Hüsnü Mahalli
16 Ekim 2020

İşe yaramaz ama!


AKP iktidarında Türkiye’nin tüm sorunlarının nedeni son 10 yıllık dış politikadır ama toplumun bu konulara duyarlılığı çok fazla değil. 

Nedeni muhalefet ve muhalif medya.

Herkes AKP’nin yarattığı gündemlerle uğraşıp dururken; AKP, içerde ve dışarda istediği her şeyi yaptı ve yapıyor.

Daha doğrusu nihai hedefine doğru adım adım ilerliyor.

Muhalefet ve muhalifler bu nihai hedefin ne olduğunu biliyor ve dillendiriyor ama bu süreci durdurmak için hiç kimse bir şey yapmıyor ya da yapamıyor.

Dillendirmenin dışında.

Birileri Ankara’da “Işıklar yakıldı mı, yakılmadı mı?” tartışmasını yaparken ülke karanlığa gömülüyor.

Yerel mahkeme, en yüksek mahkeme Anayasa Mahkemesi’ni dinlemiyor ama birileri konuşmayla yetiniyor.  

Hiç kimse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 23 Mayıs 2016’da Anayasa Mahkemesi’nin tutuklu gazeteciler Can Dündar ve Erdem Gül için verdiği tahliye kararından sonra, “Ben Anayasa Mahkemesi’nin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar ama onu kabul etmek durumunda değilim. Karara uymuyorum, saygı da duymuyorum” dediğini hatırlamıyor.

Hiç kimse Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 28 Şubat 2016’da iki günlük Rize ziyaretine Yargıtay, Danıştay ve Sayıştay başkanlarının da katılıp beraber çay topladıklarını hatırlamıyor.

Muhalefet; erken seçim olur mu olmaz mı derdinde.

Ben söyleyeyim: Erdoğan’ın gündeminde seçim yok ve olağanüstü bir gelişme yaşanmazsa 2023’e kadar olmayacak.

Eğer olursa 2023’te kesin yüz bilinmeyenli bulmacaya dönüşür.

Biraz da MHP lideri Bahçeli’ye bağlı.

Bahçeli’nin geldiği nokta inanılmaz!

İçişleri Bakanı Soylu daha az inanılmaz ama her ikisi Erdoğan’a söylemediklerini bırakmamıştı ama şimdi Erdoğan’a kalkan görevini üstlenmişler.

Bir zamanlar FETÖ’ye kalkan olan yandaş medyadaki sözde gazetecilerle bazı politikacılar gibi.

Peki bunları anlatmak işe yarıyor mu?

Hayır.

Çünkü devletin büyün gücü, Erdoğan’ın kontrolünde.

Çünkü iktidar, medyanın %90’nı kontrol ediyor ve o da yetmeyince RTÜK’ü devreye sokuyor.

Amaç sıfır muhalif medya.

Muhalefet; kınamakla, protesto etmekle ya da endişelerini bildirmekle yetiniyor.

Hepsi bu kadar.

Hani şu tarikatların her devlette birçok alanı ele geçirme konusunda olduğu gibi.

Ya da talan edilen ülkenin zenginlikleriyle ilgili günlük haberler.

Ya da açıklanan korona rakamlarıyla ilgili tartışmalar ve Bahçeli’nin TTB’nin kapatılma isteği.

Vatandaş iktidar tarafından sessizce sindiriliyor ama umursayan yok.

İktidarın ‘örgütlü trolleri’ var ama muhalefetin derdi başka.

Troller herkese saldırırken; muhalif vatandaşlar, bırakın muhalif yazı ya da programları paylaşmayı, beğenmekten bile çekiniyor.

Tam 6 yıldır, karanlığın da karanlığı gelecek diyorum.

Son iki yıldır söylem değiştirerek, “Bunlar iyi günlerimiz” diyorum.

Müneccim değilim ama Arap Baharı’ndan bu yana olduğu gibi bundan böyle de olacakları net olarak görebiliyorum.

AKP; dış kaynaklı olağanüstü bir gelişme olmazsa, şimdiki politik söylem ve davranışlarından asla vazgeçmeyecektir.

Tümü ideolojik dürtülerle sürdürülen bu politikalardan dolayı AKP, içerde de şimdiki politikalarını sürdürecektir.

Muhalefet ve muhalifler ne yaparsa yapsın! 

Zaten konuşmanın ötesinde hiçbir şey yapmıyorlar.

Neyse ki insanların vicdanı ve gerçekleri görme duyarlılığı var.

Bunun için yapılan tüm kamuoyu yoklamalarında AKP’nin oyu %32-34’ü geçmiyor.

Cumhur İttifakı’nın oyu Erdoğan’ı yeniden cumhurbaşkanı seçtirmeye yetmiyor ve yetmeyecek.

Türk Lirası, ‘gavur parası’ karşısında değer kaybettikçe; İttifak’ın oyu da düşüyor.

Tek çaresi var:

Bol soslu milli ve dini hamaset.

Sağ olsun muhalefet.

Yazarlar

İşe yaramaz ama!
Hüsnü Mahalli