Hüsnü Mahalli
3 Ağustos 2021

İşin özü


Son Tokyo Olimpiyatları’nda olduğu gibi arada bir kazanılan madalyalar ve elde edilen bireysel başarılar da olmazsa bu ülkede herkes moralsizlikten perişan olacak.

Çoğunluk “tükenmişlik sendromu” yaşıyor.

Hep kötü şeyler yaptı ama AKP iktidarı son 10 yılda insanları sevindirecek hiçbir konuda tek bir adım atmadı.

Ben hatırlamıyorum.

Elbette iktidarın nimetlerinden farklı düzeylerde yararlananlardan söz etmiyorum.

Onların ezici çoğunluğu hak etmediği maddi ve manevi kazançlar elde etmiş ve ediyor.

Her olayı fırsata çevirdikleri için AKP iktidarını çok seviyorlar. İktidar da ‘ AKP’yi çok daha fazla sevsinler’ diye onları kolluyor ama daha çok kendini düşünüyor.

Özetle toplumun ezici çoğunluğu AKP’nin umurunda bile değil. AKP tersine “vatan haini, terörist ve düşman” bellediği bu çoğunluğun sinirini bozmak için elinden gelen her şeyi yapıyor ve yapacak.

Her alanda her konuda ve her detayda.

Dış ve iç politikada.

Siyasette, ekonomide, sosyal yaşamda, kültürde ve günlük yaşamın her anında.

Vasat anlayışlar ve yaşam biçimleri bunu gerektirir.

Yangınlarla ilgili söylem, tutum ve davranışlara bu çerçevede bakmak gerek.

Toplumun yaşadığı hiçbir acı iktidarın umurunda değil ve olmayacaktır.

Tersi doğru olsaydı iktidar devletin tüm olanaklarını seferber ederek yangınları söndürürdü.

AKP’nin yani Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın düşündüğü belki de tek bir konu var o da sonsuza dek iktidarda kalmaktır.

Ne pahasına olursa olsun.

Başka türlü de açıklanamaz son on yılda yaşananlar ya da AKP’nin insanlara yaşattıkları.

Birileri hala inanmak istemiyor ama AKP kendi inanç dünyasına, siyasal, sosyal ve kültürel tercihlerine göre ‘Yeni bir Türkiye’ kurmanın hayal ve çabası içindedir.

2011 ‘Kanlı Arap Baharı’dan bu yana hep bu yönde politika üretip uyguluyor.

Bunu da Osmanlı’nın  ‘ümmet” söylem ve eylemleriyle kanıtlıyor.

Öyle olmasaydı AKP yönetiminde Ankara, komşu Suriye başta olmak üzere birçok ülkeye müdahale etmezdi.

Öyle olmasaydı AKP kendi deyimiyle 15 Temmuz darbe girişimini fırsata çevirip 16 Nisan 2017 referandumunda sistemi toptan değiştirerek ülke ve toplumu tek bir kişinin iradesiyle İslamlaştırmaya kalkışmazdı.

Bunu yaparken ülke ve toplumu da perişan etmezdi.

Yolsuzluk dolaysıyla yoksulluk dolaysıyla sefalet ve cehalet ve dinsel yozlaşma bu iktidarın en büyük başarısıdır.

Sağ olsun yandaş medyanın iki yüzlü, rezil ve ahlaksız tetikçi silahşorları.

Adamlar çok tehlikeli.

Kendilerini sattıkları gibi ülkeyi de rahatlıkla satarlar.

En büyük risk karakter bozukluğu yani egoist saplantılardır.

Bu da bir hastalıktır.

Küflü çürüme halidir.

Ülkede yaşanan her şey bu tür hastalıkların sonucudur.

İyi olan her şey yok edilmek isteniyor.

Her gün her yerde ve her alanda yaşanan bunca olay başka türlü açıklanamaz.

Adamlar bu ülke insanlarının mutlu olmasını istemiyor.

Bazıları da ‘Ben izin verdiğim sürece mutlu olabilirsiniz’ diyor.

Hikayenin özü budur başka türlü de olmaz ve olmayacaktır.

AKP iktidarı böyle bir şeydir ‘gerisi de teferruat’!

“Basra harap olmadan” çaresine bakılmalı.

 

Yazarlar

İşin özü
Hüsnü Mahalli