Ümit Zileli
21 Ocak 2020

Kanal İstanbul’a ABD’li finansör!..


Şu ilahi tesadüf yok mu, mutluluktan uçurur vallahi…

Saray’ın “istesek de, istemesek de” yapılacağını açıkladığı Kanal İstanbul’un taa en başından bu yana kaça mal olacağı da bir türlü netlik kazanamıyordu; AKP’li Cumhurbaşkanı 75 milyara çıkacağını ilan ediyor, Ulaştırma Bakanı 90 milyardan söz ediyor, uzmanlar 140 milyardan aşağı olamayacağını ileri sürüyordu…

O kadar ki, Cumhurbaşkanı “yap işlet modelini tercih ederiz” dedikten sonra şunu da ekliyordu:

Bu model olmazsa kendi öz kaynaklarımızla yaparız!..

Ancak gerek kalmadı! Parasal tartışmaları “kanala gömecek” bir talip çıktı… ABD’li fon şirketi Monnet Maker Management, Kanal İstanbul’a talip olduklarını ve tüm finansmanı sağlayabilecek güçte olduklarını açıkladı… Ne kadar bu güç acaba sorusu aklınıza gelebilir; hemen rakama dökeyim:

50 milyar dolar bile fonlanabilirmiş!..

Şu tesadüfe bak yarabbim; Türkiye’ye yaptırım tehditlerinin havada uçuştuğu, ABD’nin illa da “Karadeniz’e çıkmak için yırtındığı” bir ortamda ABD’li bir şirket Türkiye’yi fonluyor iyi mi!..

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!..

Dünya Gazetesi’nden Aysel Yücel’e konuşan şirketin CEO’su George Ghorayeb,

Türkiye’ye İzmir’deki bir uluslararası şirketin altyapı projesini fonlamaya geldiklerini, gizlilik anlaşması nedeniyle bu firmanın adını açıklanamayacağını anlatmış…

Anlaşıldığı kadarıyla Türkiye’yi pek sevmişler, ofis açma kararı vermişler! Başkan Yardımcısı Bassam Rashkidi, Kanal İstanbul projesi ile de yakından ilgilendiklerini söylemiş! Demek ki 50 milyar dolar gibi devasa bir yatırımın ilk adımları böyle atılıyor; şirket başkanı ve yardımcısı bir ülkeye fonlara yapmaya geliyor, o ülkeyi pek sevip ofis açmaya karar veriyor, sonra “devlet destekli” bir mega projeyi öğrenip ona talip oluyor…

Hele bi dur; bi bak, öğren, incele, varsa risklerini hesapla!..

Iıh, ‘cuup’ diye balıklama dalmış kanala Amerikalı şirketin yöneticileri; hem de dudak uçuklatacak bir parayı, 50 milyar doları telaffuz ederek!..

Şu ilahi tesadüf yok mu, mutluluktan uçurur vallahi…

Saray’ın “istesek de, istemesek de” yapılacağını açıkladığı Kanal İstanbul’un taa en başından bu yana kaça mal olacağı da bir türlü netlik kazanamıyordu; AKP’li Cumhurbaşkanı 75 milyara çıkacağını ilan ediyor, Ulaştırma Bakanı 90 milyardan söz ediyor, uzmanlar 140 milyardan aşağı olamayacağını ileri sürüyordu…

O kadar ki, Cumhurbaşkanı “yap işlet modelini tercih ederiz” dedikten sonra şunu da ekliyordu:

Bu model olmazsa kendi öz kaynaklarımızla yaparız!..

Ancak gerek kalmadı! Parasal tartışmaları “kanala gömecek” bir talip çıktı… ABD’li fon şirketi Monnet Maker Management, Kanal İstanbul’a talip olduklarını ve tüm finansmanı sağlayabilecek güçte olduklarını açıkladı… Ne kadar bu güç acaba sorusu aklınıza gelebilir; hemen rakama dökeyim:

50 milyar dolar bile fonlanabilirmiş!..

Şu tesadüfe bak yarabbim; Türkiye’ye yaptırım tehditlerinin havada uçuştuğu, ABD’nin illa da “Karadeniz’e çıkmak için yırtındığı” bir ortamda ABD’li bir şirket Türkiye’yi fonluyor iyi mi!..

Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!..

Dünya Gazetesi’nden Aysel Yücel’e konuşan şirketin CEO’su George Ghorayeb,

Türkiye’ye İzmir’deki bir uluslararası şirketin altyapı projesini fonlamaya geldiklerini, gizlilik anlaşması nedeniyle bu firmanın adını açıklanamayacağını anlatmış…

Anlaşıldığı kadarıyla Türkiye’yi pek sevmişler, ofis açma kararı vermişler! Başkan Yardımcısı Bassam Rashkidi, Kanal İstanbul projesi ile de yakından ilgilendiklerini söylemiş! Demek ki 50 milyar dolar gibi devasa bir yatırımın ilk adımları böyle atılıyor; şirket başkanı ve yardımcısı bir ülkeye fonlara yapmaya geliyor, o ülkeyi pek sevip ofis açmaya karar veriyor, sonra “devlet destekli” bir mega projeyi öğrenip ona talip oluyor…

Hele bi dur; bi bak, öğren, incele, varsa risklerini hesapla!..

