İnattan vazgeçin!.. Açın askeri hastaneleri…

27 Mart 2020

Askeri hastanelerin kapatılmasının çok büyük hata olduğunu bunun ileride doğurabileceği vahim sonuçları çok anlattık, yazdık… Adeta bir yerlerimizi yırttık!.. Kapısına kilit vurulan Hıfzıssıhhayı bugün nasıl arıyorsak askeri hastanelerin kapatılmasının ne kadar büyük bir hata olduğunu sanırım bazı kesimler idrak edebilmişlerdir

Koronavirüsün en etkili olduğu ülkelere bakın; askerlerini sahaya indirdiler. Bizdeki bazı alıklar bunu darbe hazırlığı vs. gibi eblehçe yorumladılar. Lafı fazla uzatmayacağım. Stratejist, emekli deniz Kurmay Albay Cahit Armağan Dilek ile bir söyleşi yaptım. Bu söyleşiyi sosyal medya hesaplarınızdan olabildiğince paylaşmanızı istiyorum.

Sayın Dilek, korona vakalarının şiddetlenmesi ile birlikte bazı ülkeler askeri güçlerini sahaya indirdiler. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

“Ülkelerin korona salgınıyla mücadele metotlarına bakıldığında farklılar olsa da ortak olan hususlar şunlar: pandemiye dönüşen bu salgının yoğun yayılma hızının da etkisiyle ülkelerin sağlık sistemlerinin böylesine bir salgına karşı hazırlıksız olduğu ortaya çıktı.  Hazırlıksız olmasıyla birlikte yetersiz kaldıkları da ortaya çıktı. Diğer bir husus ise Kızılhaç ve Kızılay örgütleri yetersiz, adeta devre dışı kaldılar. Tabi ki tıbbi müdahale etmelerini beklemiyoruz ama sosyal ve ekonomik hayatın durmasıyla birlikte insanların temel ihtiyaçlarının karşılanması, ilk ve acil yardımların ulaştırılması, halkın sokağa çıkmadan ihtiyaçlarının karşılanarak panik havasının yatıştırılması gibi görevleri yerine getiremediğini, hastanelerin önünde yakınında hastalık şüphesiyle gelenlerin ön kabullerinin yapılacağı bekletileceği çadırların kurulamadığını, bu şekilde organize olmadığını gördük.

Peki bu olmayınca ne gördük? Askeri güçlerin sokaklara indiğini, ABD’de de olduğu gibi tıkanan sağlık sisteminin yürütülüp olabilecek toplumsal huzursuzlukları önleyerek devletin görevlerinin devamlılığını sağlamak üzere görevlendirildiğini gördük. Başka ne gördük? Batı ittifakının ana unsurlarından NATO üyesi İtalya’da Rus askeri araçlarıyla yardım ulaştıran askeri yardım konvoylarını gördük. İspanya’da evlerinde yaşlı bakım merkezlerinde ölüme terk edilen yaşlılara müdahale eden İspanyol askerlerini gördük. Tabi bunlar askeri bir müdahalede bulunmuyordu. Askeri sağlık imkanlarıyla olaya müdahale ediyorlardı. İspanyol sistemi o kadar yetersizdi ki NATO’dan tıbbi destek istedi. NATO ne? Siyasi bir örgütlenme olsa da temel yapılanması askeri bir örgütlenme.

Hem ABD hem de İtalya’daki bu askeri fotoğraflar Türkiye’de her zaman olduğu gibi magazinsel olarak verildi: “ABD’de ordu darbeye hazırlanıyor, Rus askeri İtalya’ya çıktı.”

Halbuki bu iki fotoğraf tam da yukarıda söylediğim sivil sağlık sistemlerindeki yetersizlik ve Kızılhaç-Kızılay örgütlerinin imkansızlıkları ve örgütlenememelerinin fotoğrafıydı. Bununla birlikte ülkelerin ordularında askeri sağlık teşkilatlanmasının olmasının ne kadar gerekli olduğunun kanıtıydı.

Eğer siz hâlâ magazinsel takılıp ‘Rus askeri virüsü fırsat bildi İtalya’ya ayak bastı’, ‘NATO İspanya’ya müdahaleye hazırlanıyor’ diye görür haberi böyle pazarlarsanız geçmiş olsun. Yaşananlardan hiç ders almadığınız gibi bu kafayla yaşanabilecek felaketlerden de hiç farkında değilsiniz.”

