Ümit Zileli
27 Ekim 2020

Keyif çayı!..


Kış kapıda…

Birkaç günlük pastırma yazından sonra soğuk havalar başlayacak… Uzmanlar, Bilim Kurulu üyeleri, sağlıkla ilgili birimler hepsi aynı şeyi söylüyor:

Grip aşısı olmak önemli; Kovid-19 salgını zirve yapıyor, bünyenin ikisini bir arada taşıması zor!

Almanya’da önlemler aylar önceden alındı, tam 26 milyon aşı depolandı… Fransa desen, 20 milyon aşıyı istifledi bile… Uzun yıllardır ABD’nin ambargosu altında bulunan komşumuz İran bile 7.5 milyon aşı satın aldı… Bizim en büyük Türk büyükleri ne yaptı!..

-1.5 milyon aşı satın aldı!..

Bu da sağlık Bakanın sıfatına haiz Fahrettin Bey’in verdiği rakam! Eczacılar 800 bin adet dağıtıldığını söylüyor! Bakan Bey, büyük bir özveriyle aşı adedini 3 milyona çıkarmak için savaş verdiklerini söylüyor… 83 milyon nüfuslu ülke için, o da bulunabilirse 3 milyon aşı…

Nasıl tebrik etsek acaba!

Ayrıca uzmanlar neredeyse kasım ayına gelindiğini, geç kalındığını da söylüyor… Peki, Sağlık Bakanlığı nasıl oldu da bu kadar beceriksizce, bu denli hesapsızca davrandı? Suriyeli sığınmacılar, başka ülkelerden de gelenler eklendiğinde 90 milyonu bulan bir ülkeye 1.5 milyon aşının komik kaçacağını göremedi mi?.. Doğru soru bu! Yanıtını yetkililerden alamazsınız, hiç zahmet buyurmayın, ancak bakanlığın 2021 bütçesine bakarsanız yanıt orada nal gibi yatıyor:

Para yok!

Paralar şehir hastanelerinin kasasına!..

Sağlık Bakanlığı, 2021 yılında şehir hastanelerinin kira bedelleri için 9 milyar 977 milyon lira ödeyecek!

Bu bedel, mesela ABD’nin Kovid-19’a yönelik aşı çalışmalarına ayırdığı bütçeye denk, iyi mi! Meseleye bir de bakanlığa ayrılan bütçe açısından bakalım; 2020 bütçesinde bakanlığa 58 milyar 875 milyon lira ödenek ayrılmıştı. 2021 yılı bütçesinde ise 77 milyar 615 milyon TL ayrılacak… Diğer bir deyişle ağır bir salgın sürecine rağmen bakanlığın bütçesi yalnızca yüzde 35 artırıldı!

Ee, zaten bu artış bedelinin neredeyse tamamı yani 19 milyar TL’nin 16.3 milyar lirası 2021’de şehir hastanelerinin kasasına akacak! Kısaca söylemek gerekirse bakanlığın 2021 ödeneği doğruca bu şirketlere gidecek! Bakın Genel Sağlık-İş Sendikası Başkanı Zekiye Bacaksız ne diyor:

Bu hastanelere ayrılan kaynağın durdurulması halinde Türkiye’deki tüm üniversite hastanelerinin mali sorunları çözülür, yerli ilaç üretimi için de finansman sıkıntısı kalmaz!

Bitmedi, sendika başkanı yakın gelecekte hangi kabuslarla baş başa kalacağımızı da nasıl anlatıyor:

Kamu ve üniversite hastanelerinin tıbbi cihaz üreticisi ve tedarikçisi firmalara borcu 17 milyar TL’ye ulaştı. Bu rakam da şehir hastanelerine 2021 yılında ayrılan bütçeye eş! Bu hastanelerin şirketlerine oluk oluk para akıtılırken, medikal firmalara ödenemeyen borçlar yüzünden malzeme yokluğuna düşen üniversite hastaneleri yakında ameliyat bile yapamayacak hale gelebilir!

İşte öve öve bitiremedikleri sağlık sisteminin ve şehir hastanelerinin gerçekte içinde bulunduğu durum bu!

Hadi yine iyisiniz çaylar şirketten!

Daha bitmedi! Türkiye’nin asıl yapması gereken, ilaç sektöründe araştırma-geliştirme (AR-GE) çalışmalarına ağırlık vermek… Ancak bunun için ödenek yani para gerek! Türkiye İlaç Endüstrisi’nin yıllık AR-GE harcaması ise 400 milyon TL.

Bu para, mesela İngiltere hükümetinin sadece iki üniversitenin yürüttüğü aşı çalışmalarına ayırdığı bütçeye eşit! Şehir hastanelerine akıtılan paranın bir bölümünün bile bu sahaya ayrılması durumunda dışarıya bağımlı olmaktan da kurtulacağımız açık!

Durum böyleyken Türk büyükleri müjde üstüne müjde vermekten başını kaşıyacak zaman bulamıyor! Daha dün, doların tarihi rekor kırarak 8 lira 3 kuruşa yükseldiği sıralarda, hazine ve Maliye Bakanı sıfatlı muhterem, ekonominin nasıl da müthiş bir yükseliş içinde olduğunu anlatıyordu!.

AKP’li cumhurbaşkanı ise Malatya’da toplu açılış törenindeydi. Bir yurttaş “Esnaf sizden müjde bekliyor” diye seslendi. Yanıt gayet açıktı:

Ne müjdesi, müjdeyi verdik zaten!

Müjde derken, Karadeniz’de bulunduğunu ilan ettiği doğal gazdan söz ediyordu zannımca… Bir başka yurttaş ise “Eve ekmek götüremiyoruz” deyince çıkıştı cumhurbaşkanı:

Bak, bu bana çok abartlı geldi!

Sonra da son zamanlarda yaptığı gibi otobüsün çevresindekilere küçük çay paketleri attı. Bir tanesini de eve ekmek götüremiyoruz diyen esnafa doğru fırlattı ve şöyle dedi:

Keyif çayıdır, bu çayı iç!

Esnaf ise ağlamaklıydı; artık sevinçten mi, çayın verdiği keyiften mi bilemedim!..

Yazarlar

Keyif çayı!..
Ümit Zileli