isteği kabul edilmeyince Suriye ve Libya’da Rusya’nın düşmanı olan Türkiye, Kıbrıs’la ilgili tutumu ve Libya ile yaptığı anlaşmayla Batı’nın planına büyük darbe indirdi.

Türkiye; doğal gaz tüketiminin % 55 kadarını Rusya’dan, % 11 kadarını İran’dan ve geri kalanını da başka yerlerden karşılıyor.

Şu anda Rusya’dan Türkiye’ye gaz taşıyan üç doğal boru hattının yanı sıra İran, Irak ve Azerbaycan’dan gelen gaz ve petrol boru hatları var.

Libya kavgasının da bir nedeni yine gaz ve petrol.

Körfez ülkelerinde bolca bulunan iki zenginlik.

İsrail’in Bahreyn ve BAE ile “barış anlaşması” bu nedenle çok önemli.

Başkan Trump ve damadı Kushner’e göre yakında Umman, Suudi Arabistan ve Katar da İsrail ile barışacak.

Elbette İsrail bu anlaşmalarla çok önemli dinsel, tarihsel, siyasi ve psikolojik kazanımlar elde edecek ama işin ekonomik boyutu çok önemli.

Adı geçen beş ülkeyle yapacağı anlaşmalarla Basra Körfezi ve Arap Denizi’nde İran’a komşu olacak olan İsrail; Etiyopya,

Eritre, Sudan ve Cibuti ile olan askeri işbirliği sayesinde yılda 22 bin tankerin geçtiği Kızıldeniz’i de kontrol edebilecek.

Başka?

Basra Körfezi’nden Hayfa limanına kadar döşenecek iki boru hattıyla bölgenin doğal gaz ve petrolü taşınacak oradan da Avrupa’ya gönderilecek.

Müthiş!

Hedef yine Rusya ve İran.

Süveyş Kanalı’nın geçiş ücretleriyle ekonomisini ayakta tutmaya çalışan Mısır zor durumda kalacak.

Bununla yetinmeyecek olan İsrail beş Körfez ülkesine döşeyeceği tren yoluyla Batı’nın mallarını bu ülkelere taşıyacak.

Petrol ve gaz konusunda olduğu gibi çok daha az taşıma ücretiyle.

Olursa bu projelerle bir milyon Rus Yahudisi’nin yaşadığı İsrail; Esad’a destek veren Rusya ile pazarlığa oturacak.

İran’ı sıkıştırmayı unutmadan.

Türkiye’nin hesabını her zaman yaparak.

Bu coğrafyada malzeme bitmez.

Yazarlar

Malzeme çok
Hüsnü Mahalli