Barış Yarkadaş
26 Kasım 2021

‘Kurtuluş Savaşı’ yok peşkeş var!


AKP kurmayları, yine o bildik, içi boş, iktisat biliminde hiçbir karşılığı olmayan sözlere sarılıyor ve yaşadığımız yoksulluğun gerçek sorumlusu olduklarını gizlemeye çalışıyor. AKP ve medyasına göre, güya; ‘’dış güçler” ve kim oldukları bir türlü açıklanamayan “faiz lobisi” Türkiye’ye karşı ekonomik bir operasyon yapıyormuş; AKP de buna karşı ‘’Ekonomik Kurtuluş Savaşı’’ veriyormuş…

GÖLGE BOKSU

“Ülkeyi batırdık, ekonomiyi çökerttik, bizim yüzümüzden çarklar durdu, işsizlik patladı” diyemeyenler, bunun yerine “hayali düşmanlar” yaratarak, gölge boksu yapıyor! Ellerindeki besleme medya da bu söyleme destek veriyor ve her gece ‘’faiz lobisi’’ni yaylım ateşine tutuyorlar. Ancak kime ateş ettiklerini kendileri de bilmiyor! “Kimdir bu faiz lobisi, sayın isimlerini” diye sorduğumuzda, tek bir cevap bile veremiyorlar.

SORUMLU SİZSİNİZ!

Bugün eğer 1 dolar 12.30 TL’ye çıkmış, Euro 13.50 seviyesini görmüş ve Türkiye bu politika yüzünden 1 trilyon TL daha borçlanmışsa, sorumlu da hesap vermesi gereken de bellidir. Bu ekonomik çöküşün sorumluları AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ona destek veren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’dir. Vatan Partisi ve BBP de Cumhur İttifakı’nın Türkiye’yi yoksullaştıran politikalarına destek verdikleri için sorumlular arasındadır.

BİLEREK VE İSTEYEREK…

Türkiye ekonomisin nasıl çökertildiği zaten çok açık değil midir?

Bu operasyon bizzat AKP tarafından yapılmış, ‘’bilinçli’’ bir politikanın sonucudur. AKP kurmayları, Erdoğan’ın iktisat teorisinde yeri olmayan “Faiz sebep – enflasyon sonuçtur’’ sözünün peşine takılarak, faiz indirimi politikasını uygulamış, bunun sonucunda TL yüzde 40 oranında değer kaybetmiştir. Eylül ayında uygulamaya konulan bu politika, Kasım’da bir daha devreye sokulmuş, Merkez Bankası’nın TL’yi değersizleştirdiğini gören halk, elindeki mevduatı ‘’daha güvenli bir liman’’ olarak gördüğü dolar ve euroya çevirmiştir. Bunun sonucunda da döviz fiyatı patlamıştır.

AMAÇ NEYDİ?

Zaten AKP’nin istediği de bu idi. Çünkü; ortaya attıkları saçma teoriye göre, TL değer kaybeder, dolar yükselirse, Türkiye’ye döviz gelecek, para bollaşacak, istihdam artacaktı. Bankalar faizleri indireceği için önce inşaat sektörü, ardından ise bu sektöre bağlı olan 127 sektör canlanacaktı.

Böylece, TL değersizleştiği için yabancı sermaye ülkemize gelecek ve Türkiye emekçilerin 220 dolar ücrete mahkum edildiği ÇİN’in yerini alacaktı. AKP, Türkiye’yi sermaye için bir cennete, emekçiler için ise bir cehenneme çevirecek uzun soluklu bir politika izliyor. Ki; bunda ilk adımı başarıyla attılar. Asgari ücret son 1 yılda, 380 dolardan 220 dolara geriledi.

BÖYLE OLMASINI İSTEDİLER

Okurken bile içiniz sıkıldı, bunaldınız değil mi?

Ne yazık ki; acı gerçek bu… AKP, doları bilerek yükseltiyor ve Türkiye’yi ‘’kelepir pazarı’’na dönüştürüyor. Bu, beceriksiz ya da iş bilmez oldukları için değil, bilerek ve isteyerek izledikleri bir politikadır. AKP’nin bu TERCİHİ, Türk halkının daha da yoksullaşmasına sebep olmaktadır.

‘’ÖLME EŞŞEĞİM ÖLME…’’

AKP ve MHP’nin bu politikayı izlemesindeki temel amaç ise şudur:

Yukarıda saydığımız politikayı uyguladıkları takdirde, Türkiye’de en geç altı ay içinde bir ‘’rahatlama’’ bekliyorlar. 6 ay sonra ‘’nispi bir rahatlama’’ sağlanırsa, oyları daha fazla erimeden ‘’erken seçim’’e gitmek ve iktidarlarını korumak istiyorlar. Bunun bir benzerini 2017’de de yapmış ve 2018’de sonuç almışlardı. Ancak Türkiye, 2017’deki koşullarda değil.  (Tabii bu arada ‘’erken seçim’’ kararı alınırsa, Hazine’nin bu partilere yapacağı “seçim yardımı”nın tutarını da göz ardı etmemek gerekir.)

‘’DARBECİ’’ DİYORLARDI…

Sözün özü:

Doların bilerek yükseltilmesinin ilk sonucunu önceki gün gördük. 15 Temmuz Darbesi’nde AKP tarafından ‘’FETÖ destekçisi ve darbeci’’ ilan edilen Birleşik Arap Emirlikleri’nin prensi, Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından, protokol kurallarına aykırı bir biçimde kapıda karşılandı. Arap Emirliği, 10 milyar dolar getirecek diye, yandaş medya davul zurna çaldı. Doların bilinçli bir biçimde 8.5’tan 12.30’a çıkarılması, TL’nin yüzde 40’a varan oranda değer kaybetmesi sonrası, Türkiye’nin varlıkları tam bir kelepire dönüştü. Birleşik Arap Emirlikleri de bu 10 milyar dolar ile milli varlıklarımızı adeta talan edecek anlaşmalara imza attı.

CEVAP BEKLİYORUZ!

Şimdi AKP’liler konuşsun ve anlatsın:

Bu nasıl bir ‘’Ekonomik Kurtuluş Savaşı”?

Ekonomik Kurtuluş Savaşı, ülkenin parasını değersiz hale getirip milli varlıklarımızı yabancı sermayeye peşkeş çekmek midir?

Ekonomik Kurtuluş Savaşı, doları bilerek yükseltip Türkiye’yi 1 trilyon TL daha borçlandırmak mıdır?

Ekonomik Kurtuluş Savaşı, halkı ekmeğe, una, şekere, mazota, bebek mamasına muhtaç hale getirmek midir?

Ekonomik Kurtuluş Savaşı, Türkiye’yi ‘’ithalata dayalı ekonomi’’ye mahkum edip Türk çiftçisi ve sanayicisini üretemez hale getirmek midir?

Ekonomik Kurtuluş Savaşı, geçiş garantili köprülerle ilgili olası anlaşmazlıklarda son sözü İngiliz Mahkemeleri’ne vermek midir?

SAVAŞ YOK PEŞKEŞ VAR!

Bu ülkede gerçek kurtuluş savaşı bir kez verilmiş, o kurtuluş savaşının önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 20 yıldır sata sata bitiremediğiniz milli varlıkları yoktan var etmiş ve bu varlıkları, Türk halkının esenliği için hepimize emanet olarak bırakmıştır. Siz; kurtuluş savaşı vermiyor, ülkenin varlıklarını yabancı sermayeye davul zurnayla peşkeş çekiyorsunuz.

 

Yazarlar

‘Kurtuluş Savaşı’ yok peşkeş var!
Barış Yarkadaş