Can Ataklı
14 Ağustos 2020

Maaş dolarla alınsa sorun olmaz ki


ÇOK GÜLDÜM

Maaş dolarla alınsa sorun olmaz ki

Damat Berat Albayrak’la Ahmet Hakan’ın televizyon şovunda herkesin en çok dikkatini çeken an “Siz dolarla mı maaş alıyorsunuz?” sorusunun sorulduğu andı.

Gerçi Ahmet Hakan soru falan sormadı.

Çok güzel bir oyun hazırlamışlar besbelli.

Öncelikle damada, “Aman bu gece çok önemli, herkes dolar fiyatı nedeniyle pürdikkat seni izleyecek. Bu nedenle çok sempatik olmalısın, hep gülümsemeli ve espriler yapmalısın” denmiş.

Damadın hali neydi öyle? Her cümlesine ayrı bir espri yaparak ve dudaklarına sahte bir gülücük kondurarak başladı.

İki noktada düzey çok yukarı çıktı.

Biri “çokomelli” anlardı.

Hele “RTÜK Başkanı şimdi ceza yazmasın” esprisine gül gül öldük.

Asıl bomba ise doların anlatıldığı bölümdü.

Ahmet Hakan, muhtemelen Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı tarafından hazırlanan soruları sordu besbelli.

Nasıl anlıyoruz bunu; çünkü dolar tarihinin en yüksek noktasına çıkmışsa, o soru öyle sorulmaz.

Galiba Ahmet Hakan’ın tuzu o kadar kuru ki, “Dolar yükselince endişelenmeli miyiz?” diye sordu kahkahalar atarak, cevap da yine kahkahalarla geldi.

“Sen dolarla mı maaş alıyorsun?”

Damadın, “Maaşını dolarla mı alıyorsun?” diye sormasıyla, yargının bağımsızlığını yitirdiği, hakimlerin baskı altında olduğu eleştirilerine “Senin mahkemen mi var?” diye sormak arasında hiçbir fark yoktur.

Tabii insanın aklına başka şeyler de geliyor.

Örneğin “Balığı taze bulmayan” müşteriye, balıkçının “Sen balık mı tutuyorsun?” demesi gibi.

Uyuyan şoförün, “Aman dikkat” diyen yolcuya “Senin ehliyetin mi var?” diye sorması örneğin.

Yemeği beğenmeyene “Sen aşçı mısın?”, ceketin düğmesini yanlış diken terziye öfkelenene “Sen terzi misin?”, boyanın rengini tutturamadığı için para vermek istemeyene “Sen boyacı mısın?” diye sormak da aynı şeydir.

Ancak burada en önemli nokta şu bence;

Ahmet Hakan, “Maaşını dolarla mı alıyorsun” sorusuna, “Hayır dolarla almıyorum” diye kahkahayla cevap verirken, damadın ne kadar haklı olduğunu anlatmaya çalışıyordu.

Oysa Ahmet Hakan’ın, kendi sorduğu soruya göre vermesi gereken cevap “Hayır maaşımı dolarla almıyorum, zaten dolarla almadığım için doların artışından endişe duyup duymamam gerektiğini soruyorum. Dolarla maaş alıyor olsam ne derdim olabilir ki?” olmalıydı.

Tabii damat bakan, saraydaki “etkin propaganda kurslarından geçmiş” ve bu konuda hayli “yetenek kazanmış” biri olarak kahkahalarla verdiği bu absürt cevabın, yoksul ve eğitimsiz kitlelerde ne kadar etkili olacağını biliyor.

CNN’nin sunucusu da aldığı talimat gereği bu oyunun figüranlığını yapıyor.

KAFAMI BOZAN ŞEYLER

Matkaplar çalışıyor Bakan Bey “İddialar asılsızdır” diyor

Galata Kulesi’nde “tadilat” yapıyor AKP’liler.

Bunca yıldır İstanbul Belediyesi’nin elindeki Galata Kulesi, hangi akla hizmetse belediyeyi CHP kazanınca Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne verildi.

Ne bileyim, belki de tarihi değeri çok yüksek olan böyle bir yapının, zaten belediyede değil Vakıflar’da olması daha doğrudur da peki belediye ellerinden gidince mi akıllarına geldi bu?

Galata Kulesi’ne el koyduklarında sorduk bu soruyu ama cevap veren olmadı.

Meğer Galata Kulesi’nden de kendilerine rant sağlamak için yapmışlar bunu.

İlk günden bunu anlamamak mümkün değildi de harekete geçmeyince bir şey diyemiyorsunuz tabii.

İşin kokusu önceki gün çıktı sonunda.

Ellerinde matkaplar olan adamlar, tam 1500 yıl önce yapılan tarihi binaya daldılar.

Çevreden “Amanın” diyenlerin sesini duyan İBB yetkilileri, hemen kuleye koştular, neyse ki hasar büyümeden önüne geçildi.

Turizm Bakanı da açıklama yaptı hemen.

Dedi ki; “Sosyal medyada ‘Galata Kulesi’nin duvarları yıkılıyor’ şeklindeki iddialar asılsızdır.”

Sosyal medyayı bir kenara bırakın, televizyon ekranlarında ellerindeki matkaplarla duvarları yıkan adamlar görünüyor.