Iıh, ‘cuup’ diye balıklama dalmış kanala Amerikalı şirketin yöneticileri; hem de dudak uçuklatacak bir parayı, 50 milyar doları telaffuz ederek!..

“Devlet destekli her türlü projeye talibiz”

Rashkidi, “Türkiye’de devlet destekli, her türlü projeye girebileceklerini” anlatırken, Kanal İstanbul’u özel bir yere koyuyor, öve öve bitiremiyor…

Devlet destekli altyapı, inşaat, baraj, köprü ve otoyol projelerinin yanı sıra Kanal İstanbul’da ilgi alanımızda. Sadece kanal kısmı değil, proje ile bağlantılı köprü ve tünel gibi tüm alt yapı projelerini de fonlayabiliriz!..

-Burada sihirli iki sözcük “Devlet destekli!” Ölümüne garanti almanın kibar hali!..

Fonlama, nedense bana “yemleme” sözcüğünü anımsatır! Ama değil tabii; “finansı karşılama” anlamını içeriyor! Rashkidi, Kanal İstanbul’un Türkiye ekonomisine büyük ivme katacak, Türkiye’yi önemli bir noktaya taşıyacak stratejik bir proje olduğunu iddia ettikten sonra, bu kez şu tuhaf cümleyi kuruyor:

ÇED raporu onaylanan Kanal İstanbul’un politik ve çevresel boyutlarıyla ilgilenmiyoruz!..

Şaşırtıcı değil mi?! İnsanın sorası geliyor tabii; o halde Türkiye’yi önemli bir noktaya taşıyacak kadar stratejik bir proje olduğunu, ekonomisine büyük ivme kazandıracağını nereden biliyorsun be muhterem! Projeyi mi gördün, devlet yetkililerini mi dinledin, ölçüm mü yaptın, yoksa “istihareyi mi yattın!

Bu arada, ABD’li şirket yetkilileri, Kanal İstanbul konusunda hükümetle görüşüp görüşmedikleri sorusunu ise şirketin “gizlilik politikaları” gereği açıklayamayacaklarını da söylüyorlar, iyi mi!..

Yakında kokusu çıkar, fonlanıyor muyuz yoksa yemleniyor muyuz!..

“Yabancıya gitmesin diye aldı!”

Kanal İstanbul ilk kez kim tarafından ve ne zaman ortaya atıldı?..

2011 yılında, zamanın Başbakanı Erdoğan tarafından…

Sonra unutuldu gitti; yıllarca sözü bile edilmedi… Ancak, belli ki “birileri unutmamış”, kanalın yapılacağı güzergahtaki topraklar, şimdilik bilinen 30 milyon metrekare arazi Arap dostlarımızla, yerli kalburüstü yurttaşlarımız tarafından kapışılmış! Her üç beş günde bir, bir ya da birkaç isim çıkıyor ortaya…

Son olarak kanal güzergahının en nadide yerinde Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın da 13 dönüm arazi aldığı ortaya çıktı. Konu Cumhuriyet’te manşet olunca Albayrak’ın avukatı aynen şu açıklamayı yaptı:

Berat Bey’in babası 2003’te bu köyden arazi aldı (3 dönüm) 2012’de yan taraftaki arazi satışa çıktı. Yabancıya gitmemesi için Berat Albayrak bu araziyi satın aldı (13 dönüm). Kanal İstanbul ile bağdaştırmak zorlama olur, bir ilgisi yoktur…

Koskoca bakanın avukatı söylüyorsa vardır herhalde bir hikmeti diyeceğim ama, Arnavutköy Boyalık’ta bulunan “tarla vasfında” ki arazi Kanal İstanbul için değiştirilen yeni planda “konut alanı” sınırları içinde kalıyor!.. Bir diğer anlatımla, 2011’de yapılan açıklamadan bir yıl sonra bakan araziyi alıyor, 7 yıl sonra “tak” konut alanı oluveriyor…

Tesadüftür zannımca!..

Son dakika:

Bu arada öğrendik ki ABD’nin 7’nci büyük fon şirketi olduğunu söyleyen Monnet Maker Management’ın aslında bir kurumsal e-mail adresi bile bulunmadığı ve geçmişte bilenen tek bir projesi bile olmadığı ortaya çıktı. Kanal İstanbul’a da bu mu yakışır acaba!..

Yazarlar

Kanal İstanbul’a ABD’li finansör!..
Ümit Zileli