Türkiye’ye nasıl bakıyorsunuz?..

“Umarız olmaz, salgın bir an önce Türkiye’de kontrol altına alınır ve gerek TSK gerekse NATO’dan destek istenecek seviyede ağır bir tabloyla karşılaşılmaz. Keşke salgının hızlı tırmanma eğiliminde olduğu bugünden itibaren önümüzdeki 10-15 gün sokağa çıkma konusunda sert tedbirler uygulansaydı.

Sağlık yetkililerinin uzmanlarının görüşü bu yönde ama anlaşılan o ki tam karantinayı sağlayacak bir sokağa çıkma tedbiri uygulanması siyasi bir karar olacak ve iktidar bu konuda nasıl bir risk alacak göreceğiz.

En kötü olasılığı düşünüp diğer ülkelerde olduğu gibi kendi ordumuzdan destek istediğimizde nasıl bir manzarayla karşılaşacağız? Askeri sağlık sistemi dağıtılmış, asker hastaneleri kapatılmış, askeri harekatlar öncesinde Sağlık Bakanlığı’yla koordine kurmak zorunda kalan bir ordudan bahsediyoruz. Yani kendi asli görevini yerine getirebilmek için başka bir kurumun desteğine muhtaç bir ordudan bahsediyoruz.

Böyle bir salgında TSK evet gerektiğinde toplumsal güvenliğin kamu düzeninin sağlanmasında destek sağlayabilir ama sağlık hizmetlerinde ise yapamaz, çünkü zaten o da kendi sağlık ihtiyaçları için Sağlık Bakanlığı’ndan hizmet ve destek alıyor.

NATO üyesisiniz… NATO’nun sağlık ve tıbbi destek birimleri var, NATO üyelerinde asker sağlık yapılanmaları var ama Türk Ordusu’nda yok. Var olmasına rağmen tüm ülkede sistem tıkandığı için Rus asker sağlık ekipleri İtalya’ya davet edilmek zorunda kalınıyor.

Biliyorsunuz, koronavirüs artık Suriye’de de yayılıyor. Ve Rusya, Suriye’ye bu bağlamda destek veriyor ama nasıl? Rus askeri sağlık teçhizatlarıyla. Önceki gün Boğaz’dan geçen Rus deniz kuvvetlerine bağlı bir gemide Rus ordusuna ait ambulanslar ve diğer sağlık teçhizatlarının olduğu görüldü. Yani yine asker sistem devrede.

Bakın ABD Deniz Kuvvetleri iki büyük hastane gemisini (UNS Comfort ve USNS Mercy) New York ve Washington’daki virüs salgına destek için görevlendirildi. Gemi deyip geçmeyin. Her biri adeta bizdeki şehir hastanesi gibi. Bin 200 kişilik sağlık personeli, 5 bin ünite kan stoğu, 1 CT scanner, 4 radyoloji ünitesi, 12 ameliyathane, 100 hasta yatağı, 80 yoğun bakım ünitesi vs.

Bu büyük bir imkan, önemli bir askeri yetenek. Bu virüs salgını ve ülkelerin düştüğü durum, ihtiyaçlar bir kez daha gösterdi ki sağlık teşkilatı olmayan ordu sağlıksız bir yapıdır, değil başkasına yardım etmeyi kendine bile yardım etmekte yetersiz kalır.

Askeri hastanelerin kapatılıp sağlık teşkilatının dağıtılması sonrasında TSK’nın sınır ötesi operasyonlarda bile askeri sağlık sistemine ne kadar ihtiyaç duyduğunu acı tecrübelerle yaşadık yaşıyoruz. Bu virüs salgını aldığımız son ders olsun. Türk Ordusu yeniden güçlü bir sağlık teşkilatı kursun, askeri hastaneleri açılsın, askeri doktorları sağlık elemanları olsun.

Ordular aslında devlet örgütlenmesinin çelikleşmiş ifadesidir. Ordu yapılanması ne kadar güçlüyse devletinizde o kadar güçlüdür. Bu nedenle ordunun kendi kendine yeterli olması, her alanda imkan kabiliyetinin bulunması esastır. Sağlık da bunların başında gelir. Sağlık yeteneğinin ne kadar önemli olduğuna ilişkin bir örnek vererek bitirelim. Bir savaş gemisinin seyre çıkmasında gemi komutanından sonra olmazsa olmaz diğer personel ise gemi doktorudur.”