Memduh Bayraktaroğlu
2 Aralık 2020

Kendinizi geleceğin yeni dünya düzenine hazıtlayın…


Deprem olmasını isteyen var mı içinizde?..

Hiç ihtimal vermem…

Ama…

Depremler oluyor, olacaktır da…

Eskilerin dediği gibi:

“Vakti saati geldiğinde” yer kürenin belirli bölgeleri beşik gibi sallanacaktır…

Deprem gerçeğini kabul edip önlem alan ülkeler en az hasarla atlatırken…

Depremi önemsemeyen, halkının ve ülkesinin geleceğini siyasi çıkar hesaplarına feda eden politikacıların yönettiği ülkeler, kaybedecekler…

Yeni Dünya Düzeni de tıpkı bir deprem kadar gerçek…

Bunu önlemek isteyenler Trump gibi bir sokak kabadayısına Amerika’yı teslim ettiler…

Ama halk yemedi…

Dört sene sonra sandığa gömdü…

Canlarım;

Geleceğin dünyası Yeni Dünya Düzenine göre şekillenecek…

Yeni Dünya Düzeninde hedef, yoksulluğun hemen hemen tamamen bitirilmesi…

Ülkeler ve halklar arasında gelir adaletinin en yüksek noktada sağlanması…

Yani: En az eşitsizlik…

Bunu sağlayacak olanlar ise…

Siyasette kalitenin yükselmesi için çabalayacak olan bilim ve iş insanları…

Büyük küresel şirketler…

Zira o insanlar biliyorlar ki…

Kendi gelecekleri de…

Eğitimli halkların nüfus olarak eğitimsiz, yoksul halklardan daha çok olmasına bağlı…

O nedenle diyorum ki ey gençler:

Enseyi karartmayın ancak…

Kendinizi bu geleceğin Yeni Dünya Düzenine hazırlayın…

KİMLER KAYDİ PARAYLA KAVGA EDİYOR?..

Geleceğin dünyasında kağıt para yok…

Ama kripto yani bir bakıma kaydî para var…

Eğitimsiz insanlar, gelenekçi, muhafazakar, ırkçı ve dinci kapitalist düzenlerin baronları tarafından  “kripto para” adı kullanılarak korkutulsalar da…

Gelecekte…

Dünya ekonomisine egemen olacak olan takas aracının kaydî para olduğunu gözlerden saklamak istiyorlar…

Kaydî para kontrolü kolay para demektir aynı zamanda…

Kaydî paradan kara para yaratamazlar…

Kaydî parayı uyuşturucu ve silah ticaretinde kullanamazlar…

İşte bu nedenle…

İşleri bozulacağı…

Uyuşturucu ticaretinden kazandıkları kolay paradan vazgeçmek zorunda kalacakları için…

Geleneksel politikacı tipleri kripto paralarla kavga ediyorlar…

DÜNYA İNSANLIĞI ALTIN ÇAĞI YAŞAYACAK…

Yeni Dünya Düzeni, mevcut politikacıların zihniyetiyle kurulamaz…

Çünkü…

Mevcut politikacılar geçmişleriyle övünüp kendilerinden önce ülkeyi farkı görüşle yöneten politikacıları kötülerken…

Yeni Dünya Düzenini kuracak olan politikacılar; bir yandan halkların gününü daha huzurlu ve refah içinde geçirmeleri için çalışacak…

Diğer yandan da geleceği planlayacaklar…

Gelecekte her şey çok güzel olacak…

Dünya insanlığı Altın Çağı yaşayacak…

ALTIN DEĞER KAYBETMEYE DEVAM EDER Mİ?

Altın fiyatları düşüyor çünkü…

Biden yönetimiyle birlikte dünyanın hızla savaş ortamından çekileceği düşünülüyor…

Altın ise en çok…

Fiili savaş veya savaş olasılığı olan dönemlerde yıldızı parlayan bir metaldir…

Zira…

Savaş dönemlerinde savaşı finanse etmek amacıyla devletler bol bol karşılıksız para basarlar…

Ve haliyle…

Dünyanın en güçlü parası bile değer kaybeder…

Dünyadaki savaş ihtimalinin üzerine bir de pandemi dönemi geldi…

Nitekim altının son ve en hızlı yükselişi işte bu süreçte oldu…

Ancak…

Aşı bulunduğu iddialarına, daha önceki demokrat partili başkanlar döneminde dünyanın daha sakin ve yaşanılır olduğu hatırası da eklenince…

Altın değer kaybetmeye başladı…

Şimdilik bu düşüş sürer…

Ta ki…

Savaş tacirleri ve altın üreticileri yeni bir dünya savaşı ihtimali üretinceye kadar…

AB ÜLKELERİNİN HALKLARI DA İNANMALI…

Erdoğan, geçtiğimiz günlerde şöyle dedi:

“Kendimizi başka yerlerde değil, Avrupa’da görüyor, geleceğimizi Avrupa’yla birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz. Dostlarımızla ve müttefiklerimizle daha güçlü iş birliği halinde olmak istiyoruz. Hiçbir ülke ile diplomasi ve diyalog ile çözülemeyecek sorun olmadığına inanıyorum…”.

Erdoğan’ın samimi olduğuna inanılması için, din devleti sevdasından vazgeçtiğine ve hatta…

Böyle bir niyetinin hiçbir zaman olmadığına sadece AB ülkesi devlet insanları değil…

AB ülkelerinin halkları da inanmalı….

Bu insanları buna inandıracak olan ise medya değil…

Bizzat Erdoğan…

İyi ama nasıl?..

İşte cevabı en zor soru bu…

KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİRDEKİ ARTIŞ ESASTIR…

Benim iktisat anlayışıma göre iktisadî büyüme; daha önceleri çıkılan en üst noktadan daha ileriye gidildiği an başlar…

Yani.

Kişi başına milli gelirin 12.594 doları (2013 yılı kişi başına yıllık milli geliri) geçtiği an, ülke ekonomisinin yeniden büyümeye başladığı andır…

Neden GSMH değil de kişi başına milli gelir?..

Çünkü…

GSMH artışı, nüfus artış hızından daha düşük olursa…

Ona büyüme denmez…

O nedenle esas olan:

Kişi başına düşen milli gelirdeki artıştır…

Yazarlar

Kendinizi geleceğin yeni dünya düzenine hazıtlayın…
Memduh Bayraktaroğlu