Efendim onlar kulenin duvarı değilmiş, izinsiz olarak sonradan eklenen bazı bölümler yıkılıyormuş.

İstanbul’un yeni belediyesi mi yapmış bu “izinsiz” eklemeleri?

Hayır. AKP, iktidara geldikten sonra yapılmış bunlar.

Bunu da söyleyen şimdi Turizm Bakan Yardımcısı olan Beyoğlu Belediyesi eski Başkanı Ahmet Misbah Demircan.

Güzel kardeşim, kendi bölgenizde böyle bir tarihi binaya eklemeler yapılırken neredeydiniz ki?

Yazacak başka şey kalmadı.

OKURDAN MESAJ

Hayvan mal değildir

Hayvansever olması bile şart değil, vicdanlı ve mantıklı bir okurumdan aldığım mesajı sizlerle paylaşmak istedim;

Sevgili Can Bey, beni çok rahatsız eden bir konuyu yazmak istedim size.

Mahkemelerde hayvanlara yapılan işkence ve öldürmelerde verilen kararlarda “…mala verilen zarar …” deniyor.

Yetkim olsa o kararı verenlerin diplomalarını yırtarım. Niye mi?

Mal: Alışverişe konu olan taşınır eşya, konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallar ile elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım, ses ve benzeri her türlü şeydir.

Hayvanlar ise canlı varlıklardır, mal olarak nitelenemezler.

Çoğu kez can yoldaşımız da olan hayvanları mal olarak görmek, onlara kötü davrananları da “mala zarar vermek” suçuyla yargılamak hem ahlaki, hem vicdani ve hem de hukuki değildir.

Lütfen hakim beyler…

Selam ve sevgiler Orhan K.

İRONİ

Nasreddin Hoca’nın alacaklısı gelmiş bir gün

Anadolu tarihinin önemli simalarından biridir Nasreddin Hoca.

Bugünkü iktidara espri yapmaya bile gelmiyor, hemen saldırıyorlar espri yapanın üzerine ve yok ediveriyorlar. Ama bu topraklarda yüzlerce yıl öncesinde bile mizah vardı ve o dönemlerde bile ülkeyi yönetenler bu mizaha saygılıydılar.

Uzatmadan bir Nasreddin Hoca fıkrası anlatayım sizlere.

Bir gün kapısı çalınmış Hoca’nın.

Bakmış ki kapıdaki alacaklısı.

Aralamış kapıyı Hoca, adam “Çok geçti üzerinden artık öde şu borcunu hocam” demiş biraz da tedirgin sesle.

Hoca giymiş ayakkabılarını, çıkmış dışarı, “Gel hele” demiş alacaklısına.

Evinin arkasındaki yolun kenarına ektirdiği dikenleri göstermiş.

Adam “Nedir bu hocam?” diye sorunca başlamış anlatmaya.

“Bunlar diken. Büyüyecekler, yola doğru sarkacaklar, bu yoldan şu ilerideki ağılın koyunları geçiyor. Bunların yünleri dikenlere takılacak, ben de her akşam bunları toplayıp biriktireceğim, eğirip iplik haline getireceğim, kumaş dokutup mintan diktireceğim, satacağım ve sana borcumu ödeyeceğim.”

Adam önce biraz şaşkın bakmış Hoca’ya, sonra da başlamış gülmeye.

Hoca bu, lafını esirger mi, “Gülersin tabii” demiş “Peşin parayı gördün ya.”

Durup dururken bu Nasreddin Hoca fıkrası nereden mi geldi aklıma?

Parti kuracağı söylenen ve 10 gün boyunca buna hiç itiraz etmeyen Muharrem İnce, dün medyanın karşısına çıktı, 1000 günde Anadolu’yu gezeceğini ve iktidarı indireceğini söyledi.

Ben de AKP iktidarının peşin peşin yıkılacağını görünce gülmeye başladım.

NOT: Bu yazıyı Muharrem İnce’nin gerçek bir plan programla ortaya çıkacağını düşündüğüm ama böyle bir izlenim almadığım için yazdım. Şu andan itibaren gelişmeleri dikkatle izleyeceğim. İnce’nin yol arkadaşlarını gördükçe, oluşacak yeni düşüncelerle analizlerimi önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşırım.

ŞAŞIRDIM

Hani Erdoğan’ın haberi bile yoktu

Bu yıl korona bahanesiyle Süper Lig’de küme düşme kalktı biliyorsunuz.

Spor sayfalarındaki tüm ayrıntıları okumadım ama lehte aleyhte bayağı kıyamet koptu.

Burada federasyon başkanının en çok söylediği şey, bunun bir saray talimatı olmadığı idi.

Şu fotoğraflar başka yerde yayınlandı mı bilemiyorum.

Ama şunu sormak isterim, madem küme düşmenin bu yıla mahsus kalkmasından haberi yoktu AKP’nin, Kayserili milletvekilleri neden Erdoğan’a ve Spor Bakanı’na teşekkür eder ki?

Şaşkın bir merak sadece benimki.

Yazarlar

Maaş dolarla alınsa sorun olmaz ki
Can Ataklı