Hüsnü Mahalli
10 Ağustos 2021

Kronoloji 


15 Temmuz’da Irak Cumhurbaşkanı Berhem Salih Suriye Cumhurbaşkanı Esad’ı telefonla aradı.

Dostum olan Salih’e ulaşamayınca danışmanlarıyla konuştum. Onlar da “Salih’in bölgesel bir etkinlik çabası içinde olduğunu” söylediler.

19 Temmuz’da Ürdün Kralı Abdullah ilk Arap ve Müslüman lider olarak Beyaz Saray’da Biden’la görüştü.

25 Temmuz’da bu kez Irak Başbakanı Kazimi Beyaz Saray’ın yeni konuğu oldu.

Geriye dönelim:

14 Haziran’da Cumhurbaşkanı Erdoğan Brüksel’de Biden’la buluştu.

27 Haziran’da Mısır, Ürdün ve Irak liderleri Bağdat’ta bir araya geldi.

Bugüne gelelim:

Irak Dışişleri Bakanı Fuat Hüseyin Cumartesi günü İstanbul’da Cumhurbaşkanı Erdoğan’la bir araya geldi. Hüseyin; Erdoğan’a 28 Ağustos’ta Bağdat’ta yapılacak olan Irak’a Komşu Ülke liderlerinin toplantısı için Başbakan Kazimi’nin davetini iletti.

Davet edilen ülkeler ilginç:

Mısır, Türkiye, İran, Ürdün, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar ve bölgeden uzak Fransa.

Katar; Türkiye’nin müttefiği.

Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Fransa ile ilişkileri “sevimsiz”.

Fransa Cumhurbaşkanı Macron dün İran’ın yeni Cumhurbaşkanı Reisi’yi kutladı.

Türkiye’nin dört Arap ülkesi Irak, Suriye, Libya ve Somali’de fiilen askeri var.

Suudi Arabistan’a göre “Bölgede en büyük tehlike İran”.

İran ise toplantının yapılacağı Irak’a komşudur ve Irak’a komşu olmasına rağmen davet edilmeyen Suriye’nin en önemli müttefiği.

Peki Esad’ın olmayacağı bir toplantıda Suriye sorunu nasıl konuşulacak?

Öncelikle Türkiye sonradan da Irak ve İran’ı ilgilendiren Fırat’ın doğusundaki PYD/YPG konusunu kim ve nasıl tartışacak?

Üstelik biri Celal Talabani’nin diğeri Mesut Barzani’nin adamı olan Irak’ın Cumhurbaşkanı Berhem Salih ve Dışişleri Bakanı Fuat Hüseyin Kürt kökenlidir.

Peki ABD bu işin neresinde?

Erdoğan’ın 14 Haziran’da Biden’la görüşmesi ve Kazimi ile Kral Abdullah’ın Beyaz Saray görüşmeleri hatırlanırsa Washington bu hareketlenmenin tam da ortasında.

Bu da çok doğal çünkü Başkan Biden iki düşman Çin ve Rusya’yı bölgeden uzak tutmak istiyor.

İran’ı nükleer anlaşmaya döndürmeden ve Suriye sorununu çözüm yoluna koymadan bunu asla yapamaz.

Suriye sorunu demek bu bölgede çok şey demektir.

Türkiye’nin son on yıllık bölge politikalarının değişmesi demek.

Suriye’den dolayı karıştırılan Lübnan’ın istikrara kavuşturulması demek.

Bunun için İsrail’in saldırgan politikalarına son vermesi ve işgal altında tuttuğu Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarından çekilmesi demek.

Başta Suriye ve Irak olmak üzere bölgenin tümünde hala varlığını sürdüren radikal İslamcı grupların ruh hastası militanlarını ortadan kaldırmak demek.

Dört ülkeyi ilgilendiren bölgesel Kürt sorununa çare bulmak demek.

Ama her şeyden önce iyi niyet gerek.

Örneğin Erdoğan’ın şimdiki politikalarından vazgeçmesi gerektiğine inanması gerek.

Örneğin “Biden istiyor” diye kanlı çatışmaların giderek yayıldığı ve tırmandığı Afganistan’a asker yollamanın işe yaramayacağını görmesi gerek.

2011 öncesi politikalara dönmenin Türkiye ve bölgenin çıkarına olduğuna inanması gerek.

Belki 2011 öncesine dönmek zor olabilir ama en azından Suriye, Irak ve İran’la oturup konuşmak gerek.

Hani CHP’nin ortaya attığı ancak gerçekleşmesi için adım atmadığı OBİT yani Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatı dediği proje.

Bu ya da benzeri projeler olmadan bu dört ülkede sorunlar asla bitmeyecektir.

Dört ülke yönetimlerinin bir araya gelip kendi sorunlarını konuşarak çözme azim ve kararlılığını göstermediği sürece yabancıların gelip bu coğrafyayı karıştırmaması için hiçbir neden yok.

Onlar da hep bunu yapıyor ve yapacak.

Biz akıllanıncaya dek.

Yazarlar

Kronoloji 
Hüsnü Mahalli