İçlerine “Hulusi Akar” şüphesi düştü!..

6 Şubat 2020

Eveet!.. Nur topu gibi yeni bir kayıkçı kavgamız oldu…

AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan, dün partisinin grup toplantısında konuştu. Erdoğan, Genelkurmay Eski Başkanı İlker Başbuğ’un gündemi meşgul eden “26 Haziran 2009’da askeri şahısların, askeri mahalde işlediği suçlarda dahil özel yetkili mahkemelerde yargılanmasının önünü açan yasa teklifi getiriliyor. Bunu kim hazırladı? Tamamen FETÖ ile ilgili, bu araştırılsın” sözlerine yanıt vererek “2009 yılında görev yapmış tüm milletvekillerine özellikle kendi grubuma sesleniyorum parlamentonun hukukunu korumak için İlker Başbuğ’a dava açılmalıdır” dedi.

Şimdi, AKP’li mebuslar soluğu adliye koridorlarında alacaklar. İlker Başbuğ’u yargılatıp mahkum ettirmek için birbirlerini çiğnercesine yarışacaklar. Halbuki, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından İlker Başbuğ ile Erdoğan’ın arası düzelir gibi olmuştu. Birbirlerine güzel laflar ettiklerini duyuyorduk. Patlak veren yeni kavgaya kayıkçı kavgası dedim. Neticeye bakalım. Farklı kanatlardan gelen açıklamalarla birlikte… FETÖ’nün siyasi ayaklarını ortaya çıkarmaya yönelik ciddi çabalar süratle itinalı bir şekilde sulandırılıyor. Bundan sonra FETÖ’nün siyasi ayaklarını ortaya çıkarılmasını bekleyen hamsininde kavağa çıkmasını beklesin!..

İdlib’den gelen acı haberler üzerine iç politika kulislerini yazmaya ara vermiştik. “Saray’ın hali” fotoğrafını merak edenlere açık istihbarat kaynaklardan bir bilgi aktaralım. Bakan, damat Berat Albayrak’a bağlı Sabah Gazetesi’nin yazarı Salih Tuna, dünkü köşe yazısının başlığında, “Hulusi Akar kimi oyuna getirdi” diye sormuş. Çok manidar!.. Tuna, RAND Corporation’ın Pentagon için hazırladığı rapordan bahsederek, “Her şeyden evvel askeri müdahaleye aşeren bir rapor bu” demiş. Nedim Şener’in Hürriyet’teki köşesinde buna değinirken “FETÖ tasfiyelerinden hareketle darbenin imkansıza yakın olduğunu” dile getirmesine itiraz etmiş. O kadar iyimser olmadığının altını çizmiş. Sonra sözü Savunma Bakanı Hulusi Akar’a getirip şunları sıralamış;

“Mahut raporda ‘Genç subaylar rahatsız’ mesabesinde fitne fesat ifadelerine yer vermekle kalmamışlar, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın Amerikan yanlısı olduğunu da iddia etmişler.

Fitne olur da FETÖ durur mu?

FETÖ’cülerin önde gidenlerinden biri (E. U.) ABD’nin bütün kartlarını Hulusi Akar üzerinden oynadığını ama ‘Hulusi Akar’ın cemaati oyuna getirdiği gibi ABD’yi de oyuna getirme niyetinde’ olup olmadığını bilmediğini söyledi.

Fasıkların getirdiği hiçbir habere zerre miskali itibar edilmez.

Sayın Akar da FETÖ’cü bir firariyi muhatap alıp da haklı olarak cevap vermez.

Lakin, CIA’nın yan kuruluşunun ABD Savunma Bakanlığı için hazırladığı mahut raporda kendisini töhmet altında bırakmaya yönelik o küstah ifadelere bakan sözcüsü düzeyinde de olsa haddini bildiren bir tepki verilmeli değil mi?

Yoksa verildi de benim mi haberim yok?”

İktidar içinde hizip çatışmalarının ne noktada olduğunu Sabah Gazetesi’nden takip etmek çok kolay. En son, Berat Albayrak ile arası iyi olmayan Adalet Bakanı Abdulhamit Gül’e oldukça sert yüklenmişlerdi. Bu sefer, Hulusi Akar’ı hedefe koymuşlar ama daha nazik davranmışlar!.. Bana sorarsanız, hizipler çekişmesinden de öte bir durum var.  Salih Tuna’nın yazısının başlığının içeriği çok geniş olsa gerek!.. “Saray’ın hali” fotoğrafının böyle okunması gerektiğini düşünüyorum.

★★★

Günübirlik AKP kulislerinden de biraz bahsedelim;

Anketler gündemden düşmüyor. Saray’a yakın şirketlerden gelen sonuçlar canlarını sıkıyor. Tek teselli oldukları sonuç, Ahmet Davutoğlu’nun kurduğu Gelecek Partisi’nin şu anda yüzde 2’ler civarında seyretmesi. Bu oranın giderek düşeceğine inanıyorlar. Ali Babacan hareketi için “Parti kurulmadığından elimizde sağlıklı bir ölçüm yok” diyorlar ama o partileşme çabalarına “ölü doğmuş” gözüyle bakıyorlar.

Damat Berat Albayrak’ın yurt içi gezileri ilgi ile takip ediliyor. Bir AKP kurmayı ile konuşurken oldukça ilginç bulduğum izlenimini aktardı. Şöyle dedi;

“Berat bey her gittiği yerde önce kendinin ne kadar başarılı bir bakan olduğunu anlatıyor.”

AKP’li kurmayın ,”Ne var bunda. Tüm siyasetçilerin klasik yöntemidir. Ne diyecekti yani?” diye hemen sözünü kesince şöyle devam etti;

“Sonra da kendisin halk tarafından ne kadar çok sevildiğini uzun uzun anlatıyor. Toplantı bitip gittiğinde arkasından bir dünya eleştiri yapılıyor.”

AKP’li kurmaya, önlerindeki kongrede Berat Albayrak’ın Genel Başkanlığa aday olup olmayacağına ilişkin görüşünü sordum. “Sanmıyorum. Erdoğan sonrasına hazırlık ve yatırım yapıyor. Delege işini şimdiden çok sıkı tutuyor “dedi.

Biraz da Abdullah Gül şemsiyeli Ali Babacan cenahından kulis;

Parti kurma çalışmaları “ihtiyatla” devam eden Ali Babacan cephesinde ekipler, “Ankara” ve “İstanbul” olmak üzere ikiye bölünmüş. Aralarındaki büyük ihtilaflar konuşuluyor. “O varsa ben yokum” kavgaları… Tüzük çalışmalarını yürüten ekip için, “Amatör ve siyasetten uzaklar” suçlamaları yapılıyor. Çok daha ilginç olanı Babacan’ın yakınındaki bir isim, “Ali Babacan bey, Abdullah Gül’e karşı tavır koymaya başladı. Abdullah Gül’ün parti kuruluşunda bulunması için gönderdiği isimleri sorguluyor “dedi. Kulaklarıma inanamadım!.. AliBabacan, Abdullah Gül bağlarını yakından bildiğimi bildiğinden, “Babacan, Abdullah Gül’ün gönderdiği isimlerle görüşürken, ‘Abdullah beyi nereden tanıyorsun. Neden seni gönderdi’ diye ince ince soruyor” diye sözlerine devam etti. Sadece tebessüm ettim!..

Ali Babacan, partiyi şubatta mı, martta mı yoksa daha sonraki bir ayda mı kurar?.. Tarih kadar merak edilen şu;

Deve mi kuş mu olacak?..