İstanbul’un iki yakasında aynı ismi taşıyan iki cami

Görkemli yapılarıyla dikkat çeken ve tarihe tanıklık eden camiler İstanbul’un simgeleri arasında yer alıyor. İstanbul’un iki yakasında aynı adı taşıyan iki camii var. Üsküdar ve Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan Camii, Osmanlı’dan günümüze ayakta duruyor. 

Sanat tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz, Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan adını taşıyan Üsküdar’da ve Edirnekapı’da bulunan iki Mihrimah Sultan Camii’nin yapılış hikayesini anlattı. Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu’na yüzyıllarca başkentlik yapan İstanbul’da Üsküdar ve Edirnekapı’da iki tane Mihrimah Sultan Camii bulunuyor. Osmanlı padişahı Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan adına Mimar Sinan tarafından yapılan camiler, farklı dönemlerde yapıldı. Geçmişten günümüze kadar hikayeleri konuşulan Edirnekapı ve Üsküdar’daki Mihrimah Sultan camilerinin sırrı nedir? Sanat tarihçisi Hayri Fehmi Yılmaz, Üsküdar ve Edirnekapı’daki Mihrimah Sultan camiilerinin tarihini anlattı.

“OSMANLI TARİHİNİN EN ZENGİN HANIMIDIR” 

Mihrimah Sultan ile ilgili bilgi veren Hayri Fehmi Yılmaz, “Mihrimah Sultan, Osmanlı tarihinin en meşhur hükümdarı Kanuni Sultan Süleyman’ın sevgili eşi Hürrem ile biricik kızlarıdır. Osmanlı tarihinde de kendisinden en çok bahsedilen sultanlardan biridir. Padişahların kızları oldukça önemli hanedan mensubudur. Kanuni döneminde Mihrimah tek kızdı. O yüzden oldukça güçlüydü. Osmanlı tarihinin en güçlü kadınlarından biri olarak karşımıza çıkıyor. Babasından ona bağlanan tahsisatlarla inanılmaz bir gelire sahip oldu. Sonra kardeşinden ardından da yeğeninden. Çok zengin bir sadrazam olan tutumluluğuyla meşhur Rüstem Paşa ile evlendi. O da vefat edince bütün serveti Mihrimah Sultan’a kaldı. Dolayısıyla Osmanlı tarihinin en zengin hanımıdır” şeklinde konuştu.

“BİRÇOK PADİŞAH CAMİSİNDEN DAHA İHTİŞAMLIDIR”

Mihrimah Sultan için babası zamanında çok güçlü olduğunu ifade eden Hayri Fehmi Yılmaz, şunları söyledi:

“Babası zamanında çok güçlüydü. Üsküdar’daki camiyi de o sırada kendi adına inşa ettirmiştir. 20’li yaşlardaydı. Aile büyük bir acı yaşamıştı. Hürrem ve Kanuni sevgili oğulları Mehmed’i kaybettiler. Onun hatırasına Saraçhane tarafında Şehzade Mehmed Külliyesi inşa edildi. 1544-1548 arası tam işte bu yıllarda Mihrimah Sultan için de İstanbul’da bir inşaat başladı. Üsküdar’da çok elverişli bir yerde cami, medrese, kervansaray ve sıbyan mektebi inşa edildi. Osmanlı mimarisi için çok önemlidir. İlk kez bir hanım sultan için bu kadar büyük bir yapı yapılıyor. Ondan önce yaptıranlar vardı ama bunlar küçük mescitlerdi. Osmanlı padişahlarına has bir takım mimari unsurları da kullanmışlar. Mesela birden fazla minare inşa edilmesi sadece padişahlara özgü bir iştir. Bununla ilgili yazılı bir kayıt yoktur ama Osmanlı mimarisine bakınca sadece padişahların birden fazla minareli cami yapma hakkı vardır. İlk kez Mihrimah Sultan’a burada böyle bir cami inşa etme hakkı veriliyor. Şehzade Mehmed için yapılan da çifte minarelidir. Kanuni’nin sevgili eşi Hürrem için yaptırdığı cami tek minarelidir.  40’lı yaşlarında yani yaklaşık 20 yıl sonra yeni bir cami inşa ettirmek istedi. İzni babasından aldı. Kanuni izni verdi. Hatta o dönemde bazı sıkıntılar da oldu. Çünkü Mihrimah’ın eşi Rüstem Paşa’nın arasının iyi olmadığı Kara Ahmet Paşa vardır. Bu civarda Edirnekapı’da bu külliyenin inşa edileceği yerde o kendisine bir cami inşa ettirmek için araziler edinmiş. Kara Ahmet Paşa’ya Topkapı içinden bir arazi verildi. O orada bir külliye inşa ettirdi. Mihrimah Sultan, Edirnekapı’da kendi adını taşıyacak ikinci caminin inşaatına başladı. İzinler Kanuni zamanında alındı ama onun ölümünden sonra II. Selim zamanında inşaat tamamlanabildi. II. Selim ile ablasının ilişkilerinin çok iyi olmadığını dönem kaynakları söylüyor. Çünkü ablası şehzadeler arasında yaşanan iktidar mücadelesinde diğer kardeş olan Şehzade Bayezid’i tutmuş. Hürrem de onu tutuyordu. Ama Selim bunların arasından sıyrıldı ve tahta geçti. Mihrimah Sultan güçlü insanlarla ilişkilerinde çok başarılı. Buna çok dikkat ediyordu. Kardeşiyle ilişkileri bozuktu. Edirnekapı’daki bu camide çifte minare düşünülüyordu. Babasından böyle bir izin almıştı. Ama sonra kardeşi bu izni devam ettirmediği için ister istemez bu yapı tek minareli oldu. Şehirdeki en iddialı projelerden biridir. Birçok padişah camisinden daha ihtişamlıdır. Gerçekten Osmanlı mimarisinde heyecan yaratan yapılardan biridir.”

“KENT SİLUETİNDE ÖNEMLİ BİR YERE SAHİPTİR”

Üsküdar ve Edirnekapı’da bulunan tarihi camilerle ilgili geçmişten günümüze ulaşan hikayelere değinen Hayri Fehmi Yılmaz bu hikayelerle ilgili olarak da şöyle konuştu:

“Her iki külliyeyi de Mimar Sinan tasarlamıştır. İstanbul hikayeler üretmekte çok meşhur bir şehir. Mihrimah Sultan için iki cami inşa edilince pek çok şey söylenmiştir. Osmanlı kaynaklarında böyle bir şeye rastlanmıyor. 1960’larda modern bir romanda bu konu ilk kez geçmiş. Ondan sonra da gayet popüler bir konu olmuş. Güneşin battığı ve doğduğu anlarla ilgili anlatılanlar modern araştırmacıların daha doğrusu modern dedikoducuların işleridir. Bilimsel değiller. O yüzden bu tür yorumları okurken dikkatli olmakta fayda var. Mihrimah’ın böyle ilişkisinden bahsedilmiyor. Osmanlı’nın önde gelenleri bu tür eserleri Mimar Sinan’a tasarlatmak istiyorlardı. İmparatorluğun en zengin çağı. Sinan da büyük bir dahi. Bu tür inşaatlar yapacak entelektüel bir dünyanız var.  Neticede böyle muhteşem binalar ortaya çıkmış. Mihrimah’ın ismi Farsça bir isim. Mimarlık tarihçileri Edirnekapı’daki camiyi ilginç bulur. O kadar çok penceresi vardır ki içerisi her zaman ışıkla dolar. Çok aydınlık bir camidir. Belki böyle ilişkiler kurmak lazım. Edirnekapı’daki camide çok iddialı dört kemer inşa ediliyor. Hem çok büyük hem de çok yüksek bir kubbe inşa ediyor. Sur içindeki şehrin en yüksek tepesidir. Hem kara surları civarından hem de Haliç’e bakış açıları sunar. Kent siluetinde önemli bir yere sahiptir. Bütün İstanbulluların her iki camiyi de ziyaret etmesini tavsiye ederim.”

Tv

İstanbul’un iki yakasında aynı ismi taşıyan iki cami
Gündem